Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere tüm Türkiye'de bugün çok sayıda eylem düzenlendi.
Sendikalar, sivil toplum kuruluşlarının öncülük ettiği eylemlerde, Mısır'da darbeci idare ve Suriye'de Esed yönetimi protesto edilecek.
Suriye'de sarin gazı içeren kimyasal silah kullanılmasına, tüm dünyadan tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye'de de tepki gösterileri ve eylemler artıyor.
Çeşitli İslami kuruluşların yapmış olduğu çağrıyla Cuma namazında Fatih Camii’nde buluşan binlerce Müslüman ellerinde Mısır, Özgür Suriye ve Tevhid bayrakları ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önüne yürüdüler.
Yürüyüş sırasında “Katil Sisi, Katil Esed!”, “Katiller: Sisi, Beşşar! Suç Ortakları: Abd-Suud / Rusya-İran! Döktükleri Kanda Boğulacaklar!”, “Beşşar Kasabının Suç Ortağı İran, Hesap Gününün Dehşetinden Kork!”, “Zorbalık ve Hukuksuzluk Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!”, “Mısır’da Darbenin Karşısında, Müslüman Kardeşlerimizin Yanındayız!” yazılı pankartlar açılırken “Katil Esed, Hesap Günün Gelecek!”, “Suriye’de Mısır’da, İslami Direniş Kazanacak!”, “Suriye’de Mısır’da, Vahşete Dünya Suskun, Sen Susma!”, “Sisi-Beşşar, Vahşilikte Yarışıyorlar!”, “Baas Zulmünün Suç Ortağı, İslam Cumhuriyeti Olamaz!”, “Katil Beşşar, İşbirlikçi İran!”, “Direnişin ‘Kimyasal’ Halkasına, Lanet Olsun!”, “Darbeci Firavunlar Döktükleri Kanda Boğulacaklar!”, “İslami Hareket Kazanacak!” yazılı dövizler taşındı.
Fevzipaşa Caddesinde uzun bir kortej oluşturan kalabalık sloganlar ve tekbirlerle Suriye diktatörü Esed’i ve Baas rejimini; Mısır’da darbeci Sisi’yi ve işbirlikçilerini telin ettiler. ABD, İsrail, Rusya, İran, Çin, Suudi Arabistan gibi ülkeler aleyhinde de sloganların atıldığı yürüyüş İstanbul Büyükşehir belediyesi önüne kadar sürdü.
Burada ortak bir basın açıklaması yapan grup, trafiğin akışını daha fazla engellememek amacıyla açıklamadan sonra eyleme son verdi.
Kenan Alpay’ın okuduğu basın bildirisinde “Rotamızı ABD veya Rusya’ya, İran veya Suudi Arabistan’a bakarak değil her zaman için Allah’ın Kitabına ve Resulü’nün yoluna uyarak tayin edeceğiz. Despotik iktidarlara da onların tabi olduğu emperyalist devletlere de kirli ve kanlı ellerini Müslüman halkların üzerinden çekmeleri çağrımızı yineliyoruz. Gerçek şudur ki: Adalet ve özgürlük taleplerine karşı tankla, tüfekle, bombayla, katliam ve tutuklama kampanyalarıyla cevap vermeye kalkışmak İslami hareketlerin değil ulusalcı-laik ideoloji ve devletlerin iflasına güçlü bir delildir.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamanın tam metni:
İnsani ve İslami Değerlerimizi Hedef Alan
Suriye ve Mısır’daki Katliamların Faillerini Lanetliyoruz!
23 Ağustos 2013 Cuma
İslam coğrafyasının kaderi kan gölü olmak, Müslüman halkların kaderi de kan gölünde boğulmak değildir. Bilinmesi gereken en yalın gerçek şudur: İslam coğrafyası ve Müslüman halklar ne despotik iktidarların ne de sömürgeci devletlerin ahlaksız ve hukuksuz tahakkümlerine boyun eğmek mecburiyetindedir. Ancak yerel, bölgesel veya küresel tahakküme itiraz eden, adalet ve özgürlük taleplerini siyasal alana taşımak isteyen Müslüman halkların öteden beri silahla, kanla, dehşetle bastırılması gibi son derece çirkin bir teamül işletilmektedir.
