Reyhanlı saldırısında 3 tutuklama daha Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs'ta meydana gelen bombalı saldırılarla ilgili 7 kişinin daha gözaltına alındığı,
23 Ağustos 2013 İngiltere Basın Özeti İngiliz Economist dergisi içeride ve dışarıda aldığı bazı yenilgilere rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hala
Suriye'nin Başkenti Şam'da bugün yaşanan kimyasal katliam lanetlendi.
Özgür-Der, İMKANDER, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Öncü Nesil gibi İslami kuruluşların çağrısıyla yapılan eylemler İstanbul başta olmak üzere ülkenin çeşitli kentlerinde Esed rejimine ve destekçisisi İran'a öfke seline dönüştü.
İstanbul
Cağaloğlu Ceziri Kasım Paşa Camii'nden toplanan Müslümanlar hep birlikte İran konsolosluğu önüne yürüyerek Beşşar Esed ve İran'ı protesto etti.
İnsan ve Medeniyet Hareketi'nden Fesih Kaya'nın yaptığı konuşmayla başlayan eylemde Kaya, İran'ın artık İslami kimliğinin kalmadığını, mezhebi taassublarının böylesi bir katliama destek vermeye kadar gittiğini söyledi.
Gazeteci-Yazar Ahmet Varol, Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Haksöz yazarı Bahadır Kurbanoğlu, İMKANDER Başkanı Murat Özer, Özgür-Der Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Çakır'ın birer konuşma yaptığı eylemde konuşmacılar İran devletini ve Hizbullah Örgütünü protesto ettiler.
Ellerinde “Direnişin ‘Kimyasal’ Halkasına Lanet Olsun!”, “Müslüman Zulme Ortak Olamaz!”, “Baas Zulmünün Suç Ortağı, İslam Cumhuriyeti Olamaz!”, “Katil Beşşar, İşbirlikçi İran!”, “Mısır’da Suriye’de Direnişe Bin Selam!” yazılı dövizler taşıyan Müslümanlar İran’ı, Suriye konusundaki politikaları sebebiyle sert bir dille protesto ettiler ve şiddetle lanetlediler.
Esed’in Hamisi İran ve Rusya Kınandı
Murat Ayar’ın sunumunu üstlendiği protestoda Yılmaz Çakır, bir zamanlar “Humeynici” olmakla itham edildiklerini hatırlatarak “Bizi düşmanın tankı topundan ziyade dostun gülü yaralar.” dedi. İran’ın artık kendileri için bir “dost” olmaktan çıktığını ifade eden Çakır, İsrailleşme sürecine giren İran’ın Baas rejimine verdiği destek nedeniyle gerçekleşen Suriye’deki katliamların hesabını veremeyeceğini dile getirdi. Çakır, Baas rejimine destek veren çevrelerin bu kimyasal katliam için de dezenformasyona başvuracaklarını hatırlatarak herkesi yaşanan zulümlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye davet etti.
Ahmet Varol,Esed’in Sisi’nin bir günde iki binden fazla kişiyi katletmesine dünyanın sessiz kalmasından cesaret aldığını ve kimyasal silah kullanma rahatlığının bu sessizlikten kaynaklandığını söyledi. Suriye’deki katliamın asıl failinin adresini işaret etmesi açısından doğru yerde bir eylem yapıldığını belirten Varol, eylemi organize edenlere teşekkür etti ve İran desteği olmazsa Suriye’nin bu kadar katliamı gerçekleştiremeyeceğini vurguladı.
Konuşmacılar sıklıkla Suriye’de 3 yıla yakın bir zamandır devam eden katliamların kabul edilemeyeceğini hatırlatırken son olarak yaşanan kimyasal silahlarla özellikle çocukların yaşamını yitirdiği saldırı karşısında Beşşar Esed’e halen destek veren İran ve Rusya gibi devletleri lanetledi.
