Direniş Ekolleri Ve Eğitim Şekilleri
Bu analiz, İslami/cihadi uyanış süreci boyunca bizim ve başkalarının edindiği tecrübelerin, doğru olan ya da doğru olduğunu düşündüğümüz ve bunun için hata ve kusurlarımızı düzelterek oluşturmaya çalıştığımız yöntemin hikayesidir. Bir Müslüman mücahidin eğitim göreceği alanları beş madde ile özetleyebiliriz.
1) Davranış, ahlak, ibadetler ve kalp amellerinde eğitim.
2) Akide, farklı dini ilimler ve özellikle de cihat fıkhı konularında şer’i ilimler.
3) Siyasi anlayış, siyasi ve sosyal gelişmelerin anlaşılıp analiz edilmesi.
4) Savaş ilimleri, mücadele ekoller ve sanatı konularında eğitim ve cihada hazırlık.
5) İşgallere karşı fiilen cihad eylemine iştirak edilmesi.
Cihad ekolleri dahil olmak üzere uyanıştaki farklı islami çalışma ekollerinin bu alanlardaki katılımlarını gözlemleyecek olursak, eğitim konusundaki durumları hakkında aşağıdaki değerlendirmeleri yapmamız mümkündür ?
Şunu belirtmeliyiz ki, bizler burada genel duruma işaret etmekteyiz, istisnai hallere değil. Zira bazen İslami Uyanış Ekollerinden birinin; bazı fertlerinin diğer ekollerde bulunan olumlu sıfatlarla bezendiğini görebiliriz.
Islah Ve Terbiyeyle İlgilenen Ekoller:
Tebliğ ve davet cemaatleri veya sufi cemaatler gibi. Bunların ibadet, ahlak, sulük, kalp amelleri ve edeple ilgili konularda kendilerini geliştirdiklerini görmekteyiz. Bununla birlikte genellikle şeri ilimler, akaid, fıkıh ve dinin farklı konularında uzmanlaşanlarının sayıca çok sınırlı olduğunu, tabanın ise ilmi açıdan oldukça zayıf olduğunu görürüz. Aynı şekilde siyasi anlayış ve vakıanın değerlendirilmesinde de neredeyse ender durumlar hariç çok az birikime sahip olduklarını görürüz. Cihada hazırlık ve bu hazırlığın pratiğe dökülmesi alanlarında ise, genellikle hiçbir paylarının olmadıklarını gözlemlemekteyiz.
Şeri İlimler Işığında Eğitilen Selefi Ekoller:
Bunlar, selefi akımdan ve şer’i ilim talebelerinden oluşan kesimlerdir. Öncelikle bunların ahlak, ibadet ve kalp amelleriyle ilgili alanlarda zayıf olduklarını gözlemlemekteyiz. Genellikle davranışlarında katılık, sertlik ve ruhi terbiyede eksikliğin hakim olduğu görülmektedir. Akidevi ilimler, Hadis usulü ve ilimleri, fıkıh ve farklı ilim dallarında kendilerini çok geliştirmişlerdir. Bu hareketlerin liderleri ilmi açıdan ciddi anlamda ilerledikleri gibi tabandaki fertler de genel olarak ilmi yeterlilik sahibidir. Öncekiler gibi bunların da siyasi anlayış ve vakıayı değerlendirebilme konularında paylarının az olduğunu görmekteyiz. Hazırlık ve cihad sahasında ise,bu kesim ne kervandadırlar, ne de yoldadırlar. Genel olarak cihad sahasındaki tek payları bazı ferdi çıkışlardan ibarettir.
Siyasi Çalışma, Davet, Siyaset Ve Parti Örgütleri Ekolleri:
İhvan, Hizbut-Tahrir ve bunların benzeri siyasi cemaatler bu grupta değerlendirilir. Genel olarak bunların, ibadet, kalp amelleri, ruhi terbiye ve ahlak konularında zayıf olduklarını gözlemlemekteyiz. Aynı şekilde şer’i ilimler konusunda da böyledirler. Vakıanın değerlendirilmesi, siyaset, idari ilimler ve genel kültür alanlarında ise çok gelişmişlerdir. Önde gelenleri bu konularda yüksek bir seviyede olduğu gibi tabanları da gayet yüksek siyasi bilince sahiptir.
Hazırlık ve cihad alanlarında ise, genel durumda olduğu gibi bir payları yoktur. Ancak bazı özel ferdi çıkışlar bundan istisna edilebilir.
Cihad Cemaatleri, Cihadi Akım Ekolleri:
Cihadi akımların da yukarda özet olarak incelediğimiz değişik ekoller gibi eksikliklerinin olduğunu kabul etmeliyiz. Bir yöne ağırlık vermişler ve diğer alanları ihmal etmişlerdir. Kendilerini ve zamanlarının birçoğunu askeri hazırlık ve eğitimle geçirmişler ve birçoğu da cihad ve kitala fiilen iştirak etmiştir.
