Obama’nın, Usame bin Laden’i öldürdüklerini açıklaması ve sonrasında orada gerçekte neler yaşandığına dair batı medyasında farklı spekülasyonların ortaya çıkmasıyla birlikte demokratik propaganda ve dezenformasyona maruz kalan insanlar, tüm bu hikayelerin güvenilirliğiyle ilgili şüpheye düştüler.
El Kaide yanlıları tarafından Amerika'nın, Usame’nin son anlarını O’nun geçmişi ve karakteriyle uyuşmayan son derece olumsuz bir şekilde sunmaya çalıştıkları şeklinde yorumlanıyor.
Bin Laden’in cesedinin fotoğraflarının ve videosunun yayınlanmasını yasaklayan Amerikalıların, O’nun cesedini İslami kurallara uygun bir şekilde denize gömdükleri iddiası, Amerikalıların yalan söyledikleri şüphesini daha da güçlendirdiği belirtiliyor.
Usame bin Laden’in meskenine yapılan baskın ve O’nun öldürülmesiyle ilgili sızdırılan ve röportajlarda, TV Showlarında ve kitaplarda periyodik olarak işlenen “Gizli Bilgiler”, gerçeği kesinlikle yansıtmadığı ifade ediliyor.
En son dezenformatik sızıntı ise, geçtiğimiz günlerde El Kaide liderinin şahsi korumalığını yaptığı iddia edilen Abdüllatif isimli birinin, Bin Laden’in yanından hiç ayırmadığı patlayıcı kemeriyle feda eylemi yaptığını iddia etmesiydi.
Ancak bu versiyon da yanlıştır ve Usame’nin ölümü hakkındaki gerçeği gizlemek amacıyla yayılmıştır.
Peki, Pakistan’ın Abbutabad kentinde 2 Mayıs 2011 günü gerçekten ne olmuştu?
Bu soru, Usame bin Laden’in öldürüldüğü evine yapılan baskın esnasında kendisiyle birlikte olan Yemen asıllı eşi Emel Seda tarafından cevaplandı.
Emel es-Seda, Usame'nin vefatının gerçek hikayesini anlattı ve cesedinin ortadan kaybolmasının sırrını ortaya çıkardı:
Saldırı başlayıp askerler helikopterlerden atlamaya başladıkları zaman, o anda evde bulunan kardeşler onlarla çatışmaya girdiler. Çatışma çok ağır ve sarsıcıydı.
Evimize saldıranlar, Amerikan ve Pakistan askerleriydi. Onlar beraber hareket ediyorlardı. O kadar çoklardı ki bir anda hepsi de avluyu ve evi sarmışlardı.
Saldırı anında Usame, kendi odasındaydı. Derhal bir silah aldı ve pencereye koştu. Çatışmanın ilk dakikalarında yüzüne bir mermi isabet etti ve hemen oracıkta şehid oldu(inşallah).
Ve bu, Şeyh için Allah’ın bir lütfu idi.
Biraz sonra Amerikalılar, odaya girdiler ve Şeyh’in cansız bedenini buldular. Cesedi alıp evin dışına çıkardılar ve Amerikan deniz piyadelerine ait bir helikoptere götürdüler.
Helikopter havalandıktan bir müddet sonra çok şiddetli bir patlama oldu. Muhtemelen isabet almıştı. Helikopterin parçaları her tarafa yayıldı. İçindeki herkes öldü ve parçaları etrafa dağıldı. Aynı şey Şeyh’in cesedine de oldu.
Amerikalılar, zaferlerini tüm dünyada kutlamak için O’nun cesedini göstermek istiyorlardı fakat Allah(s.v.t.), onların bu planlarını alt üst etti.
Allah, Şeyh’in cesedini bile onlardan aldı. Onlara hiçbir şey bırakılmadı ve bu yüzden, O’nun cesedinin denize gömüldüğü hikayesini uydurmak zorunda kaldılar. Allah, O’nu bu dünyada iken de öldükten sonra da düşmanlarından korudu.
Allah O’nun şehadetini kabul etsin ve kendisine cennette en yüksek dereceleri nasip etsin!
ABD, Abbutabad’daki bu olaydan bir müddet sonra, Ağustos 2011′de, Fox TV aracılığıyla Afganistan İslam Emirliği’ne bağlı savaşçıların içerisinde El Kaide liderine yönelik düzenlenen operasyona katılan 6.Tim'e ait bir helikopteri vurdukları bilgisini vermişlerdi. Bu olayda 22 SEAL üyesinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Başkan Obama, ölen askerlerin arkadaşlarına ve ailelerine başsağlığı dilemişti.
2 Mayıs 2011 gecesi Abbutabad’da Usame bin Laden’in cesediyle birlikte ölen Amerikan askerlerini gizlemek için bir girişim olduğu ifade ediliyor.
Kavkaz Center