“Nasrallah, şimdilerde İsrail Saflarında Savaşıyor”
Bunun yanında Suriye’de fiili olarak savaşan Hizbullah ve lideri Nasrallah’ın son yaptığı açıklamayı da hatırlatan konuşmacılar Nasrallah ve hareketinin İsrail ve ABD saflarında yer aldığını kaydettiler. Suriye’de yüz bini aşkın şehide ses çıkarmayan dünyanın Mısır’da darbenin önünü açtığının vurgulandığı konuşmalarda Suriye ve Mısır’da direnen kardeşlerimize zafer temennilerinde bulunuldu.
“Esed’in Taşeronu İran ve Hizbullah!”
Eylem sırasında “Müslüman Zulme Ortak Olamaz!”, “Katil İran, Katil Hizbullah!”, “Suriye Halkı Yalnız Değildir!”, “Ya Allah Menne Ğayrek Ya Allah!”, “Katil İran Suriye’den Defol!”, “Lebbeyk Lebbeyk Lebbeyk Ya Allah!” “Katil Rusya Suriye’den Defol!”, “Katil Hizbullah Suriye’den Defol!” sloganları atılırken kalabalık sık sık tekbirler getirdi.
Yapılan konuşmalar ve atılan sloganlarda zalimlerin ve zalimlerle işbirliği yapanların feci akıbetini hatırlatan ayetlere atıflar yapıldı. Gerek Suriye’de gerekse Mısır’da askeri cuntalar eliyle işlenen katliam ve yıkımların İslami hareketlerin önünü alamayacağı ve Müslüman toplumları yeryüzünde ilahi adaleti hakim kılma çabasını engelleyemeyeceği vurgulandı.
“Nasrallah, Cehenneme Git!”
Ahmet Ağırakça yaptığı konuşmada İran rejiminin artık İslami kimliğinin kalmadığını, Pers milliyetçisi bir rejim haline döndüğünü söyledi. Ağırakça: “İran ve Hizbullah katliam çetesinin birer parçası olmuşlardır. Hizbullah lideri Nasrallah yaptığı açıklamada kendisinin de Suriye’de Esed’in yanında savaşacağını söylüyor. Ey Nasrallah Cehenneme git! Cehenneme git” dedi.
“Hüseyin Biziz, Siz Haccacsınız!”
İran yandaşı medyanın tıpkı Rojava’da Müslümanlar Kürtleri öldürüyor şeklinde yalan haber yapıp kendi işledikleri Banyas katliamının fotoğraflarını Rojava diye sunduğunu söyleyen İMKANDER başkanı Murat Özer yaptığı konuşmada : Bu çevrelerin ahlaksızlıklarını biliyoruz. Şimdi bu çevreler kimyasal saldırının BM heyetinin geldiği sırada yapılması sebebiyle Müslümanların bu cürmü işlediklerini iddia ediyorlar. Bunlar hem yalancı hem de katliamcıdırlar! Biz BM’ye güvenmiyoruz. Bosna’da Srebrenitsa’da binlerce Müslüman BM gözetiminde katledildi. Ey İran! Hüseyin için yalandan ağlama! Hüseyin biziz. Aişe biziz. Talha ve Zübeyr biziz. Siz olsa olsa, Kabe’yi yıkmaya gelen Haccac olabilirsiniz. Siz Hüseyin’in kafasını kesen Yezid olabilirsiniz. Ehl-i Beyt biziz. Artık ümmeti kandıramayacaksınız” dedi.
Mücahidlerimiz Size Gereken Cevabı Verecek!
Eylemde son olarak söz alan Bahadır Kurbanoğlu’da konsolosluk çevresinde geniş güvenlik önlemi alan polislere dikkat çektiği konuşmasında: “Merak etmeyin. Konsolosluğa bir şey yapacak değiliz. Mücahidlerimiz Suriye’de bu katillere gereken cevabı verecektir” dedi.
