Köklü Değişim Dergisi tarafından düzenlenen konferansta hilafet konusu tartışıldı. Salondaki Atatürk posteri üzerinden başlayan tartışma Türkiye gündemine oturdu
Hizb-ut Tahrir/Türkiye temsilciliği tarafından 3-10 Mart tarihleri arasında İade-i Hilafet Haftası kapsamında düzenlenen “Demokratik Başkanlık Modeli mi, Raşidi Hilafet mi?” başlıklı konferans gerçekleştirildi.
Konferansın, Hilafet’in ilga edildiği 3 Mart tarihinde, Hilafet’in son merkezi olan İstanbul’da ve başkanlık sisteminin hummalı bir şekilde tartışıldığı bir dönemde düzenlenmesi, dikkatleri çekti.
Bu nedenle ulusal ve yerel medya da yer buldu.
Yurt içinden ve dışından konukların katıldığı konferansa çok yoğun bir katılım oldu. Yüzlerce davetli konferans salonuna giremeyince, fuaye alanlarından konferansı takip etmek zorunda kaldı.
Hizb-ut Tahrir’in Emiri, Celil Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın konferansa özel olarak gönderdiği mesajının dinlenmesiyle devam etti. Raşta mesajında, Hilafet’in Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu belirttikten sonra, hakiki Hilafet ile sahtesinin birbirinden ayrılması gerektiğine işaret ederek: “Gerçek Hilâfet meçhul değildir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in beyan ettiği ve onun ardından gelen Raşid Halifelerin üzerinde yürüdüğü seçkin bir nizamdır. Hilâfet, imparatorluk veya krallık olmadığı gibi, cumhuriyet rejimine göre parlamenter veya başkanlık da değildir. Hilâfet, ne Allah’tan başkasının kanun koyduğu demokrasi veya diktatörlük, ne de beşeri sistemlerden herhangi birisi değildir… Hilâfet, kanları, namusları ve malları koruyup zimmete vefa gösterendir. Baskı ve zor kullanarak değil, rıza ve serbest irade ile biat alır. İnsanlar, korkarak ve endişe ile değil, güven içinde ona göçerler…” dedi.
Ardından konferansı izlemek üzere gelen misafirlerden İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Mazlum-Der Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer, Kalem-Der Başkanı Ahmet Kalkan ve Özbek asıllı Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu üyesi İslam Ebu Halil selamlama konuşmaları yaparak, Hilafet’in önemini ve yeniden ikamesinin gerekliliğinden bahsettiler. .
Medya mensuplarının ilgi gösterdiği konferansta sırasıyla, Mahmut Kar, Mısır’dan Mühendis Şerif Zayid, Muhammed Hanefi Yağmur ve Lübnan’dan Ahmed el-Kasas sunumlarını yaptı. Ürdün’den Dr. İyad Kuneybi ise, maruz kaldığı yurtdışı çıkış yasağı nedeniyle konferansa canlı bağlantı yaparak, konuşmasını tele-konferans yöntemiyle gerçekleştirdi. Konferansın son bölümünde ise Abdullah İmamoğlu dua okudu.
Hilafet’in kaldırılmasının 92. yıldönümü dolayısıyla Köklü Değişim Dergisi tarafından düzenlenen ve Türkiye ile çeşitli ülkelerden gelen Hizb-ut Tahrir yöneticilerinin konuşmacı olarak katıldığı Hilafet Konferansı, bu akşam Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Konferans öncesi Hizb-ut Tahrir yöneticilerinden Mahmut Kar basın mensuplarının sorularını cevapladı.
200 HİZB-UT TAHRİR ÜYESİ İÇİN 900 YIL İSTENİYOR
Kar, Ergenekon ile bağlantılı oldukları iddiaları ile ilgili soru üzerine, "Türkiye’de Hizb-ut Tahrir’i Ergenekon ile ilişkilendirmenin temel bir mantığı vardı. Hizb-ut Tahrir topluma İslami düşüncelerini sunuyordu. Diğer taraftan ise ılımlı İslam, medeniyetlerin ittifakı, dinlerarası diyalog düşüncesi topluma sunuluyordu. Hizb-ut Tahrir’e, gençlerine zulmettiler. 12 sene içerisinde 500’den fazla Hizb-ut Tahrir’li genç cezaevlerinde mahpus kaldı. Şu an geldiğimiz noktada 200 kişi hakkında dava Yargıtay 16. Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Hizb-ut Tahrir davalarından dolayı 200 kişi için toplamda 900 yıl ceza isteniyor" dedi.
ATATÜRK POSTERLERİ TARTIŞMASI
Konferansta konuşan İlmi ve Kültürel Araştırma Vakfı (İLKAV) Başkanı Mehmet Pamak ise salonun her iki tarafında asılı bulunan Atatürk posterlerine değinerek, "Hilafetin şeklen bile varlığı Müslümanların birliğine vesile oluyordu. Buna tahammül edemediler. Hilafeti kaldırttılar. Hilafetin kaldırılışı sonucunda biz bugün burada, bu konunun nasıl bir dağılmaya sebep olduğunu ve ne hale geldiğini konuşurken bile, Hilafeti kaldıranların gölgesinden kurtulamıyoruz. İki tarafta onların resimleri var. Bunu dayatan belediyelere sesleniyorum: Bu salonlar babanızın malı değil. Bizden aldığınız vergilerle yapılan salonlar. Dolayısıyla buraları nötr olmalı. Hala bu zulüm devam ediyor. Biz resmi ideolojinin baskısı altında, resmi ideolojinin ilahlarının resmi altında bu konuları konuşmak durumunda bırakılmamalıyız. O düşünce özgürlüğü için çok konuşan medya var ya, hani düşünce özgürlüğünden yanaydınız? Niye buna itiraz eden yok?" şeklinde konuştu.
Programın sunucusu ve diğer konuşmacılar da aynı konuya değinerek, salonda Atatürk posterleri asılmasını eleştirdiler ve konferans öncesi bu konuda Belediye’nin Kültür Merkezi Müdürü ile tartıştıklarını belirttiler.
İMKANDER Başkanı Murat Özer ise "Açıkçası bu topraklarda, bu konferansın yapılmasından dolayı, sağımızda ve solumuzdaki artık bize bakamayan o resmin ıstırap içinde olduğunu görüyor ve bu mutluluğu sizlerle paylaşıyorum" dedi.
"BU ÜLKEDE ÇOCUKLARIMIZ PUT AYİNİ YAPTIRILIYOR
Kale-der Başkanı Ahmet Kalkan da, "O iki resimden fazla karşı çıkmak zorunda olunan büyükçe bir zulüm var. Resmin daha büyüğü heykelle alakalı. Bu ülkede, okullarda çocuklarımız, putperest ayini yapmak zorunda bırakılıyor. Ebu Cehiller nasıl putlara saygı duruşunda bulunuyor ve Müslümanları ona zorlamaya çalışıyorlarsa, dünyada putlara tapmada zorlama hiçbir ülkede gösterilmezken, şehitlerin putlara tapılmasın diye mücadele etmek durumunda olduğu bu ülkede, çocuklarımız her hafta putların karşısında saygı duruşunda bulunmak durumundalar" diye konuştu.