İlim adamlarından Ebu Munzir eş Şankıti, 'önderlerin ölümünün gizlenmesi' konulu bir makale kaleme aldı. Ölümü gizlenen liderlere tarihten örnekler veren Şankiti, "Oluşabilecek fitnenin önüne geçmek için emirlerin ölümü gizlenebilir" dedi.
Şankıti'nin açıklaması, Afganistan İslam Emirliği lideri Molla Muhammed Ömer'in ölüm haberinin yankılarının sürdüğü bir dönemde geldi. Molla Ömer'in aylar önce öldüğü fakat haberin duyurulmadığı iddia ediliyordu. IŞİD resmi olarak yayınladığı videoda, Taliban'ı yalancılıkla suçlamış ve eski liderin ölümünü duyurmadığı için suçlamıştı.
Taliban Hareketi'nin istihbarat örgütlerinin kontrolüne girdiği iddialarına değinen Şankıti, iki sene önce öldüğü rivayet edilen lider hakkında, "Ölümünden bihaber olan istihbaratla ilişkisi olduğu nasıl söylenebilir" dedi.
IŞİD'in "bağlılık gösteren alimler" listesinde yer alan Ebu Munzir eş Şankıti, bu bildiriyi reddetmiş ve Bağdadi'nin hilafet ilanını kabul etmemişti.
Şankıti'nin o makalesi:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam nebimiz Muhammed’e aline ve ashabına olsun.
Emir ve önderlerin ölümü, halkların ve milletlerin tarihi serüveninde, vefatlarından sonra ayrılığın baş gösterdiğine ve birliğin dağıldığına işaret eden nihai ipuçlarıdır.
Büyük önderler insanları bir kelimede buluşturan ve onları bir arada tutmayı başaran şahsiyetlerdir. Onların ölümü, nefsine tabi olan heva ehli kimselere fırsatlar sunmaktadır. Tarihle hemhal olan herkes, insanları bir kelimede buluşturmayı başaran önderlerin ölüm ilanıyla kaosun baş gösterdiğini, ayaklanmaların başladığını ve dirliğin bozulduğunu nakletmektedir.
Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatının peşinden Arap Yarımadası’nın birçok bölgesinde riddet gruplarının ortaya çıkmasıdır diyebiliriz. Nitekim kavminin sadaka işlemleriyle görevli olan Malik bin Nüveyre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefat haberini işitir işitmez topladığı sadakaları teslim etmekten vazgeçmiş ve toplanmış sadakaları kavmine bölüştürmüştü.
Ünlü ilim adamı İbn Haldun, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve ilk sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat bölgesinden Ceyl beldesine doğru yolculuğunu kitabında anlatır. Tuğrul Bey, Rey şehrine vardığı sırada amansız bir hastalığa yakalanır. Hastalığa yakalanan Tuğrul Bey, orada hayatını kaybeder. Tuğrul Bey’in ölüm haberini hiç beklemeden Bağdat’a ulaştırır elçiler. Tuğrul Bey’in ölüm haberi halkın arasında dalga dalga yayılır. Halk bedevilere karşı silahlanmaya başlar. Sebebi ise paniktir. (İbn Haldun Tarihi 3/467)
Bu krizleri önlemek için bir çok kimse önderlerinin ve liderlerinin ölüm haberlerini, şartları oluşturuncaya, kaos ve ayaklanmalardan emin oluncaya kadar gizlemek zorunda kalmışlardır. Bunun tarihte tecrübe edilmiş örnekleri çok fazladır.
1. Ebu Cafer el Mansur: İkinci Abbasi halifesi el Mansur, öldüğü zaman Rebi’ el Hacib onun ölümünü gizledi. Bütün komutanlardan ve liderlerden el Mansur’un oğlu Muhammed el Mehdi’ye biatleri topladıktan sonra ölümü ilan edilip defnedildi. (İbn Kesir 10/129)
2. Yusuf bin Taşfin: Murabıt devletinin hükümdarı müminlerin emiri Yusuf bin Taşfin miladi 1143 yılının Ocak ayında vefat etti. Ancak Yusuf bin Taşfin’in ölüm haberi maslahat gereği 3 ay gizlendi. Bundan sonra oğlu Ebu Muhammed Taşfin’in emirliği ilan edildi. Yusuf bin Taşfin babası Yusuf’tan sonra Murabıt Devleti’nin en hayırlı emiriydi. (Devletul İslam Fi Endülüs 3/241)
3. Kamil bin Adil: Ünli islam tarihçisi İbn Halikan, Mısır ve Suriye’de Sultan olarak hüküm süren Kamil bin Adil’in ölümünü şöyle nakleder: Ayın 4. gününde vefat eden Kamil bin Adil, ayın 22’sinde Cuma günü Dimeşk Kalesi’ne defnedilir. Sultan’ın ölümü Cuma namazına kadar herkesten gizlenir. Cuma namazı eda edildikten sonra, bazı davetçiler minberin önünde duran kürsüye çıkarak Sultana rahmet dilerler ve Mısır sahibi oğluna dua ederler. (Şuzuratı Zeheb Fi Ahbar min Zeheb 5/173)
4. Mevla İbrahim bin Yezid: Tunus’un güneyinde yer alan Tatavin’de devlet reisi Mevla İbrahim vefat ettiği zaman 2 veya üç gün ölüm haberi kimseyle paylaşılmayıp gizlendi. Daha sonra Tatavin halkını kardeşi Mevla Said bin Yezid’e biat etmeye çağırdılar. (el İstiska Li Ahbar Duveli el Mağribil Aksa 3/152)
5. Ebu Mervan Abdulmelik Mutasım Billah: Şeyh Sadi’nin oğlu Ebu Mervan Abdulmelik , yeğeninin kışkırtması sonucu Hıristiyanlarla yaptığı savaş esnasında zehirlenerek hayatını kaybetti.
