Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Patrick Cockburn
Patrick Cockburn


Irak'ta Sünni-Şii Kavgasını Kim Kazandı?
cockburn
01/12/2008, 08:48


ABD ve Irak, ABD birliklerinin Irak kentleri, kasabaları ve köylerinden 30 Haziran 2009 ve tüm Irak’tan da 31 Aralık 2001 itibariyle çekilmesi konusunda bir güvenlik anlaşmasına varmak üzere. Bu Irak’ın yarım milyon güvenlik gücü ile birliklerin yerini alacak bir duruma geldiği konusunda bakanlıklar düzeyinde bir anlaşma sağlanması koşulunda gerçekleşecek. Taslak anlaşmanın diğer maddeleri Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin kendi ordusuna ve politik gücüne olan güvenin giderek arttığını gösteriyor. Anlaşma Mart ayında ABD işgalinin devam edeceğini ön gören koşullardan farklılık gösteriyor. Anlaşmanın temel noktası, eğer beklendiği gibi uygulanırsa, Saddam Hüseyin’in 2003 yılında devrilmesinden bu yana ilk kez gelecek yaz ABD birliklerinin Irak’ta ikinci güç olması.

ABD birliklerinin ayrılmasının ardından Irak bütünlüğünü korumayı başarabilecek. Ancak, ancak üç ana Irak topluluğu birbirini çok sevdiği için değil. Şiiler galip durumda ve ABD’nin Saddam Hüseyin’in Sünni hakimiyetindeki rejimini yıkmak istemesine karar verdiği an itibariyle kaçınılmaz bir durumdu. Şiiler Irak nüfusunun %60’ını oluşturuyor ve Sünni Araplar ile Kürtler %20’lik kısmını oluşturuyor. Maliki, Şii dinci partilerin en güçlü unsurunu meydana getirdiği Şii-Kürt bir hükümeti yönetiyor. 4 bin 300 askerin öldürüldüğü ve 30 bininin yaralandığı ayaklanma, Sünni topluluğunun bir ayaklanması idi. Dünyanın en çok ilgi gösterdiği bu savaştı. Ancak, Şiiler ve Sünniler arasında Şiilerin kazandığı ikinci bir iç savaş vardı. Şiiler şimdi hükümetin ve ordunun çoğunluğunu kontrol ediyorlar. 2005 Temmuzunda gerçekleşen şiddetli çarpışmaların ardından Bağdat’ın neredeyse dörtte üçünü kontrol altına aldılar. Sünniler ayrı bir yönetim kurabilmek için çok güçsüzler. Kürtlere Irak’ın geri kalan parçası kalıyor ve fakat her ne kadar bağımsızlık için can atsalar da, Türkiye’nin işgal tehditleri karşı karşıyalar. Merkezi hükümet özellikle de Kerkük’ü kontrol eden ve petrol kaynakları üzerine hakim olan Kürtlere karşı gittikçe saldırganlaşıyor.

Dalga, ABD birliklerinin Şubat 2007 itibariyle 30 bin kadar artırılması ve General David Petraeus kontrolü altında uygulanan daha saldırgan taktiklerdi. Ancak daha bunun öncesinde Sunni topluluğunun Irak’ın ve Bağdat’ın çoğunluğundan sürüleceği açıktı. 2006’nın sonlarında Irak İslami Devleti’ni ilan ederek kartlarını ortaya seren El-Kaide’ye karşı da büyük bir tepki vardı. El-Kaide kendisine düşman olan Sünni aşiret liderlerinin marjinalize edilmesi ya da öldürülmesini istiyordu. Aşırı radikal İslami kurallara uymayanlar öldürülüyordu. İslami olmayan biçimlerde saç kesen berberler dahi öldürüldü. Ancak, tüm bunların ötesinde, tüm Sünniler El-Kaide’nin Şiilere karşı provoke edici ve kanlı eylemler gerçekleştirdiğini görebiliyordu. Sünni ulusalcı ayaklanmacılar ABD birliklerine karşı gerilla savaşını sona erdirmek ve ABD yardımı istemek dışında bir seçenek bulamadılar. Al-Sahva ya da Uyanış Hareketinin şu sıralarda ABD tarafından maaşa bağlanan 103.000 üyesi var. ABD ordusunun kayıpları bu ay içinde 18’e kadar düştü. Ancak, şiddet oranındaki azalmanın ABD’nin eylemleri ile ilişkisi çok kısıtlı. Irak’taki politik havayı değiştirenin ABD olduğunu söylemek büyük bir hata olacaktır. ABD’ye karşı Sünni ayaklanmasının sona ermesinin temel nedeni, Sünnilerin Bağdat için savaşta Şiiler tarafından yenilmesidir.

