Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alınmadan önce odasına keşif amaçlı giren ismin Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Şükriye Erden olduğu iddia edildi.
Hürriyet, önceki gün Adalet Sarayı’nda yaşanan dehşet anlarının ve saatlerce süren gerginliğin ayrıntılarına ulaştı.
Adliyenin incelenen kamera kayıtlarına göre savcı Mehmet Selim Kiraz’ın 6.kattaki odasının ilk ziyaretçisi saat 08.39’da Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Şükriye Erden’di.
Kamera kayıtlarına göre, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın odasına giren avukat Erden yaptığı kısa görüşmeden sonra ayrıldı.
Şükriye Erden'in DHKP-C militanları ve polislerle müzakere eden ekipte yer alması dikkatlerden kaçmadı.
İfade verdi
İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Mesut Erdinç Bayhan, eylemciler ile güvenlik görevlileri arasında arabuluculuk yapan Avukat Şükriye Erden'in "tanık" olarak ifadesine başvurdu.
Şükriye Erden'in, ifadesinde, olay sabahı saat 09.25 civarında adliyeye girdiğini, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak olan duruşmasına daha zaman olduğu için de avukat arkadaşı Tarkan Özdemir ile saat 10.10'da İstanbul 3. İş Mahkemesi'ne gittiklerini söylediği öğrenildi.
Ardından, tekrar İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne geldiğini aktaran Avukat Erden'in, duruşma bittikten sonra avukat arkadaşı Ebru Timtik'in ricası üzerine İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya gittiğini belirterek, “Gittiğimde duruşma bitmişi. Ebru hanım geldi, onunla İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmamın vakti geldiğinden oraya gittim. Bu dosyada müvekkilimin ailesiyle birlikte Beltur'a çay içmeye gittik. Saati tam olarak hatırlamamakla birlikte 11.45 civarıydı" dediği öğrenildi.
"Haberim yoktu"
" Gaziosmanpaşa'da polisin attığı gaz kapsülüyle yaralanan Deniz Genç için saat 12.30'da yapılacak basın açıklaması nedeniyle C kapısına gittiğini aktaran Erden'in, “O açıklama yapıldıktan sonra yaklaşık 13.00 gibi tekrar adliyeye C kapısının avukat girişinden girdik. Heykelin yanındaki sol taraftan B Blok yönünden 1. bodrum kata çıktık" dediği, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki işini halletmek için 13.45 sıralarında kaleme gittiğini kaydederek, “Koridora çıktığımda simaen tanıdığım avukatlar arasında 'Berkin Elvan'ın savcısı rehin alınmış' diye konuşuyorlardı. Oradaki güvenliğe sorduğumda, onlar da aynı şeyi söylediler. O avukat arkadaşım Twitter'a düşen haberleri göstermeye başladı, ben inanmadığımı söyledim" şeklinde ifade verdiği belirtildi.
Ardından, 1. kattaki baro odasına gittiğini, buradayken ismini hatırlamadığı bir başsavcıvekilinin kendisini aradığını anlatan Erden'in, “Başsavcıvekili bana, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın eylemciler tarafından rehin alındığını ve eylemcilerin benimle, baro başkanıyla ve Sezgin Tanrıkulu ile görüşmek istediğini söyleyerek, 'Siz neredesiniz? Gelip alabilirim' dedi. Saat 14.16 civarında savcı beyle buluştuk. Beraber 6. kata çıktık" dediği öğrenildi.
6. katta iki beyaz giyimli müzakereci polis memurunun da bulunduğunu belirten Erden, “Ben tam bir işbirliği içerisinde ve Emniyet'in yönlendirdiği şekilde, eylemin kansız bitmesi için elimden gelen çabayı sarf ettim. Hatta eylemcilere ısrarcı bir şekilde rica ettim. Şayet müzakere dökümü gelirse, o konuda da ifade vermeye hazırım" dedi.
Şükriye Erden, eski ÇHD İstanbul Başkanı Taylan Tanay'la birlikte polisler hakkındasuç duyurusunda bulunmuştu. Tanay'da örgüte yakınlığı ile biliniyordu. Fakat Taylan Tanay, örgüt tarafından kendi yöntemleriyle cezalandırılmıştı.