Ebu Mervan hasta bir halde sedyede taşınıyordu. Allah’ı hikmeti ve lütfü ile öldüğünde mevlası Rıdvan el Alac’tan başka kimsenin haberi olmadı. Onun vefatını gizleyerek kimse ile paylaşmadı. Orduları yönlendirip Sultan falan kişinin şu bölgeye gitmesini, falan kimsenin sancağı tutmasını, falan kimsenin öne çıkmasını ve falan kimsenin geride durmasını emrediyor diyerek orduyu liderlik yapıyordu. Menvil, bu adamın cesaret ve metanetinin şaşılacak derecede olduğunu aktarır. Bu adam parmağını ağzına koymuş sanki orduya sultanın ölümünü bu savaş bitmeden ve zor duruma düşmeden konuşmayın der gibiydi. Böylece Sultan’ın ölümünü gizlemeleri Hıristiyanlara karşı büyük bir zafer elde etmelerine sebep oldu. (el İstiska Li Ahbar Duveli el Mağribil Aksa 5/80-83)
6. Ebu Abbas Ahmet bin Ali el Haşimi el Abbasi: Hicri takvime göre 701 yılının 5. ayında Cuma gecesinde evinde vefat eden Ebu Abbas’ın evi Kahire’de bulunuyordu. Onun için camilerde hutbeler verildi. Ancak ölümü Cuma’dan sonraya kadar gizlendi. (Nucumu Zahira Fi Muluki Mısır ve Kahire 2/242)
7. Şah Mazenderan: Şah Mazenderan vefat ettiği zaman oğlu Hasan bin Alauddin onun vefatını günlerce herkesten gizledi. Bazı bölgelerde ve kalelerde güvenliği ve denetimi iyice sağladıktan sonra vefat haberini ilan etti.
8. Sultan Salih Baybars: Sultan Baybars vefat ettiği zaman emir Bedruddin Beyleyk el Hazendar, onun vefatını askerlerle paylaşmadı. Ablak sarayından onu bir sedye ile Dimeşk’in dışında bir kaleye gece vakti taşıdı. Onu bir tabuta bırakarak evde gizledi. Onun hasta olduğu söylendi ve düzenli olarak doktorlar gelip gitti. Sonra emir Bedruddin askerini ve hazinelerini yanına aldı. Beraberinde bir sedye taşıyarak orduya Sultanın sedyede hasta bir şekilde yattığı izlenimini veriyordu. Sonra Mısır’ı kast ederek Dimeşk’ten çıktılar. Askerler Kahire’ye ulaşıncaya kadar bu hal üzere devam ettiler. Kahire’ye ulaşınca hazineler ve sedye dağ kalesine çıkartıldı. Bu sırada Sultan’ın vefat haberi paylaşıldı. O islam meliklerinin en hayırlılarındandı. (es Suluk Li Marifeti Duvelil Muluk 1/216)
9. Memun İdris: Muvahhidun devletinin halifesi olan Memun İdris, Marakeş’i kastederek savaş yolundayken hayatını kaybetti. Ancak eşi Habibe er Rumiyye onun vefat ettiğini gizledi. Sadece bazı komutan ve şeyhlerle paylaştı. Vefatının ikinci gününde halifenin oğluna biat etmekte ittifak ettiler. Sonra askerlere onun hasta olduğunu söylediler. Sonra ordular yoluna devam etti ve Marakeş’ten ahya bin Nasır onunla karşılaşmak için göründü. Yahya bin Nasır savaşta kaybedip Memun İdris’in oğlu Reşid bölgede kontrolü sağladı. Sonra Marakeş’e girdiler ve güvenliği sağladılar. (el İhate Fi Ahbaril Girnate 1/99)
10. İbn Tumert: İbn Tumert vefat ettiği zaman, Abdulmumin onu kefenleyip, namazını kılıp sonra mescidine gizli bir şekilde defnetti ve kimse ile paylaşılmamasını tavsiye etti. 3 yıl ölümü gizlenen İbn Tumert’in vefat haberi, Abdulmumin bin Ali’nin sultanlığından ittifak edildikten sonra paylaşıldı. (Devletul Muvahhidin 86)
