Tarihin bu en büyük saldırısı hakkında tüm dünyada oldukça fazla komplo teorisi vardır. Bu teorilerin büyük bir kısmı ABD çıkarlarına hizmet ettiği için bizzat Pentagon tarafından desteklenmekte ve Hollywood tarafından yapılan film ve belgeseller aracılığıyla yaygınlaştırılmaktadır. Bu komplo teorilerinin en meşhuru şüphesiz ki Yahudilerle alakalıdır.
Hiç Yahudi ölmedi mi?
11 Eylül saldırılarında 4 bin Yahudi’nin işe gitmediği iddiası ilk defa Lübnan Hizbullah’ı tarafından gündeme getirilmiştir. İran yetkililerinin de hemen bu oldukça saçma iddiayı desteklemeleri çok düşündürücüdür.[1]
Saldırılardan bir süre sonra yayın yapan El Menar televizyonu olayda hiçbir Yahudi’nin ölmediğini iddia etmiştir. Oysa 11 Eylül saldırılarında 400 ile 500 arasında Yahudi ölmüştür. New York’ta yaşayan Yahudilerin oranı hesaba katıldığında bu hiç de az değildir. Ayrıca 4 bin Yahudi’ye saldırı öncesi mesaj yazıldığı iddia edilmektedir.
Pressmedya.com saldırılarda öldürülen Yahudilerden bir kısmının isimleri ve cenazelerinin nerede defnedildiği bilgisi aşağıdadır:
İsim – Soyisim/ Yaş/Memleketi/Cenaze Merasiminin Yapıldığı Yer/Meslek ve Diğer Bilgiler
1. Lee Adler/ /Springfield/Temple Beth Ahm/
2. Josh Aron/ /Oceanside, NY/Oceanside Jewish Center
3.Michael Asher/ /Monroe, NY/Monroe Temple of Liberal Judaism
140.Abraham Nethanel Ilıwitz/51/ / /Metropolitan Life Insurance Co.
Saldırıyı Gerçekleştirenler Olaydan Yıllar Önce Öldü Mü?
Saldırıyı Gerçekleştirenler Olaydan Yıllar Önce Öldü Mü?
11 Eylülle alakalı komplo teorilerinden biri de saldırıyı gerçekleştiren 19 kişiden bazılarının saldırılardan yıllar önce ölmüş olduğu, bazısının da hala yaşadığı iddiasıdır. Bu iddialar da zamanla unutulmuş ancak o sürece kadar da ABD’nin istediği etkileri yapmayı başarmıştır. Oysa 11 Eylül’ü düzenleyen 19 kişinin her birinin saldırı öncesi hazırlıklarını ve vasiyetlerini gösteren video kayıtları mevcuttur. Pressmedya.com bu video kayıtlarını ve 11 Eylül saldırılarının hazırlık görüntülerini siz değerli okuyucularına sunar:
Kayıtlarda saldırıları yapanların eğitim durumunun oldukça yüksek olması, çoğunun Avrupa’da eğitim görmüş olması ve 19 kişiden 11’inin Kur’an hafızı olması ve Buhari ve Müslim isimli Hz. Muhammed’in sözlerinin yer aldığı Hadis kitaplarını ezbere bilmesi dikkat çekicidir. Saldırganlar arasında Kütubussitte isimli hadis kitaplarının hafızları da bulunmaktadır. Bütün saldırganlar zengin ailelere mensup ve oldukça yüksek dini eğitime sahip kişilerdir. Saldırganlar kayda aldıkları vasiyetnamelerinde böyle bir saldırıyı neden yaptıklarını, bunun meşruiyetini, gerekçelerini, arkasındaki motivasyonu uzunca anlatmaktadırlar.
11 EYLÜL SALDIRILARINI DÜZENLEYENLER HAYATTA BAŞARISIZ KİMSELER MİYDİ?
11 EYLÜL SALDIRILARINI GERÇEKLEŞTİRENLERDEN BAZILARININ
HAZIRLIK GÖRÜNTÜLERİ VE VASİYETLERİ
Ladin Amerikan Ajanı Mı?
11 Eylül komplo teorilerinden biri de Usame Bin Ladin’in ABD ajanı olduğu iddiasıdır.
Bir insanın ajan olma gayeleri incelendiğinde ilk olarak göze çarpan şey maddi kazanç elde etme amacıdır. Oysa Usame Bin Ladin dünyanın 7. zenginidir.