İşte Suriye! 30 aydır her türlü yıkım ve katliamla bütün bir ülkeyi ceset tarlasına dönüştüren Esed rejimi şimdi de Şam’da kimyasal silahlarla 1.300’den fazla kardeşimizi katletti. Katliam görüntüleri şüpheye hiç mahal bırakmayacak bir biçimde Esed/Baas cuntasının insanlığa karşı giriştiği yeni bir suça işaret ediyor.
Yürekleri parçalayan, görenlerin kanını donduran bu katliamı hali hazırda stratejik dengeler adına ağırdan alarak ve diplomasinin klişe ifadeleriyle geçiştiren AB ve ABD’nin de katliamda pay sahibi olduğu muhakkak. İsrail’in güvenliği ve İslami hareketlerin/Müslüman halkların despotik iktidarlar eliyle tarih ve siyaset sahnesinden silinmesi adına uluslar arası camiada sergilenen bu “tarafsız gözlemci” rolü insanlığı tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir şüphesiz. Çünkü Esed rejimi ne söylenirse söylesin 100 binden fazla kişinin katledilmesini, milyonu aşkın mültecinin, harabeye döndürülen bir ülkenin tek faili olamaz. Bu büyük suçun, bu affı mümkün olmayan günahın faili Esed rejimine destek olanlar kadar engel olmaktan geri duranlardır aynı zamanda.
Mısır’da ittifak halinde sergilenen rezaletse eşine az rastlanır cinsten çirkin bir mizanseni andırıyor! Askeri cuntaya bir darbe için zemin hazırlayan liberal-sosyalist ve ulusalcı blok tarafından meşru Cumhurbaşkanı Mursi’yi devirmek üzere yönetime el koymaya davet edilen General Sisi cuntası ABD, İsrail ve Suudi yönetimlerinden açıkça destek almakta.
Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını tekrar yürürlüğe sokan Sisi cuntası Hamas ve İhvanı Müslimin’i tasfiyeye soyundu. ABD-Suud desteğiyle Mısır’ı tekrar Mübarek tasallutundaki işbirlikçi rolüne döndürmekte öylesine kararlı ki; adalet ve özgürlük talep etmek üzere meydanları dolduran geniş kitlelerin üzerine saldığı askerleri ve baltacılarıyla oluk oluk kan akıtmakta bir beis görmüyor.
Ramazan ayında ve sabah namazı vaktinde keskin nişancılar tarafından katledilen kadın ve erkeklerin cesetleri Rabia Meydanı ve İman camiinde kılınan namazların ardından defnedilirken aslında mezara konulan bütün bir insani değerlerdi. Ancak bütün bu zulümlerin hesabının sorulmayacağını zannetmek gerçek değil boş bir beklentidir. “Zulm ile abad olanın ahiri berbat olur” ilkesince bizler “o zalimler pek yakında nasıl bir inkılâpla devrileceklerini bileceklerdir” ayetinin muhakkak tecelli edeceğine inanıyoruz.
Türkiyeli Müslümanlar olarak İstanbul’dan Diyarbakır’a, Trabzon’dan Batman’a, Bursa’dan Van’a kadar hemen her beldede Suriyeli ve Mısırlı kardeşlerimizle dayanışmak üzere sokaklara, meydanlara çıktık. Namazlarımızın ardından el açıp dua ederken de protesto yürüyüşlerimizde attığımız sloganlarda da temel kaygımız ve beklentimiz kardeşlerimizin bir an önce zulümlerden kurtulmasıydı. Dilsiz şeytanlardan olmamak, zalimlere meyledip ateş halkının arasına katılmamak için her ne şart altında olursak olalım mazlum Müslüman halkların safında zalimlere karşı mücadeleyi sürdüreceğiz.