Ankara
Suriye'de Esed güçlerince gerçekleştirilen ve kimyasal bombalarında kullanıldığı ve yaklaşık 1300 kişinin katledilmesini protesto etmek için Özgür-Der, Ankara Gençlik Platformu ve Sancaktar Dergisi basın açıklaması yaptı. "Katil Esed İşbirlikçi İran", "Katil Hizbullah Suriye'den Defol", "Kahrolsun Esed Şebbihaları" sloganlarının da atıldığı eylemde Gazeteci Yazar Adem Özköse, Sancaktar Dergisi Editörü Eyüp Gökhan, Gazeteci Yazar Hakan Albayrak, Ankara Gençlik Platformu üyesi Abdullah Yıldız ve Özgür-Der Ankara Şube Başkanı Abdurrahman Çeliker birer konuşma yaptılar.
"Suriye'de dün 1300 kardeşimiz sarin gazıyla katledildiler. Bu yalnızca Esed'in zalimliği değil aynı zamanda İran'ın, Hizbullah'ın ve Suriye'de 3 yıldır gerçekleşen katliamı duymayan bütün insanların ve ülkelerindir." diyerek başladığı konuşmasını; "Suriye'de kardeşlerimiz hiçbir sınır tanımadan katlediliyorlar. Dün İran için meydanlara iniyorduk bugün İran elçiliği önünde eylem yapıyoruz. Bizler Müslüman'ız ve anın şahitliğini yapanlarız. Şimdi ellerine ve zihinlerine kan bulaştıranlar İran ve Hizbullah'tır ve bizler onların bu katliam ortaklığını lanetliyoruz, kınıyoruz." diyerek sona erdirdi.
"Türkiye'de dün Sincan'da tank yürütenler İslami kimliğe karşı oldukları için tankları yürüttüler ve orada bir de İran'lı kardeşimiz vardı. Dün kardeşimiz dediklerimiz ve bu nedenle Mollalar İran'a diyerek bize karşı olanlar Suriye'de zalim Esed'le kola kola Müslümanları katlediyorlar. Abdestli Kapitalistler diyerek direnen Müslümanlara karşı çıkanların dilleri lal oldu bu Abdestli Katillerin karşısında." başladığı konuşmasını; "Suriye'de elleri kana bulaşan zalim İran diktatörlüğü ve Hizbullah'ın hesap gününde hesabı çetin olacaktır. Hangi politika, siyaset o zavallı ve küçücük bedenlerin hem de kimyasal silahlarla katledilmesine gerekçe olabilir." sözleriyle sona erdirdi.
Ankara Gençlik Platformu üyesi Abdullah Yıldız'da konuşmasında; "Dün gece yapılan katliamın insanlık dışı olduğunu vurgulayarak bu katliamda hem İran'ın hem de Hizbullah'ın büyük payı var. Allah'ın hesabı çetin olacak" ifadelerini kullandı.
Topluluk adına basın açıklamasını okuyan Abdurrahman Çeliker'de; Dün yapılan katliamın hiç siyasi mazeretin gerekçesi olamayacağını. Bunun adının sadece katliam olduğunu vurguladığı konuşmasını; "Mısır'da ölenlerin kanları mübarekte Suriye'de katledilenlerin kanı necis midir? diyerek özellikle Türkiye'deki Müslüman çevrelerin ikircikli tutumunun bu noktada eleştirilmesi gerektiğini ifade etti. "3 yıldır Suriye'de yaklaşık 1 aydır Mısır'da yaşananlar birbirinden bağımsız şeyler değildir. Her iki ülkede de Müslümanlar katlediliyor. Daha dün "Mursi'nin söylemlerinde Demokrasi var" diyerek Mısır'daki darbe karşısında tavır alamayanlar kardeşlerimiz öldürülmeye başlayınca hemen rol kapmaya başladılar. Bu iki yüzlü bir tavırdır. Dikatatörlere karşı olmak için illa katliam mı yapılması gerekiyor." diyen Çeliker konuşmasını;
"Şaşırtıcı, incitici ve hatta kahredici olan daha düne kadar kendisiyle övündüğümüz, muasır dönem İslami hareketlerin nadide kazanımları diye sahiplendiğimiz İran ve Hizbullah gibi ülke ve hareketlerin takındığı aktif işbirlikçi tutumdur. Esed rejiminin imza attığı son cinayetin de suç ortaklığını yapan İran ve Hizbullah altına girdiği bu vebalin hesabını müminlere, Rasulullah’a ve daha önemlisi Yüce Allah’a nasıl verecektir? Katliamlara karşı en ileri tutumu salt kınamaktan ibaret olan küresel istikbar odaklarından zaten bir beklentimiz yok. Ancak eli Müslüman kanına bulaşan İran’a ve Hizbullah’a bu ümmetin söyleyecek çok sözü, yapacağı çok beddua bulunmaktadır. Haksızca öldürülmüş ve öldürülmeye devam eden binlerce Suriyeli çocuk, genç ve kadının eli, elbette ki bu ümmetin Mısır’daki dramına duyarlı olup da Suriye’deki dramına karşı kör, sağır ve dilsiz kesilenlerin de yakasında olacaktır." diyerek sona erdirdi.