Irak'ta El-Kaide zayıfladı. Eski halinden daha zayıf olduğu söylenebilir. Anbar bölgesinde ve Bağdat’ın çoğunda dayanaklarını yitirdi. Ancak, onun tamamı ile bitirildiğini ya da izole edildiğini söylemek hata olur. Bunun en iyi kanıtı, Uyanış hareketinin dikkatle ve zekice hazırlanmış suikastleri ve intihar saldırılarıdır. El-Kaide net bir biçimde halen Şii sivil hedeflere yönelik intihar saldırıları gerçekleştiriyor. Kalabalık pazar yerleri korunması çok güç yerler.

Irak'ta hayat normale dönüyor. Kesinlikle ilerleme var, ancak Irak’ın dışında bu konuda yanlış kavramlaştırmalar kullanılıyor. Sünni-Şii çatışmasının en gergin olduğu dönemlerde ayda 3 bin kişi öldürülüyordu. Bu Temmuz ayında Irak İçişleri Bakanlığı’nın açıklamalarına göre öldürülenlerin sayısı 900’dü, ki bu evet daha düşük bir rakam, ama yaşamın normale döndüğü anlamına gelmiyor. Bağdat hala dünyanın en tehlikeli kenti. Sünniler ve Şiiler birbirlerinin bölgelerine çok nadir giriyor. Irak’ın güvenliğinin en büyük ölçeği ülkenin içinde ya da dışında mülteci haline gelmiş 4.5 milyon Iraklı. Bu her altı Iraklıdan birinin yaşadığı yeri terk ettiği anlamına geliyor. Mülteciler genellikle Ürdün, Suriye ya da Irak’ta çok kötü koşullarda yaşıyorlar. Tüm geri dönme çağrılarına ve Irak’ta koşulların düzeldiği açıklamalarına karşın onlar için yaşam hala çok tehlikeli.

İran bir başka kriz noktası. Bu Irak krizinde en yanlış anlaşılan konu. Mevcut Irak hükümeti iki temel ittifaka sahip; biri ABD, biri de İran. Onların anlaşmazlık noktası hükümet üzerinde kimin etkin olacağına dair. Iran sözde ‘dalga’nın hakim olmasında çok önemli bir rol oynadı. Irak ordusu Mehdi ordusunun militanlarına karşı Mart’ta ve Nisan’da çok zayıf kaldı. Bağdat hükümüti uyarınca bir ateşkes olmasına sağlayan İran’dı. Mehdi Ordusu’nun lideri Mukteda El-Sadr’a adamlarını sokaktan çekmesi konusunda baskı uygulayan İran’dı. Irak’ın bölünmeyecek olmasının temel nedenlerinden bir tanesi İran’ın bunu istemiyor olmasıdır.

ABD çekilse de Irâk'ta iç savaş çıkmaz. Ana iç savaş zaten bitti. Şiiler kazandı ve Sünniler yenildi. Bağdat’taki Sünni azınlık Amerikan koruması olmadan dayanamaz gibi görünüyor. Irak ordusu, Anbar’da ve başka yerlerde Sünni Uyanış Hareketi’ne karşı hareket ediyor.







 
Beyaz Baretliler İdlib'de savaşın izlerini siliyor
Beyaz Baretliler Suriye'nin İdlib ilindeki sivil yerleşimlerde savaşın izlerini silmek için başlattığı kampanya kapsamında moloz temizleme, kaldırımları boyama ve temizlik çalışmaları yürütüyor.

En Çok Okunanlar