DHKP-C, kendi mensuplarını "kendi adalet" sistemiyle cezalandırıyor. Örgüt açıklamasında, Tanay ‘suçlu’ olarak itham edilirken, “Taylan Tanay, işlediği suçlar nedeniyle 23.10.2014 tarihinde saat 00.10 civarında Avcılar’daki evinin önünde Cephe’nin adaletiyle karşılaşmıştır. Tanay’ın arabası Cepheliler tarafından taranmış, camları sopalarla kırılmıştır,” denildi. Açıklamada somut bir ‘suç’ iddiası yer almazken, “düzenden getirdiği pislikleri, alışkanlıkları, yozluğu üzerinden atmamış; ideolojik olarak savrulmuştur” ifadeleri kullanıldı. Açıklamaya bir de ‘not’ ibaresiyle şu ifade düşüldü: “Cezalandırma öldürme amaçlı değil, sadece uyarı amaçlıdır.”
DHKP-C "kendi yandaşını" da cezalandırmıştı
Halkın Hukuk Bürosu, 21.07.2014 tarihinde, Taylan Tanay'la ilgili yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Taylan Tanay kendisine verilen emeği, sevgiyi, değeri ezip, hukukunu tamamlamadan büromuza, tutsaklarımıza, yoldaşlarımıza ve dostlarımıza sorumluluklarını yerine getirmemiş, hesap vermeden ve yalan söyleyerek kaçmıştır.. İşte bu suçlara karşı, Taylan Tanay'ın saflarımızı kirletmesine izin vermemek için, çürümeye vurulmuştur. Yozlaşma düzenin kiri pisliğidir... İçimizde barındırmayacağız. Halkımız bilmelidir ki, hiçbir suç cezasız kalmaz. Suç işleyenler halka ve devrimcilere hesap vermekten kaçamaz. Taylan Tanay da kaçamayacak!.. Onu, işçilerin, işkence görenlerin, devrimcilerin avukatı yapan, devrimcilerin ilkeleri mücadelesi ve siyasi kararlarıdır." denilmişti.
Halkın Hukuk Bürosu daha önce tehdit etmişti
Saldırıdan önce "Halka Ve Devrimcilere Karşı Hızlıca Keskin Yüzü Çevrilen Yasalarınız Ve Yargı Mekanizmanız Sizi Vuran Silaha Dönüşecek!" başlıklı bir açıklama yayınlayan Halkın Hukuk Bürosu Hükümete ve Adalet Bakanlığına: "AklınızdaTutun;Adaletsizliğinizin Altında Kalacaksınız!" diye seslenmişti.
Açıklamada; "Haziran Ayaklanması sırasında 1 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da vurulan Ethem Sarısülük polis kurşunuyla katledildi. Savcı ve Emniyet Müdürlüğü işbirliği ile katil polisin ismi günlerce dosyaya girmedi, hakkında yakalama kararı çıkartılmadı. Katil polis Ahmet Şahbaz olayın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra kamuoyunun ve avukatların baskısıyla 7 Temmuz 2014 tarihinde tutuklanabildi. Bu nasıl adalet?
Gözaltında devrimcilere yaptığı ve yaptırdığı işkencelerle ünlenen polis amiri Sedat Selim Ay AKP devleti tarafından 2012 yılında Terörle Mücadeleden Sorumlu Müdür Yardımcılığına atandı. Haziran Ayaklanmasında halk çocuklarını sokaklarda öldüren katil polisler, AKP’nin yargısı tarafından resmen ödüllendirildi. Adli bir cinayette bile müebbet hapis cezasıyla sonuçlanacak davalarda sanıklara göstermelik cezalar verildi. Bu nasıl adalet?" denilmişti.
"Suçumuzu Büyüteceğiz"
Açıklamada Berkin Elvan konusuna da değinilerek: "Berkin neredeyse 2 yıl önce polisin hedef gözeterek attığı gaz fişeği sonucunda komaya girdi. Berkin’i vuran polislerin fotoğrafları ve kamera görüntüleri dosya içerisinde mevcut ama bu polisler henüz ifadeye bile çağırılmadı. Berkin Elvan’ın polis tarafından öldürülmesinin üzerinden 1 yıl geçti ama ortada hala dava yok! .. Halka gelince son derece yavaş ama iş AKP devletini korumaya gelince son derece hızlı çalışan bu yargıdan adalet beklemedik, bundan sonra da beklemeyeceğiz. Büro avukatlarımızı ve halkımızı açtığınız soruşturmalarla, davalarla ve tutuklamalarla korkutabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İmkânını bulduğumuz her alanda yargınızın çürümüşlüğünü halka anlatmaya devam edeceğiz. “Bu nasıl adalet?” cümlesini suç kabul ediyorsanız, “suçumuzu” büyüteceğiz."