Seçim Sonuçları 2019 | Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

William Young
William Young


Suriye Savaşının Kazananları ve Kaybedenleri
ABD siyasetini 100 yıldır belirleyen gölge kurum Rand Cooperation’da kıdemli politika analisti olan William Young’un CNN için yazdığı makale
09/03/2013, 09:40


Bütün yollar Şam’a çıkar… Ve yine oradan geri döner. Suriye’ye İran, Rusya, Libya, Suudi Arabistan ve diğer Arap Körfez ülkelerinden akan askeri ve ekonomik yardımlar, Beşşar Esad rejimi ile aralarındaki bağ gevşek olan isyancı grupların oluşturduğu federasyon arasındaki savaşın sonucunu etkilemeye yöneliktir. Fakat bu dış yardımlar ancak mevcut sivil savaşın sürekliliğini sağlar ve Sünni-Şii bölgeleri arasında Orta Doğu’nun siyasi coğrafyasını yeniden şekillendirecek daha büyük çapta bölgesel düşmanlıkları ateşleyebilir.

Bu savaş bir çok yönden Sünnilerin Şiilere karşı egemen olma mücadelesinin bir devamı olma özelliği taşır. Ki, İsrail de diğer bir yakın hedef olarak bu mücadele içerisinde yerini korur. Çatışmanın her iki tarafında bulunan aşırıcılar arasındaki tarihi nefret, hali hazırda korku yaymaya başlamış ve siyasi hassasiyeti kuzeyde ve doğuda Türkiye ve Irak’a, batıda Lübnan, İsrail ve Filistin’e ve güneyde Ürdün ve Arap Körfezine doğru etkilemektedir. Bu eğilimleri anlamak için şu soruyu sormamız gereklidir: Suriye’deki savaştan kim faydalanıyor ve kim kaybediyor?

En belirgin kazançlı taraf El Kaide ve onun yan kolu olan gruplardır. Savaş bölgeleri ve bu tip yönetim boşluğu olan bölgeler, onların isyan hareketlerine olan katkılarını güçlendirmekte, kendilerine güvenli alan oluşturmalarına ve zenginliklerini artırmalarına imkan tanımaktadır. Bununla birlikte Suriye’deki Sünni ve Şiiler arasında mevcut olan bariz bölünme, eşsiz bir fırsat da sunmaktadır: İslam’ı, tarihi geçmişinde yer alan Selefiler ve Nusayriler (günümüzdeki adıyla Aleviler) arasındaki yüzyıllar öncesine dayalı nefreti kullanarak kontrol altında tutmaya dönük bir savaş. Esad’ın yönetimi altında hüküm süren azınlık Alevilerin bu mücadelede kaybedecek çok şeyleri var. Rejim tarafından zulme uğrayanların öç alma tehdidi savaşı canlandıracağa benziyor. Aynı zamanda İran, her ne kadar pek mümkün görünmese de olası bir Esad rejimi zaferinden ya da sürüncemede kalacak olan bir sivil savaştan faydalanmak için beklemektedir. Kuşkusuz İran bu savaşta Esad rejiminin hayatta kalmasını, hem bölgedeki kendi etkisinin, hem de (ve daha önemlisi), Suriye’nin İsrail’e olan yakınlığını kullanarak bölgedeki başarılarının devamını sağlamak için çok önemli görmektedir.

Aynı zamanda Filistinliler de potansiyel savaştan faydalanacak olan taraftır. Savaşın getirdiği istikrarsızlık, Batı Şeria ve Gazze’de, Suriye ve Ürdün kıyılarında bulunan mülteci kamplarındaki Filistinliler için fırsatları beraberinde getirirken, İsrail ve Ürdün için belirsizliğe sebebiyet vermektedir. Alevilere karşı yapılan bu cihada katılabilecekleri gibi, Birleşmiş Milletler, Arap Ligi ya da diğerlerinin aracılığını yaptığı siyasi düzenlemelerden de dolaylı olarak faydalanabilirler.