Böyle birinin CIA’den gelen ücrete bel bağlaması elbette düşünülemez. Bin Ladin’in Prens olduğu, protokollerle karşılandığı ve Sudan gibi birçok ülkede yatırımlar yapan bir iş adamıyken çekilen görüntüleri.
11 Eylül Saldırısı Yüzünden ABD İslam Dünyasına Düşman Oldu İddiası
11 Eylül saldırılarıyla alakalı en önemli iddialardan biri de saldırılar nedeniyle ABD’nin İslam ülkelerine saldırdığı görüşüdür. Bu iddiaları ortaya atanlar ABD tarihinden habersiz kesimlerdir. ABD, 300 yılı geçmeyen tarihi boyunca dünyada en fazla savaşa katılan ülkedir. Ayrıca Batı’nın İslam âlemini kendine tehdit olarak gördüğü bilinen tarihi bir gerçektir. 11 Eylül öncesi İslam Dünyası’na birçok kez saldırı düzenlenmiştir.
Tam tersi El Kaide’ye göre 11 Eylül sebep değil sonuçtur. Saldırılar El Kaide’ye göre “İslam Dünyası’nda birçok katliamlar yapan, içişlerine karışan, diktatör rejimleri destekleyen ve İslam ülkelerine ambargo uygulayan” ABD’nin bu tavırlarına bir tepkidir. ABD 11 Eylül saldırıları öncesi Irak’a, Lübnan’a, Somali’ye, Ogaden’e asker çıkarmış ve savaş açmış, Sudan’ı ve Afganistan’ı daha 11 Eylül saldırıları olmadan bombalamıştır. ABD, Sovyetler Birliği yıkılır yıkılmaz İslam Dünyası’nı kendine tek tehdit ve alternatif olarak görmüş ve NATO konseptini İslam’a, karşı yapılandırmıştır. Sadece Irak’a uygulanan ambargolar sebebiyle 1 milyon çocuk ölmüş, İsrail aleyhine BM’de çıkan her karar ABD ve İngiltere tarafından veto edilmiştir. Bunların her biri El Kaide’ye göre ABD’ye saldırmak için yeterli gerekçelerdir.
PENTAGON'A UÇAK ÇARPMADIĞI İDDİASI
Pentagona hiç uçak çarpmadığı iddiası da sık sık gündeme getirilen iddialardan biridir. Buna kanıt olarak da alanda hiç uçak parçaları bulunmadığı ve uçağın çok az yere zarar vermesi iddaları gündeme getirilmektedir. Oysa Pentagon saldırısı sonrası çekilmiş ve imha olan uçağa ait makina parçalarını gösteren görüntüler mevcuttur. Ayrıca uçağın neden tahmin edilenden az zarar verdiği de bir simulasyon ile açıklanmaktadır. Pentagon'un hiç vurulmadığı iddiaları da mevcuttur. Bu iddia ise oldukça basit olduğu için çoğu zaman dikkate bile alınmamaktadır. Biz yinede Pentagon'un yanmakta iken çekilmiş görüntülerini paylaşıyoruz.
Ayrıca ABD’nin bir ülkeye savaş açmak için meşruiyet arama zorunluluğu da yoktur. Hele hele ülkenin sembolleri olan İkiz Kuleler ve ABD’nin göz bebeği olan Pentagon’u kendisinin vurması akıl dışıdır. Bir ülkenin savunma bakanlığı o ülkenin en önemli ve en stratejik kurumudur. Savunma bakanlığına saldırı ülkenin onuruna ve itibarına yapılmış bir saldırı demektir. ABD sadece bir askerinin öldürülmesini bile savaş sebebi sayarken böyle bir masrafa ve imaj kaybına uğramayı neden tercih etsin? ABD New York’ta sadece 100 kişinin öldüğü bir bombalı saldırıyı bile Afganistan’ı işgal etmek için gerekçe gösterebilirdi. Rusya Çeçenistan’a saldırmak için sadece 33 kişinin öldüğü Moskova’daki askeri apartman bombalamalarını sebep gösterirken ABD’nin kendisini trilyonlarca dolarlık zarara sokacak ve imajını zedeleyecek 4 bin insanını öldürecek bir saldırı neden yapsın ki? İsrail’in bile 1 askerinin kaçırılmasını savaş sebebi saydığı bir konjonktürde ABD’nin ilerde ekonomik krize neden olacak, devasa psikolojik, ekonomik, sosyal, askeri ve politik sorunlara yol açacak böyle bir saldırıyı kendi ülkesinde birçok hedefe saldırarak gerçekleştirmesi mümkün değildir.