Bulanık suda avlanmaya çalışan ve Afganistan İslam Emirliği Taliban’a karşı fitne çıkartma çabasında olan bazı kimseler, Taliban’ın Molla Ömer’in ölüm haberini bir süre gizli tutmasının caiz olmadığını ve şeriate muhalif olduğunu zannetmektedir. Çünkü onlar bu gizlenme meselesini yalan ve hile bağlamında değerlendirmektedirler. Ancak onların bu zannı birçok yönden çürüktür:
Birinci Yön: Arzulanan bir maslahattan dolayı ölmüş bir kimsenin vefatını gizlemek meşru bir ameldir. Allah (azze ve celle)’nin şu ayeti bu meseleye delalet etmektedir:
“O, yere düşünce cinler kesin olarak anladılar ki şayet gaybı bilmiş olsalardı kendilerini zelil ve perişan eden angarya işlerde devam edip gitmezlerdi.” (Sebe 14)
Allah (azze ve celle) bu ayeti kerimede, Süleyman’ın ölüm haberini cinlerden gizlediğini açıklamaktadır. Bunun sebebi insanların, cinlerin gayb bilgisine sahip olduklarını yalanını fark etmelerinin istenmesidir.
Allame Sadi (rahimehullah) şöyle demektedir: Şeytanlar, Süleyman (aleyhiselam) için her yapıda çalışmaya devam ediyordu. Bu şeytanlar insanları şüpheye düşürüyor, onlara gaybı bildiklerini söylüyorlar ve kapalı şeylere muttali olabileceklerini iddia ediyorlardı. Allah (azze ve celle) bu mesele ile kullarına, onların yalanlarını ifşa etmeyi diledi. Onlar çalışmalarına devam ediyorlardı ve Allah (azze ve celle) Süleyman (aleyhiselam)’ın, asaya dayanmış bir pozisyondayken ölümüne hükmetti. Şeytanlar onun yanına geldiği zaman onu asaya dayanmış bir şekilde buluyorlar ve onun yaşadığını zannediyorlardı.
Rivayet edildiğine göre 1 sene boyunca bu şekilde devam etti. Ta ki ağaç kurdunun Süleyman (aleyhiselam)’ın asasına musallat oluncaya kadar. Süleyman (aleyhiselam)’ın asasını kemiren ağaç kurtu sebebiyle asa çöktü ve asanın çökmesiyle Süleyman (aleyhiselam) yere yığıldı. Şeytanlar dağıldı ve insanlara cinlerin “şayet gaybı bilmiş olsalardı kendilerini zelil ve perişan eden angarya işlerde devam edip gitmezlerdi.” meselesi açık oldu ve bu mesele onlara çok ağır geldi. Şayet gaybı bilmiş olsalardı Süleyman (aleyhiselam)’in ölümünü de bilmiş olurlardı. (Tefsirus Sadi)
İkinci Yön: Sonuçlar ve neticeler meşruluğun asıllarında muteberdirler. Bazen bunlar mubah olurken bezende vacip olur. Ancak arzu edilen bir maslahatın zıddına götürüyorsa ve kendisinden daha büyük bir mefsedete iletiyorsa bu durumda onun meşruluğu yok olur. Allah (azze ve celle)’nin kitabında buyurduğu gibi:
“Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.” (Enam 108)
Şayet Molla Ömer’in vefat haberi ihtilafa, tartışmaya sevk edebilme ihtimali taşıyorsa veya mufsidler bunu fırsata çevirebilme kuşkusu yaşanıyorsa Molla Ömer’in vefat haberinin gizlenmesi meşrudur.
Üçüncü Yön: Şayet yalan, birliği sağlamak, ihtilafı sonlandırmak ve ayrılıktan kaçınmak için emirin vefatını gizleyerek yalan söylenmesi, nasların meşruiyetine delalet ettiği insanların arasını bulmak için söylenen yalana dahildir.