Diyarbakır
“İRAN HESAP GÜNÜNÜN DEHŞETİNDEN KORK!”
“Yaşasın Suriye Direnişimiz!” ve “Beşşar Kasabının Suç Ortağı İran Hesap Gününün Dehşetinden Kork!” pankartlarının açıldığı eylemde, “Suriye’deki Katliam Durduruldun, Müslüman Zulme Ortak Olamaz, Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek, İnsanlık Onuru Suriye’de Ölmesin, Katil Beşşar İşbirlikçi İran, Direnişin Kimyasal Halkasına Lanet Olsun, Diktatörler Yenilecek Ezilenler Kazanacak” gibi dövizler taşındı.
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Üyesi Ahmet Demir Maruf’un yönettiği eylemde, Maruf, Suriye’de yaşananları Halepçe’ye benzeterek, “insanlık ölüyor. Halepçe’de Kimyasal Ali vardı. Suriye’de artık Kimyasal Esad var” diye duygusal bir giriş yaptı.
“ÜMMETİN YETİMLERİNE SAHİP ÇIKIN”
Ardından Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Nazlıcan, kısa bir konuşma yaptı. Devlete tapınan ve saltanatları için bütün insanlığı kıyımdan geçirebilecek kadar vahşileşen zalimlerin artık iyice pervasızlaşıp kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden toplu kıyımlara başladığını anımsatan Nazlıcan, “İslam’ın mahzun toprakları kanla sulanırken suskun kalan zalimler! adına reel politik dediğiniz vicdani, ahlaki ve insani bütün erdemlerden uzak canavarımsı ve kanlı stratejilerinizi meşrulaştırma çabası içine girmeyin.”dedi. “Ey bu ümmetin izzetli evlatları!” diye çağrıda bulunan Nazlıcan, “Ümmetin yetimlerine sahip çıkın. Ümmetin kurtuluşu ancak onurlu bir direnişle mümkündür. Direnin ve dimdik durun. Allahın izniyle zafer inananlarındır.” diye konuştu.
“BUGÜN SAFIMIZI BELLİ ETME GÜNÜDÜR”
Nazlıcan’ın ardından ise sözü Özgür-Der Bağlar Temsilcisi İkram Filiz aldı. Filiz de, Ortadoğu’daki ayaklanmaların Suriye’de tıkanmasına dikkat çekerek, yaşanan katliam ve buna karşı sergilenen tutumlara isyan etti. Filiz, “Yazıklar olsun o kimselere ki, zalimlerle birlikte oluyorlar. Suriye devrimi karalamaya çalışıyorlar. Bunu kimlerin yaptığı çok açık; İran ve Hizbulesad katliamların suç ortaklarıdırlar. Ve bunlar Esad’ın yanında durdu diye, kimlerinin de sessiz kaldıklarını görüyoruz. Bunlara sadece şu çağrıda bulunmak istiyoruz; safınızı belli edin. Mazlumlardan mı, zalimden mi yana olduğunu gösterin. Bugün Suriyeli mazlumlara, çocuklara, kadınlara, bebeklere sahip çıkma günüdür. Bugün safımızı belli etme, zalimlere lanetleme günüdür.” şeklinde konuştu.