Terbiye, ibadet, ahlak ve kalp amelleri gibi alanlarda ise, genelinin durumunun ya orta derecede ya da düşük olduğunu görmekteyiz. Özellikle sonradan gelenlerin durumu böyledir. Şer’i ilim ve talebelik alanlarında ise orta derecededirler. Vakıanın anlaşılması ve siyasi konularda ise, genelinin gerçekten çok zayıf olduğu gözlenmektedir. Ancak İslami cemaatlerde ve ilim halkalarında iyi bir şekilde yetişen birinci nesil cihadçılar bundan istisna edilmelidir.
Böylece islami uyanış ve eylem ekollerinin genel olarak hazırlık ve eğitim alanlarının bir veya iki boyutuna önem verdiklerini, diğer boyutları ise ihmal ettikleri gözlemlenmektedir.
Cihad ekolünde olan bizler, genel olarak daha iyi bir durumda olsak bile, bizim ekolümüz, terbiye ve hazırlıkta bölünmüşlük ve kopuklukla belirginleşmiştir. Bu durum, eğitimin dörtte birini alıp dörtte üçünün terk edilmesinden ötürü böyledir. Cihadi akımlara katılma ve uzun bir süre meydanlarda bulunma neticesinde sonradan gelen cihatçıların; eğitime birinci derecede öncelik veren birinci kuşağın, özellikle de diğer uyanış hareketlerine katılıp terbiye yöntemleriyle eğitilenlerin aksine; sonradan gelenlerin, askeri hazırlıkları ve yaptıkları cihadlarıyla yetindiklerini gözlemledim. Bu durum, kendilerini İslam’ın en zirvesinde olduklarını görmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu inançlarında Nebi’den (s.a.s) rivayet olunan şu hadisin bir kısmına ve hadisten edindikleri yanlış anlayışa itimat etmişlerdir: “Cihad, İslam’ın zirvesidir.” Bunu, İslam’ın tüm esaslarını ve tüm hayır yönlerini kapsayan bir hadisten bölerek almışlardır. Hadisin tamamı ise şöyledir:
Muaz’dan (radıyallahu anh) rivayet olunduğuna göre şöyle demiştir: “Bir gün ‘Ey Allah’ın Resulü! bana, beni cennete sokacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir amel göster dedim. O da şöyle buyurdu: ‘Kuşkusuz sen büyük bir şeyden sordun. Ve kuşkusuz o Allah’ın kolaylaştırdıklarına kolaydır. Allah’a ibadet edip Ona hiçbir şeyi ortak koşma. Namaz kıl, zekat ver, ramazan orucunu tut ve eğer güç yetirirsen haccet. Sonra şöyle dedi: ‘Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları söndürür. Ve kişinin gece yarısı namaz kılması. Sonra “Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” Ayetini okudu. Sonra şöyle dedi: ‘Sana işin başını, temelini ve zirvesini haber vereyim mi? ‘ Bende: ‘Evet ey Allah’ın Resülü dedim. Şöyle buyurdu: ‘İşin başı İslamdır, temeli namazdır, zirvesi ise cihaddır.’ Sonra şöyle dedi: ‘Sana tüm bunların sahibini haber vereyim mi?’ ‘Evet ey Allah’ın Resulü’ dedim. Bunun üzerine dilini göstererek ‘bunu koru’ dedi. Ben de şöyle dedim: ‘Ey Allah’ın Resulü, bizler konuştuklarımızdan sorulacak mıyız?’ O da şöyle buyurdu: ‘Annen seni kaybetsin, insanları yüzleri üzerine cehenneme sürükleyen dillerinin ürününden başka nedir ki? (Tirmizi rivayet etmiştir ve Hasen hadis olduğunu söylemiştir).
Peygamberimizin (s.a.s) sahabelerden birinci nesli eğitme yöntemine, sonra onların, tabiini eğitme yöntemine ve sonra onların, onlara güzel bir şekilde tabi olanları terbiye yöntemlerine baktığımızda ve yine selefin, alimlerin ve salihlerin yöntemlerine müracaat ettiğimizde; hepsinin eğitim metodunun Resulullah’ın (s.a.s) kapsamlı yöntemi üzerine kurulu olduğunu görürüz. Peygamberimizin (s.a.s) bizzat kendisi örnekti. Aişe’nin (radıyallahu anha) de rivayet ettiği üzere, Onun ahlakı Kuran’dı. Onun sireti ise, Allah ile sürekli bağlantılı olan köklü bir akide yolculuğuydu.
O, şer’i ilimlerin kaynağı ve denizidir. Ahlakına gelince, bu konuda Allah’nın Onu şu sözleriyle nitelemesi yeterlidir:
”Kuşkusuz sen güzel bir ahlak üzeresin.”
Hazırlığı ve cihadı ise, işaret edilmeyecek kadar meşhurdur.