Rotamızı ABD veya Rusya’ya, İran veya Suudi Arabistan’a bakarak değil her zaman için Allah’ın Kitabına ve Resulü’nün yoluna uyarak tayin edeceğiz. Despotik iktidarlara da onların tabi olduğu emperyalist devletlere de kirli ve kanlı ellerini Müslüman halkların üzerinden çekmeleri çağrımızı yineliyoruz. Gerçek şudur ki: Adalet ve özgürlük taleplerine karşı tankla, tüfekle, bombayla, katliam ve tutuklama kampanyalarıyla cevap vermeye kalkışmak İslami hareketlerin değil ulusalcı-laik ideoloji ve devletlerin iflasına güçlü bir delildir.
İslam, Allah’ın dinidir. Müslüman halklar da temeli adalet ve kardeşlik olan Allah’ın dini olan İslam’ı yeryüzüne hâkim kılma azmindeki toplumlardır. Ne kadar kan dökseler, ne kadar acı yaşatsalar da İslam’a ve Müslümanlara açılan savaşın galibi asla zalimler ve işbirlikçileri olamayacaklardır. Çünkü Allah zalimleri sevmez ve kâfirlerin müminler eliyle yenilip cehenneme sürüleceğini vad etmiştir bizlere. Hasbunallah veniğmel vekil!
Suriye ve Mısır Halkıyla Dayanışma Platformu
TÜM TÜRKİYE’DE CUMA EYLEMLERİ
İstanbul Fatih’te Cuma namazı sonrası Suriyeli ve Mısırlı kardeşlerine destek yürüyüşü ve katliamlara karşı protesto gösterileri düzenlendi.
Bursa'da sivil toplum kuruluşları, cuma namazı çıkışında Suriye ve Mısır'da yaşanan katliamları protesto etti.
Kocaeli'de Mehmet Ali Paşa Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneğince cuma namazının ardından Mısır'daki darbeci yönetimi protesto etti.
Aksaray Sivil Toplum Platformu, cuma namazı sonrası Aksaray Ulu Cami önünde, Mısır ve Suriye'deki katliamlar yapılacak gösteride protesto ederek, gıyabi cenaze namazı tertiplendi.
Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, Konya'da Şerafettin Camisi önünde cuma namazı sonrası gösteri yapıldı.
Ardahan Merkez Camisi'nde cuma namazı sonrası Memur-Sen ve Diyanet-Sen üyeleri tarafından Mısır ve Suriye'de hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Ağrı'da Merkez Camii'nde cuma namazının ardından birçok sivil toplum kuruluşunun üyeleri Mısır ve Suriye için protesto gerçekleştirdi.
Kars'ta Fethiye Camisi avlusunda Anadolu Gençlik Derneği Kars Şubesi öncülüğünde bazı sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Mısır ve Suriye'deki katliam protesto ediliyor.
Diyarbakır'da cuma namazı sonrasında ise sivil toplum kuruluşları, Suriye ve Mısır'da yaşanan olayları protesto etti.
Bingöl'de, 23 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Bingöl-Mısır Halkıyla Dayanışma Platformu üyeleri, Mısır'da yaşanan katliamla ilgili bu sabah ve cuma namazının ardından dua programı düzenledi.
Batman Düşünce ve İnanç Platformu, Suriye'deki kimyasal silahla katliamı protesto etmek için yürüyüş düzenledi.
Bugün Siirt'teki bütün camilerde cuma namazından sonra gıyabi cenaze namazı kılındı.
Adana'da Ümmet İçin Dayanışma Platformu üyeleri, cuma namazı sonrası Ulu Cami önünde, Suriye ve Mısır'daki olayları protesto etti.
Erzurum Lalapaşa Camii'nde kılınan cuma namazının ardından Suriye ve Mısır'da hayatını kaybedenler için "cuma duası" yapıldı. Daha sonra Lalapaşa Meydanı'nda AK Parti Gençlik Kolları ile bazı sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla miting düzenledi.
Iğdır İlim Yayma Cemiyeti tarafından da Merkez Camisi önünde Mısır'da darbe karşıtlarına yönelik katliam protesto edildi.
Trabzon'da yarın İskenderpaşa Camisi'nde cuma namazı sonrası basın açıklaması ile protesto gösterileri yapıldı.