12 Eylül 2013 İngiltere Basın Özeti İngiltere gazeteleri, hafta boyunca sıkça yer verdikleri Suriye krizine ilişkin haberleri ve yorumları bugün de
11 Eylül İngiltere Basın Özeti İngiltere gazetelerinde, Şam rejiminin Rusya’nın ‘kimyasal silahları uluslararası denetime açıp teslim etmesi’ yönündeki
Obama Kongre'den erteleme istedi ABD Başkanı Obama, Kongre'den Suriye'ye askeri güç kullanma yetki tasarısının onaylanma sürecini ertelemelerini
Bilecik Emniyet Müdürlüğü, daha önce Suriye’de direnişe katılan Çinli bir Müslümanı Çin’e teslim etti. Wang Hu (Yusuf) adlı müslüman Çinli uluslararası hukukun iade etmeme hakkı tanımasına rağmen apar topar Çin’e gönderildi.
İdam cezasının yaygın olduğu Çin’de Suriye direnişine katılan bu kişinin akıbetinden endişe ediliyor.
“Yoldaki İşaretler”i Okuyup Müslüman Oldu!
İhvan'ın kurucu liderlerinden Seyyid Kutub’un Yoldaki İşaretler kitabını okuması üzerine Müslüman olduğunu söyleyen Yusuf, Arapça öğrenmek için gittiği Libya’da devrim süreci başlayınca devrimcilerin yanında mücadele etmişti.
Esed rejiminin çocukları öldürüp kadınlara tecavüz etmesine sessiz kalmamak için Libya’dan sonra Suriye’ye giden ve direnişe katılan Hu, Esed/Baas rejimine destek veren Çin hükümetini eleştirmişti. Verdiği bu röportajla bir hayli ilgi odağı olmuştu.
Suriye’de bir süre savaştıktan Türkiye’ye iltica başvurusunda bulunan Yusuf haftada bir Bilecik Emniyet Müdürlüğüne imza vermeye gidiyordu. 16 Ağustos’ta imza vermeye gitti ve bir daha geri dönmedi. 22 Ağustos’ta da Çin’e gönderildi.
Türkiyeli Eşi Olayla İlgili Bilgi Verdi
Türkistan İslam Bülteni Haber Ajansı, Çinli Yusuf'un eşi Türkiyeli Sultan Hanım'la bir röportaj gerçekleştirdi. O röportajı ilginize sunuyoruz:
SULTAN HANIM: Bir hafta nezarette kalan eşim Yusuf (Wang Hu) 22 Ağustos Perşembe günü akşam saatlerinde beni aradı ve “Beni gönderiyorlar, arabaya bindirdiler İstanbul’a götürüyorlar. Havaalanına gel benim eşyalarımı da havaalanına getir.” dedi. Havaalanına gittiğim zaman yanında iki tane polis vardı. Her hafta imza atmaya gittiğimizde görüp tanıdığımız Bilecik Emniyet Müdürlüğünde görevli iki polis vardı yanında.
Birleşmiş Milletler yetkililerini aramaya çalıştım fakat Türk yetkililer bunun hesabını yaparak iadesini gece yarısı 00:30’da kaçırırcasına yaptı. Biliyorlar ki o saatte hiçbir kuruma ulaşamayacağız. Açıkçası Türk hükümetinin eşimi para karşılığı teslim ettiğini düşünüyorum. Bu kadar kolay bir şekilde göndermeleri benim bu iddiamı da bir nevi doğruluyor…
Polis memurları bana “Onun sınır dışı edileceğini belli etmiyoruz. Onu bir yolcu gibi uğurluyoruz. Merak etmeyin başına bir şey gelmesi pek mümkün değil” dediler. Beni aldattılar, yumuşak ve sakin tavırlarıyla eşimi idama gönderdiler…
MUHABİR: Peki siz Türk Hükümetine, Çin’e iade edilirse idam edilir, zulüm görür, bir üçüncü devlete iade edilsin. Çin’e idam edileceğini bilerek teslim edilmesin diye belirtip resmi kurumlara dilekçe verdiniz mi? Bir üçüncü ülkeye niçin teslim edilmedi?
SULTAN HANIM: Bir üçüncü ülkeye niçin gönderilmedi bunu bilmiyorum. Ben resmi kurumlara defalarca dilekçe verdim. Eşim Çin’e iade edilirse idam edilecek diye belirttim. Fakat sesimizi duyan olmadı. Açıkçası iade beklemiyorduk. Türkiye bu iadeyi nasıl yapar idam edileceği bilinen bir ülkeye anlamış değiliz…
MUHABİR: Avukatınız var mıydı?
SULTAN HANIM: Avukatımız yoktu. Mazlumder’in yönlendirdiği bir avukat vardı o da sadece bize izlenmesi gereken yol hakkında bilgi veriyordu.
MUHABİR: Konuşmanızda Çin’e teslim edilirse öldürüleceğini bildirdim dediniz. Söz konusu bu dilekçeyi hangi makama verdiniz?
SULTAN HANIM: Bilecik Emniyet Müdürlüğü’ne verdim. Bir kez iltica başvurusu yaptık reddedildi. İkinci kez başvurduk biz de. Bir gece yarısı uçağa bindirdiler eşimi… Ertesi sabah saat 06:30’dan itibaren de eşimle irtibatım kesildi. Telefonu tamamen kapalı, kendisi de arayamıyor. Hemen ailesine haber verdim. Ailesi de araştırmaya başladı. Kaybedildikten birkaç gün sonra ailesi bana Çin polisinin kendilerini aradığını, “Merak etmeyin çocuğunuz bizim elimizde ve güvende” dediğini bildirdi. Ailesi nerde olduğu, akıbeti ve ne ile suçlandığı konusunda bilgi vermedi. Niçin bilgi vermiyor bunu da bilmiyorum.
Eşim Libya’da savaşmış bir mücahittir, Kaddafi’nin devrilmesi sırasında eşim de Libya’da bulunuyordu.
İstanbul Taksim’de şubesi bulunan BM’ye başvurdum, Birleşmiş Milletler yetkilisi “Bir insanın öldürülme riski varsa sınırdışı edilemez” dediler fakat eşimi öldürüleceğini bile bile Çin Hükümetine nasıl teslim ettiler anlayamadım. BM yetkilileri “Bir üçüncü ülkeye ancak teslim edilir” dedi. Açıkçası ben biraz da onların sözlerine güvendim.
Libyalı Müslüman arkadaşları da bu işin peşini bırakmıyor. Bulundukları ülkede Çin Konsolosluğu önünde eylem yapıyorlar.