KATİL VE İŞBİRLİKÇİLERİNİ İNTİKAM GÜNÜ’NÜN RABBİNE HAVALE EDİYORUZ!
Son olarak Özgür-Der Şube Başkanı Murat Koç, kitle adına basın açıklaması okudu. Konuşması sık sık, “Yaşasın Suriye Direnişimiz, Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek, Ey Şam Seninle Ölüme Varız, Şam’a Humus’a Direnişe Bin Selam” gibi sloganlarla kesilen Koç, “Kimyasal Zalim Esed ve işbirlikçilerinin Suriye’de işlediği katliamları lanetliyor; bu zulme sessiz kalarak destek verenleri İntikam Günü’nün Rabbine havale ediyoruz!” dedi.
Okunan basın açıklamasının tam metni:
Kimyasal Zalim Esed ve İşbirlikçilerinin Suriye’de İşlediği Katliamları Lanetliyor; Bu Zulme Sessiz Kalarak Destek Verenleri İntikam Günü’nün Rabbine Havale Ediyoruz!
21.08.2013
Dünyanın Mısır’daki gelişmelere kilitlendiği bir süreçte, Esed rejiminin kimyasal gaz bombalarıyla can veren yüzlerce masum insan, gözleri bir kez daha Suriye’ye çevirdi. Baas rejiminin dün gece 03:30 civarında Şam’ın Doğu Ğuta, Cobar, Ain Tarma, Zamalkar, Batı Ğuta ve Muaddamiye bölgelerinde gerçekleştirdiği kimyasal gaz destekli katliamın acı sonuçları ve bilançosu giderek derinleşmektedir.
Katil rejim her zaman yaptığı gibi yine bunu kurgusal bir iddia olarak lanse ededursun amatör kameralarla çekilerek sosyal paylaşım sitelerinde dolaşıma sokulan video ve görüntüler korkunç tabloyu ortaya koymaktadır. Muhaliflerin ve bağımsız kaynakların aktardığı ilk verilere göre iki bin civarında kardeşimiz bu vahşice saldırıdan etkilenerek can vermiş bulunmaktadır. Ve ilk belirlemelere göre üç binin üzerinde yaralıdan bahsedilmektedir.
Sosyal paylaşım sitelerine düşen ve bu vahşeti kısmen de olsa yansıtan görüntülere bakıldığında yüzlerce çocuk, kadın ve gencecik insanın sarin gazıyla can çekiştiği ve tıbbi müdahale imkanları olmadığından dolayı kısa süre sonrasında can verdiği anlaşılmaktadır. Üst üste yığılmış bu çocuk-genç-kadın bedenleri zorbaların gözü dönmüşlüğünü bir kez daha gözler önüne sererken daha toplumsal muhayyilede canlı olan Hama’yı, Halepçe’yi, Felluce’yi bir kez daha çağrıştırmaktadır. Suriye halkına nice vaatlerle baba Esed’in koltuğuna oturan oğul Esed son 2,5 yılda zalimlik konusunda baba Esed’in kat be kat ilerisine geçerek onlarca Hama’yı halka armağan etmiş bulunmaktadır.
Suriye halkına 2,5 yıldır an be an Hama’ları yaşatmaktan geri durmayan zalim Esed rejiminin son saldırıyı ve daha da ağırını yaşatması elbette ki sürpriz sayılmayacaktır. Nasıl olsa sözde “medeni dünya” ne onun ne de muadili Sissi cuntasının katliamlarına ses etmemektedir. Ses ediyor gibi görünenler ise tam 2,5 yıldır Suriye halkını oyalamakta, adeta “Daha fazla ölsünler ki emperyal taleplerimize mecbur hale gelsinler!” demektedir.
