Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Thorbjorn Jagland
Thorbjorn Jagland


Norveç bir daha eskisi gibi olabilir mi?
Thorbjorn Jagland
11/08/2011, 15:25


Oslo ve Utoya adasına Anders Behring Breivik'in 22 Temmuz'da gerçekleştirdiği terörist saldırıların ardından sayısız yabancı basın kuruluşu benim fikrimi sordu.

Yönelttikleri sorular genelde aynıydı: Şimdi Norveç'e ne olacak? Norveç tanınmaz bir hale mi bürünecek? Benzer bir saldırı başka ülkelerde olabilir mi? Benim cevabım, başlangıçta Norveç'in hoşgörü ve insan hakları ve barış mücadelesiyle tanınan açık bir toplum olmaya devam edeceği yönündeydi. Hâlâ da buna inanıyorum. Fakat terörist hakkında daha fazla bilgi aldıkça, Norveç'in aynı kalmayacağını, biraz değişeceğini umduğumu da eklemeye başladım. Terörizmin ne olduğunun farkında olmalıyız. Nereden geliyor ve onun hakkında nasıl konuşabiliriz?

Örneğin artık Müslümanların gerçekleştirdikleri terör eylemleri 'İslamcı terörizm' olarak anılmamalı. Kimse Breivik'e sadece kendisini Hıristiyan olarak tanıttığı için "Hıristiyan terörist" demeyi aklından bile geçirmez. Kuzey İrlanda'da IRA terörizmine hiçbir zaman "Hıristiyan" demedik. Konu Müslümanlar olunca ise onların eylemleri hemen bir din olarak İslam'la ilişkilendiriliyor. Radikal İslam terimi Norveç'te tartışmalarda gittikçe daha sık kullanılıyor. Peki, bu durumda Breivik de radikal Hıristiyanlığı mı temsil ediyor? Hayır. Ne Hıristiyanlıkta ne de İslam'da terörizmi meşru kılacak hiçbir şey yok. Biz kelime seçimlerimizle İslam'ı terörizme bağladığımızda bu tartışmada kutuplar yaratmış oluyoruz. Avrupa'da şu sıralar çok yaygın olan Müslüman ve İslamlaşma korkusu, benim görüşüme göre karşı karşıya olduğumuz en büyük iç tehdittir. Siyasi liderler çok kültürlülüğün başarısızlığa uğradığından bahsediyorlar. Bu tür bir söylemin doğal sonucu Müslümanların ve buraya uymadığı düşünülen herkesin gitmesini beklemektir. Bir Fransız bakan, Müslümanlar yüzünden otobüse binmenin zorlaştığından bahsedebildi. Bu gibi bir hareketle ne elde etmeyi umuyor? Breivik gibi fanatiklerin gözünde Breivik'in bu soruya verdiği türden bir cevabı teşvik ediyor. Breivik kendisini idealist bir kurtarıcı olarak görüyor. Bizi Müslümanların tehdidinden kurtarmak için can alıyor. Breivik'in terörizmi de El Kaide'nin terörizmi de aynı yerden geliyor: İnsanın kendi çevresini yabancılardan temizleme arzusu. Kullandıkları yöntemler de aynı: Kendinden olmayanlara -hainlere- karşı bile amansız bir şiddet; yabancılarla birlikte çalışanlara karşı bir terör. Breivik saldırılarını Müslümanlara karşı değil, onları burada isteyenlere karşı yaptı. Oysa çok kültürlülüğü kabul etmemiz yeterli değil, ondan fayda da sağlamalıyız. Zihniyetimizi değiştirmeliyiz, düşünme şeklimizi değiştirmeliyiz ve çeşitliliğimizden gelen avantajlarımıza kıymet vermeliyiz.

Ben Avrupa güvenliği kavramını askerî konular üzerindeki odağından öteye taşımak gerektiğini savundum. Buna 'derin güvenlik' diyorum. Çatışmaları kışkırtmadan nasıl bir arada yaşayabileceğimiz üzerine bir güvenlik bu. Toplumun derinlerinde gerçekleşen bir güvenlik anlayışı. Bizi bir araya getiren değerler bu derin güvenliğin temelini oluşturuyor. Bu değerler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yüceltilen değerlerdir. Bireylerin haklarını ve yükümlülüklerini içeriyorlar. Dinî ya da etnik kimliğinden vazgeçme zorunluluğun kesinlikle yok. Ama Avrupa'nın ortak değerlerine saygı göstermek gibi bir yükümlülüğün var.

Avrupa'ya Norveç'ten çok net bir uyarı geldi. Belki Breivik yalnız çalışmıştır. Fakat korkarım bir akım başlatmış olabilir. Yeni bir milliyetçilik biçimi ortaya çıkmakta, fakat eski sözler hâlâ geçerli: Tüm milliyetçilikler kötü bir şeyden çıkar ve kötü bir şeylere yol açar.

Alman Başbakanı Angela Merkel'in de dediği gibi, yabancılara karşı duyulan nefret şu anda bir Avrupa sorunu. Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg, 11 Eylül 2001 sonrasında Amerikan Başkanı'nın verdiği mesajın tam tersi bir mesaj verdi. Amerika'da "Teröre karşı savaşta ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız" mesajı vardı. Tüm dünyayı ikiye bölmüştü. Başkan Obama ise Nobel Barış Ödülü'nü başka meziyetlerinin yanında hemen köprüler kurmaya çalıştığı için aldı. Başbakan Stoltenberg, Avrupa'nın artık izlemesi gereken yolu çizdi. Toplumlar arasında demokratik kurumlarla desteklenen köprüler kurmayı amaçlıyor. Breivik'i değiştiremeyiz. Bizim güvenliğimiz, kurabildiğimiz insani ilişkilerde yatıyor.

Chrıstıan Scıence Monıtor 3 Ağustos 2011




Norveç bir daha eskisi gibi olabilir mi? 11-08-2011




En Çok Okunanlar