Son olarak Kuzey Suriye’deki Kürtler, ya rejimi destekleyerek bu durumdan fayda sağlayabilirler, ya da Türklerle görüşmelerde bulunarak, Kuzey Irak’ta bulunan soydaşları ile ittifak kurabilirler. Her ne kadar son olarak zikredilen strateji, Irak’taki bölünmeler sebebiyle pek olası görünmese de, bütünüyle hesap dışı tutulmamalıdır. Zira Kürtler, aynı anda her tarafta oynamakta usta olduklarını kanıtlamış bir millettir.

Savaşın sürüncemede kalması durumunda kim kaybedecektir? Suriye ve Lübnan’ın geniş sosyal dokusu olan topluluklarla birlikte, Amerikan müttefikleri olan Ürdün ve İsrail en çok kaybedecek olanlar olarak durmaktadırlar. Mülteciler, ekonomik zorluklar ve sınır ötesi gerilimler, siyasi hassasiyeti uyandıracağa ve Ürdün’deki Filistinli ve diğer siyasi grupları, köklü bir değişim yapılması için yüreklendireceğe benzer. Bu tip bir siyasi huzursuzluk, El Kaide ve yandaşlarının Ürdün monarşisine ve İsrail’e vurmalarına kapı açar. Suriye’deki savaştan ve İran’ın nükleer ihtiraslarından şaşkına dönmüş olan İsrail, bu tip İslamcı oluşumlara karşı çok daha müsamahakar davranan bir Mısır ve Gazze/Batı Şeria’daki saldırgan Filistin nüfusu ile karşı karşıya gelmek zorunda kalabilir.

Daha geniş anlamda, Irak, kendi sınırları dahilindeki mezhep çatışmalarının yayılması ihtimalinden ötürü kaybetmeye açık bir ülke olarak durmaktadır. Savaşın genişlemesi sadece Irak’ın bütünleşme çabalarını güçleştirecektir. Ve Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar hükümetlerinin, Bahreyn hükümetinin hali hazırda tecrübe etmiş olduğu gibi, kendi ülkelerinde bulunan Şiilerin olası isyana dönük kıpırdanmalarını izleme gerekliliğini doğuracaktır. Bu Sünni ağırlıktaki rejimlerin Suriye’deki Alevilere karşı yapılan savaşı alevlendirmeye dönük çabaları, kendilerine iç siyasi ve sosyal istikrarsızlık olarak sekme ihtimalini de taşımaktadır. Aynı zamanda onların ekonomik yardımları, El Kaide bağlılarına doğru yön değiştirebilir.

Suriye’deki sivil savaş, ilgili tarafların herhangi bir barış ya da kesin zaferi sağlamaya dönük somut bir iş birliği yapma çabalarının olmadığı ve aynı zamanda Batı destekli siyasi ve askeri bir müdahalenin de olası görünmediği şu andaki şekliyle devam edip gidecek gibi görünmekte. Her ne kadar isyancıları silahlandırmaya dönük dış destekli çabalar Suriye’de manevra yapma alanını genişletecekse de, bu tip bir strateji zaferi garantilemez ve silahlar, İsrail, Ürdün ve diğer komşu ülkelere karşı kullanılmak üzere aşırıcıların (cihadilerin) ellerine düşebilir. Rejimin, çokça silahlandırılmış isyancılara karşı kimyasal silahlarla misilleme yapması ihtimali, insani sebeplerden ötürü dışarıdan bir askeri müdahaleyi teşvik edebilir.

Suriye’deki hızlı değişim süreci, göz önünde bulundurulması gereken diğer bir oyun-değiştirme sabitesi, katsayısıdır. Bugün yapılabilecek olan bir şey, yarın için mümkün olmayabilir. Hareketsizliğin bedeli; masum hayatların kaybedilmesinin devamı, savaşın her iki tarafında bulunanların pozisyonlarının zorlaşması (Ki bu tip bir durum, bir uzlaşmaya varılmasını daha da güç kılacaktır), ve aşırıcılar (cihadiler) tarafından doldurulacak boş bir alanın oluşmasıdır. Bütün bunlar mevcut durum karşısında atıl olarak durmanın beraberinde getireceği risklerden sadece birkaçıdır.

RAND Corp.’da kıdemli politika analisti olan William Young’un CNN için yazdığı makaleyi Emre Bayındır Küresel Haber için tercüme etti.




Suriye Savaşının Kazananları ve Kaybedenleri 09-03-2013