Suriye’de direnen kardeşlerimizin her fırsatta haykırdığı gibi “Allah’ım senden başkasından yardım ummuyoruz” şiarı emperyalist Batı ve yerli kuklaları olan zalimler karşısında umudumuzu ve direncimizi canlı tutmaktadır. Keza biz bu “medeni” maskenin arkasındaki “canavar” yüzü Bosna’dan, Çeçenistan’dan, Afganistan’dan, Irak’tan ve daha birçok bölgeden tanımaktayız. Son örnek olarak bu “medeni dünya” değil midir Mısır’da cuntaya toz kondurtmayarak kendisini nispet ettiği değerleri alaşağı eden? Bu nedenle Cuntacı Sissi’nin canlı yayında katliam yapmasına, Mübarek gibi bir diktatörün serbest bırakılmasına tepkisiz kalan sözde “medeni” özde ise “canavar” dünyanın Suriye’deki katliamlara yönelik aşağılık tutumu da hiç şaşırtıcı değildir.
Şaşırtıcı, incitici ve hatta kahredici olan daha düne kadar kendisiyle övündüğümüz, muasır dönem İslami hareketlerin nadide kazanımları diye sahiplendiğimiz İran ve Hizbullah gibi ülke ve hareketlerin takındığı aktif işbirlikçi tutumdur. Esed rejiminin imza attığı son cinayetin de suç ortaklığını yapan İran ve Hizbullah altına girdiği bu vebalin hesabını müminlere, Rasulullah’a ve daha önemlisi Yüce Allah’a nasıl verecektir? Zalimlerle açık ya da dolaylı işbirliği yapanlar, kardeşlerimizin katledilmesine zemin hazırlayan, ortak olanlar asla insanlıktan, adaletten, erdemden söz edemezler.!
Peki, ya Suriye’ye yaklaşımda körlüğü temel tutum edinip Mısır’a duyarlı kesilen suskun ve komplocu “İslamcılar”a ne demeli? Günlerdir Mısır’daki gelişmeler karşısında sokak merkezli eylem-etkinliklerde yolumuzun bir kez daha kesiştiğine tanık olduğumuz duyarlılık sahibi bu kişi-kesimler için hala Suriye için ayağa kalkma zamanı gelmedi mi? Artık özeleştiri yapmayacaklar mı? Mısır’da dökülen Müslüman kanı paha biçilmez de Suriye’de dökülen Müslüman kanı çok mu ucuz? Mısır’daki gelişmeler karşısında duyarlı davranıp alanlara dökülen bu insanlar aynı duyarlılığı neden Suriyeli masumlara çok görmektedirler? Bu ne akıl tutulması, bu nasıl bir basiret bağlanmasıdır? Suriye’de 2,5 yıldır yaşananlar kafanızın netleşmesine yetmediyse Hama’yı, Halepçe’yi çağrıştıran son katliamda yerde yatan yüzlerce kadın ve çocuğun cansız bedeni de mi size bir şey anlatmıyor?
Suriye’de alçakça, vahşice ve şerefsizce yapılan son katliam, Esed rejiminin gözü dönmüşlüğünün vardığı boyutları bir kez daha ortaya koymuştur. Katliamlara karşı en ileri tutumu salt kınamaktan ibaret olan küresel istikbar odaklarından zaten bir beklentimiz yok. Ancak eli Müslüman kanına bulaşan İran’a ve Hizbullah’a, bu ümmetin söyleyecek çok sözü, yapacağı çok beddua bulunmaktadır. Haksızca öldürülmüş ve öldürülmeye devam eden binlerce Suriyeli çocuk, genç ve kadının eli; elbette ki bu ümmetin Mısır’daki dramına duyarlı olup da Suriye’deki dramına karşı kör, sağır ve dilsiz kesilenlerin de yakasında olacaktır. Allah’a ve ahirete varmaya yüzü olanlar açısından ise namazla zekâtı, hacla tesettürü ayırmak neyse Mısır ile Suriye’yi ayırmak da aynı anlama gelecektir. Unutmayalım ki; İzzet Allah’ın, Resulü’nün ve Müminlerindir!