Wall Street’i İşgal Et hareketi (ÅŸu an için ‘hareket’ olarak tanımlayabiliriz) doÄŸrudan mirasçısı veya devamcısı olduÄŸu 1968 isyanlarından bu yana ABD’deki en önemli siyasi olay.
Niye ABD’de ve niye (üç gün, üç ay, üç yıl önce veya sonra deÄŸil de) ÅŸimdi baÅŸladığını asla kesin olarak bilemeyiz. Fakat koÅŸulları vardı: Sadece en yoksullar için deÄŸil, çalışan yoksulların (namı diÄŸer ‘orta sınıf’) giderek büyüyen bir kesimi için de vahim biçimde artan ekonomik sıkıntı; ABD nüfusunun en zengin yüzde 1’inin (‘Wall Street’) inanılmaz yüzsüzlüÄŸü (sömürü, açgözlülük); dünyanın dört bir yanındaki öfkeli ayaklanmaların (‘Arap Baharı’, İspanyol indignado’lar, Åžilili öÄŸrenciler, Wisconsin’deki sendikalar ve diÄŸerlerinin oluÅŸturduÄŸu uzun bir liste) örnek oluÅŸturması. AteÅŸi hangi kıvılcımın yaktığı hiç önemli deÄŸil. BaÅŸladı iÅŸte...
‘Adalet’ artık daha anlamlı
Birinci aÅŸamada (ilk birkaç gün) hareket, gösteri yapmaya çalışan ve çoÄŸunluÄŸunu gençlerin oluÅŸturduÄŸu bir avuç cesur insandan ibaretti. Basın, onları tümüyle görmezden geldi. Ardından bazı aptal polis ÅŸefleri, biraz gaddarlığın gösterileri sona erdireceÄŸini düÅŸündü. Filme çekildiler ve görüntüler YouTube’da büyük bir hızla yayıldı.
Bu da bizi ikinci aÅŸamaya getirdi: Tanınma. Basın, artık gösterileri tümüyle görmezden gelemedi. Bu aptal cahil gençler (ve birkaç yaÅŸlı kadın) ekonomiden ne anlardı ki? Pozitif bir programları var mıydı? “Disiplinli miydiler?” Bize gösterilerin çok geçmeden tavsayacağı söylendi. Basının ve muktedirlerin hesap edemediÄŸi (ve görünüÅŸe göre asla öÄŸrenmeyeceÄŸi) ÅŸey ise, protestoların mesajının yaygın yankı bulduÄŸu ve hızla kavrandığıydı. BaÅŸka kentlerde art arda benzer ‘iÅŸgaller’ baÅŸladı. İşsiz 50’likler de katılmaya baÅŸladı. Keza ÅŸöhretler de... Onları sendikalar izledi. ABD dışındaki basın da gösterileri takip eder oldu. Ne istedikleri sorulduÄŸunda, göstericiler ‘adalet’ cevabını veriyordu. Bu, giderek daha çok insana anlamlı bir cevap gibi görünmeye baÅŸladı.
Buradan da üçüncü aÅŸamaya geldik: MeÅŸruiyet. Belli bir üne sahip akademisyenler, ‘Wall Street’e saldırmanın haklı yönleri olduÄŸunu söylemeye baÅŸladı. Birdenbire merkezci güvenilirliÄŸin en güçlü seslerinden New York Times gazetesi, 8 Ekim tarihli baÅŸyazısında protestocuların aslında ‘açık bir mesajı ve belirgin politik çözümleri’ bulunduÄŸunu ve hareketin ‘bir gençlik isyanından fazlası’ olduÄŸunu yazdı. BaÅŸyazı ÅŸöyle devam ediyordu: “Aşırı eÅŸitsizlik, üretken yatırımdan ziyade spekülasyon, dalavere ve hükümet desteÄŸiyle iÅŸ gören bir finans sektörünün yönlendirdiÄŸi iÅŸlemeyen bir ekonominin alameti farikasıdır.” Times’tan duymaya alışık olmadığımız güçte ifadelerdi bunlar. Ardından Demokrat Parti Kongre Kampanyası Komitesi, parti yandaÅŸlarından ‘Wall Street’i İşgal Et protestolarını desteklediÄŸini’ beyan etmesini isteyen bir bildiri dolaÅŸtırmaya baÅŸladı.
Roma bir günde kurulmadı
Hareket saygın hale gelmiÅŸti. Ve saygınlıkla birlikte tehlike de geldi –dördüncü aÅŸama. Popüler hale gelen büyük bir protesto hareketi, genellikle iki önemli tehditle yüz yüze gelir. Birincisi, sokaklarda kuvvetli saÄŸcı karşı gösterilerin örgütlenmesi. Cumhuriyetçi Parti’nin baÄŸnaz (ve gayet zeki) kongre lideri Eric Cantor, fiilen böyle bir çaÄŸrıda bulundu bile. Bu karşı göstericiler son derece acımasız olabilir. Wall Street’i İşgal Et hareketinin buna hazırlıklı olması ve bu gösterileri nasıl ele alacağını veya gerileteceÄŸini düÅŸünmesi lazım.
Fakat ikinci ve daha ciddi tehlike, tam da hareketin baÅŸarısından kaynaklanıyor. Hareket daha fazla destek topladıkça, aktif protestocular arasındaki fikir çeÅŸitliliÄŸi de artıyor. Burada sorun, her zaman olduÄŸu gibi, çok dar kurulduÄŸu için kaybedecek küçük bir tarikat olmaktan veya çok fazla yayıldığı için artık siyasi uyuma sahip olmayan bir dev haline gelmekten nasıl kaçınılacağı. İki uca savrulmaktan nasıl geri durulabileceÄŸine dair basit bir formül yok. Zor iÅŸ.
Gelecek açısından hareketin önünde iki seçenek olabilir: Hükümetin insanların açıkça sancısını çektiÄŸi ekonomik sıkıntıları asgariye indirmek konusunda ne yapacağına dair kısa vadeli bir yeniden yapılanmayı zorlamak; veya Amerikan halkının geniÅŸ kesimlerinin kapitalizmin yapısal krizinin ve artık çok kutuplu bir dünyada yaÅŸadığımız için hasıl olan büyük jeopolitik dönüÅŸümlerin gerçeklerine nasıl kafa yorabileceÄŸine dair uzun vadeli bir deÄŸiÅŸime çalışmak.
Wall Street’i İşgal Et hareketi yorgunluktan veya baskıdan dolayı zayıflamaya baÅŸlayacak olsa bile, çoktan baÅŸarı kazandı ve 1968 isyanları gibi geride kalıcı bir miras bırakacak. ABD, olumlu bir yönde deÄŸiÅŸmiÅŸ olacak. “Roma bir günde kurulmadı” deyiÅŸini bilirsiniz. Yeni ve daha iyi bir dünya sistemi, yeni ve daha iyi bir ABD, art arda gelen nesiller tarafından uÄŸrunda tekrar tekrar çaba gösterilmesi gereken bir görev. BaÅŸka bir dünya (kaçınılmaz olmasa da) mümkün. Ve bir fark yaratabiliriz. İşte Wall Street’i İşgal Et hareketi bir fark, hem de büyük bir fark yaratıyor.
(Bu yazı, yazarın kiÅŸisel internet sitesinden alınmıştır, 15 Ekim 2011 Tercüme: Radikal)