Ümmü Gülsüm binti Ukbe’nin rivayetinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “İnsanların arasını bulmak, hayrı temenni etmek veya hayır söylemek için yalan söyleyen kimse yalancı değildir.” (Buhari ve Müslim)
İmam Nevevi (rahimehullah) bu hadisin şerhinde şunları söylemektedir: “Kadı İyaz şöyle der; bu formatı kendinde barındıran yalan hakkında ihtilaf edilmemiştir. Ancak mubah yalanın ne olduğu hakkında ilim adamları ihtilaf etmişlerdir. Bir grup mutlak kabul edip, bu formatı taşımayan yalanlara da cevaz vermişlerdir. Bu grup, zemmedilmiş yalanın zarar verici yalan olduğunu söylemekteler. Bu iddialarında İbrahim (aleyhiselam)’ın “Onların en büyüğü yaptı. Ben hastaydım.” “Şüphesiz o benim kız kardeşimdir.” sözleri ve Yusuf (aleyhiselam)’ın tellalına ait “Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi.” sözleriyle delil getirmektedirler. Bir adamın zalim bir kimsenin öldürmeye yeltendiği anda çalınan şey yanında olduğu halde nerede olduğunu bilmiyorum diyerek yalan söylemesinin vacip olduğunda ihtilaf olmadığını söylerler.” (Şerhu Nevevi ala Müslim)
Dördüncü Yön: Taliban hareketi düşmanlarına karşı bir savaş içerisindedir. Savaş yalan söylenmesi meşru olan konulara dahildir. Tıpkı Ümmü Gülsüm hadisinde belirtildiği gibi: Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Hâlbuki üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır: Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı, harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir. İki Müslüman’ın arasında sulhu sağlamak kastıyla söylenen yalan."
Beşinci Yön: Taliban direnişçilerine gelecek olursak onlar düşmanları ile savaş içerisindedirler. Savaş hile üzerine mebnidir. Cabir bin Abdullah (radiyallahu anh)’ın rivayet ettiği hadiste Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Savaş hiledir.” (Buhari)
Bu sebeplerden ötürü Ali (radiyallahu anh) şöyle buyurmaktadır: “Sizlere Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den hadis naklederken semadan düşsem benim için onun söylemediği bir şeyi söylemekten daha hayırlı olur. Sizinle aramda cereyan eden bir şey hakkında konuştuğum zaman böyle değildir. Çünkü savaş hiledir.” (Müslim)
Kardeşlerimiz bilsinler ki, Afganistan İslam Emirliği’nde bulunan kardeşlerimizin Molla Muhammed Ömer (rahimehullah)’ın ölüm haberini gizlemelerinde birçok sebep bulunmaktadır:
1. Bütün devlet başkanlarının dahi tecessüsünü yapan ve yeryüzünde büyük-küçük her şeyi bildiğini iddia eden-zanneden Amerika istihbaratının zayıflığını açıkça göstermektedir.
2. İstihbaratlar tarafından bozulduğuna inanan İslam Emirliğine buğz ehlinin yalanlarının ortaya çıkması. Müminlerin emiri Molla Muhammed Ömer’in ölümünden bihaber olan istihbaratla ilişkisi olduğu nasıl söylenebilir.
3. Taliban hareketinde bulunan komutanların önderlerin yönetim ve başkanlık konusunda ki zühdleri ve yönetime geçmek için can atmamaları. Şayet onlar güç, nüfuz ve şöhret peşinde olsaydılar Molla Ömer’in vefatıyla beraber onun yerine geçmek için bir rekabet başlayacaktı aralarında. Ancak onlar bu süre içerisinde bu tarz meselere uzak durdular. Bizler bazı evlatların babalarını kaybettiklerinden bir gün sonra tartışmaya başladıklarına şahit olmaktayız. Nitekim bazi kimseler onun 2 sene önce öldüğünü rivayet etmekteler.
4. Bu mesele ortaya çıktığı zaman İslam Emirliği’nde bulunan komutan ve önderlerin metaneti ve düşmanlarına karşı savaşta birliği sağlama peşinde olmaları.
5. Aynı şekilde Molla Muhammed Ömer (rahimehullah)’ın diktatör olmadığının bir daha belirginleşmesi. Nitekim İslam Emirliği ehlul hal vel akd ile hareketin komutanları arasında gerçekleşen şura ile hareket etmektedir. Bu sebeple Molla Ömer’in hayatını kaybetmesi onların yolunu durdurmamıştır.
Son olarak Afganistan İslam Emirliği’ne karşı entrikalar çevirmeye çalışan ve onları dağıtma çabasında olan kişilere şunu söylüyorum: “İslam Emirliği Müslümanları seviyor ve Müslümanlar da İslam Emirliğini seviyor.”
Allah’tan temkin ve zafer dilerim. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’adır.
Ebu Münzir eş Şankiti