Şimdi de saldırıların ABD ekonomisinin 2008 yılında yaşadığı devasa krizin ana nedeni olduğunu gösteren belgesel bölümünü sunuyoruz:
Komplo Teorilerinin Amacı Ne?
ABD Amerika ve Avrupa’da halkı ve hükümetleri devam eden bu savaşın gerekliliğine inandırmak için 11 Eylül’ü El Kaide’nin yaptığını kabul ediyor, İslam ülkelerinde ise bu harekete halkların güvenmesini engellemek için Yahudi parmağı olduğu düşüncesini yaygınlaştırıyor. Ayrıca İslam ümmetine “Siz kendi başınıza hiçbir şey beceremezsiniz. Buna gücünüz, kapasiteniz yetmez mesajı veriyor.
Taliban Silahları Nereden Alıyor?
Çeşitli medya kaynaklarında zaman zaman Taliban ve El Kaide’nin ABD ve 44 müttefik ülke ile savaşlarında kullandıkları kimi oldukça sofistike silahları nereden buldukları sorusu gündeme getirilmektedir. Bu konuda yazılan komplo teorilerinden biri de ABD ile geleneksel çatışma yaşayan Rusya ve Çin’in Taliban ve El Kaide’ye silah sağladığı görüşüdür. Oysa El Kaide Çeçenistan’da Rusya’ya karşı savaşan Çeçen direnişçilerine destek vermektedir. Taliban ise iktidar döneminde Çeçen direnişine devlet bazında destek vermiştir. Çin Doğu Türkistan’da direnen Uygurları el Kaide ve Taliban’ın desteklediğini sık sık gündeme getirmektedir. Ayrıca El Kaide’nin Doğu Türkistan’da Çin’e karşı savaşan birimlerinin var olduğu bilinmektedir. Asıl ilginç olan ABD ve hiçbir NATO üyesinin Çin ve Rusya’ya bu konuda uyarı ya da suçlama yapmamasına rağmen bu iddianın özellikle Müslüman ülkelerde dile getirilmesidir Afganistan- Pakistan sınırında geleneksel atölyelerde birçok silah çeşidinin üretildiği de göz ardı edilmemelidir. . Aşağıdaki görüntülerde el Kaide ve Taliban’ın silahları nasıl elde ettiği görülmektedir.
Taliban eroin ticaretinden kar elde ediyor mu?
Afganistan savaşının en önemli sebeplerinden birinin ülkedeki oldukça kıymetli eroin pazarı olduğu bilinmektedir. Afganistan on yıllar boyu dünya eroin üretiminin büyük bir çoğunluğunu karşılayan ülke olmuştur. Afgan tarihinde eroini ilk defa yasaklayan yönetim Taliban yönetimidir. Taliban uluslar arası kamuoyunun ülkeye ciddi bir ambargo uyguladığı ve ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde bile eroin ticaretini serbest bırakmaması o dönemde birçok uluslar arası kurum tarafından takdirle karşılanmıştır.
Ancak medyada sıkça söylenen iddialardan birisi de Taliban’ın bölgede uyuşturucu trafiğini kontrol ettiğidir. Oysa Taliban 2000 yılında eroini yasaklamış Molla Muhammed Ömer yayınladığı bir fetvada eroin üretiminin ve ticaretinin İslam’a ve insanlığa karşı bir suç olduğunu ve artık yasak olduğunu belirtmiş, fetvanın yayınlanmasından bir sene sonra eroin üretimi %3’e düşmüştür. Zaten Afganistan saldırılarının eroin ihtiyacını karşılayamayan ve bu ticaretten faydalanmak isteyen ABD ve müttefikleri tarafından bu ticareti kontrol etmek amacıyla da yapılmıştır. Eroin ticareti Afganistan’ın işgalinden sonra %400 oranında artmıştır.
Ünlü Amerika'lı Davetçi Halid Yasin'in Olay Hakkındaki Yorumu
Suriye'de silahlı muhaliflerin, İdlib kentinin denetimini ele geçirmek için "Fetih Ordusu" (Ceyş'ul-Fetih) adı altına birleşerek rejim güçlerine karşı saldırı başlattı.