Peygamberimizin hazırlık ve terbiyedeki yöntemine gelince; bu, sahabeleriyle birlikte yaşadığı ve tecrübe ettiği günlük sürekli medrese eğitimi idi. Ahlak, ibadet, ilim, amel, anlayış, hazırlık, cihad ve şehadet…
Köklü akidesi, fıkhı, ahlakı ve cihadıyla Resulullah onların önündeki tek güzel örnekti. Onun yöntemi, ilk neslin, Mekke’de aldıkları akidenin kökleşmesine dayanıyordu. Akideyi ekti, ağacını gözetti ve nihayetinde akidenin kökleri nefislerinde yerleşti. Sonra ruhlarında gelişti ve davranışlarında meyvesini verdi.
Peygamberimizin onları ibadete, takvaya, Allah,a yönelmeye teşviki ve bu konularda öncü olması hususunda sünnetin nasları ve siyer haberleri sayılmayacak kadar çoktur. Doğruluk, emanet, cömertlik, cesaret, misafire ikram, sevgi, acıma, müminlere karşı zillet, dayanışma ve başkalarını kendine tercih etme gibi güzel ahlakın zirvesi olan konularda da onların eğiticisi ve gözetleyicisi bizzat O olmuştur.
Kendi vakıalarında yaşamaları, durumlarını anlamları ve ona göre uygulamada bulunmalarına gelince, onların yaşantılarında, bunun sayılamayacak kadar örnekleri bulunmaktadır. İster kendi toplumlarıyla ilişkilerinde olsun isterse yerel ve çevresel güçlerle ilişkilerde olsun hiçbir zaman realiteden uzak kalmamışlardır. Askeri hazırlıklarına gelince: Peygamberimiz (s.a.s), onları askeri eğitime, kuvvet hazırlamaya ve at binmeye teşvik etmiş, onlarla birlikte meydanlara katılmış ve bu konularda onlarla yarışmıştır.
Cihadı uygulama şekline gelince, Onun yolu, en güzel olan yoldur. Bizzat kendisi birçok savaşa katılmış, öncü ve tehlikeyle yüzleşen konumda olmaları için, en sevdiklerinin komutanlığında seriyye ve ordular göndermiştir. O, soylu peygamberin bizzat kendisi komutandı. Hatta Ali (radıyallahu anh) Onun, aralarında en cesaretlileri ve düşmanla en yakından savaşan kişi olduğunu söylemiştir.
Yerinde oturan davetçilerin iddia ettikleri gibi bir adam Müslüman olduğunda, hazırlık yapması ve İslam’la terbiyelenmesi için onu bekletmezdi! Bilakis Onun şiarı, Müslüman olmadığı halde savaşa katılmak isteyen bir kişiye söylediği gibiydi: “Müslüman ol, sonra savaş!”
Peygamberimizin (s.a.s) eğitimdeki yolunun özeti, tüm yönleri kapsamasıydı. Genel olarak bunları sıralayacak olursak:
a) Akide ve ilim.
b) Ahlak ve ibadet.
c) Realitenin ve gelişmelerin anlaşılması ve pratiğe aktarılması.
d) Askeri hazırlık ve kuvvet.
e) Zamanı geldiğinde bir farz olarak cihada iştirak.
Buraya kadar anlatılanlardan, selefin yaşantılarında, öğrencilerini hazırlamada, ümmeti irşadda ve sunmuş oldukları güzel örneklerde bu yönlerin tümüne odaklandıkları anlaşılmaktadır. Siyer ve sahabe hayatıyla ilgili kitapları, onların ve güzellikle onlara tabi olanların harika kıssalarıyla ilgili nakilleri burada uzunca zikretme gereği duymuyorum. Zira en harika kitaplar bu konularda telif edilmiştir. Evrensel İslami direnişe davette eğitim yönteminin üzerine bina edilmesi gereken esas alanlar şunlar olmalıdır:
1) Akide ve şer’i ilimler.
2) Edep,ibadet,ahlak ve kalp amelleri
3) Siyasi anlayış ve vakıa fıkhı
4) Askeri hazırlık.
5) Cihada katılım ve işgale karşı direniş.
Eğitim yöntemimizin üzerine bina edildiği beş asıl bunlardır. Buna binaen, alimlerin, davetçilerin ve bu alanlardaki kalem sahiplerinin, çağdaş İslam kütüphanesini, yeni nesil direnişçi mücahidlerin bu esaslar üzerine eğitilmeleri için yardımcı olacak eserlerle desteklemeleri gerekir.
Bununla birlikte direniş liderlerinin ve kurucu kadrolarının kendilerini ve beraberlerindeki yoldaşlarını hazırlamada da bu yönteme itimat etmeleri gerekir. İlerleyen bölümlerde mücahidlere ve direnişçilere özellikle de evrensel islami direnişe bağlı olanların kendilerini ve beraberindekileri hazırlamalarına ve bununla birlikte ümmetin yeni ufuklara açlmalarına yardımcı olacak bazı kısa açıklamar ve programlar zikredilecektir.