Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Robert D. Kaplan
Robert D. Kaplan


Çin Rusya'yı zabtedecek
02/06/2017, 15:32


Avrasya’da Rusya ABD’den çok Çin tarafından zapt edilecek. Aslında Rusya’nın Avrasya Gümrük Birliği’nin arkasındaki mantık, Çin nüfuzunu yapabildiği kadar sınırlandırmak. Çin çok ayrı bir emperyal zihniyete sahip. Binlerce yıl pek çok hanedanlık altında çok geniş bir imparatorluk olduğundan, Çin kendi üstünlüğünü hafife alıyor ve sonuç olarak düzgün yönetişim yoluyla başkalarını nüfuzu altına almaya hiç çalışmadı. (Bu ABD’nin, kendi prensiplerine dünya çapında din değiştirme benzeri bir dönüşü amaç edinmiş olan demokratik evrenselciliğine ters.) Çin’in hususi emperyal geleneği, iyi veya kötü her türden rejimle hiçbir suçluluk duymadan masaya oturabilmesine imkan veriyor. Pekin’in yüzlerce yıl tek sorunu, Han Çin’inin ekilebilir arazi beşiğini kısmen kuşatan steplerdeki “barbarlar” idi: ya şiddetle bastırılması, ya rüşvet verilmesi, ya da demografik olarak ezilmesi (tam da bugün olduğu gibi) gereken Tibetliler, Türk Müslüman Uygurlar, İç Moğollar ve diğerleri.

Çin’in her biri en az bir megakent içeren 22 kent kümesinin tümü, tarih boyunca Çin emperyal hanedanlıklarının bölgesini oluşturan ve bu step yarım dairesini dışarıda bırakan Han Çin’inin tarım beşiği içinde yer alıyor. Bu hanedanlıklardan sonuncusu olan Qing (Çing) ya da Mançu Hanedanlığı’nın (ki kendileri de dışardan gelen yabancılardı) barbar çölüne ve step bölgelerine genişlemesi ve dolayısıyla mevcut Çin devletinin coğrafi bağlamını – Müslüman Orta Asya ile çakışan bir devlet – hazırlaması ancak 18. yüzyıl ortasında oldu. Ve yine de Han beşiğini tehdit etmiş olan bu tehlikeli periferi hala mevcut – yalnızca Çin içinde değil, mevcut sınırlarının ötesinde de. Çin İpek Yolu kalkınma stratejisinin bu oynak ve dengesiz azınlık bölgeleri etrafında, bu azınlıkları ekonomik olarak eskiden olduğu gibi pasifize ederek (batı Çin’deki Müslüman Uygur ayrılıkçılarını Güney Asya, Orta Asya ve Orta Doğu’daki radikal İslamcılarla daha fazla temasa sokma ihtimali olmasına rağmen) kestirme bir siyasi çözüm sağlayabileceğini umuyor. Uygur ayrılıkçıları halihazırda Pakistan-Afganistan sınır bölgesinde eğitim almış durumdalar. Yani bağlantı illa ki daha barışçıl bir dünya getirmiyor, özellikle de statükodaki değişimler, daha iyi yönde olsalar bile daha fazla etnik huzursuzluğa sebep olabileceğinden.

Örneğin, Xinjiang’da (Doğu Türkistan), Müslüman Uygurların gerçekten faydasını gördüğü ekonomik modernizasyon sürecinin kendisi, Uygurlar Han Çinlileri ile ekonomik rekabet içinde olduğundan, kendileri için daha radikal bir kimliğin şekillenmesinde pay sahibi. Han Çinlileri Tibetlileri Amerikalıların Navajo’yu gördüğü gibi görürken (bir kıtayı başarıyla nasıl fethettiklerinin egzotik bir hatırlatıcısı), Uygurlardan kesinlikle ürküyorlar. Çünkü İslam Uygurlar için Çin devleti ile bağlantısız, alternatif bir kimliği temsil ediyor. Dalai Lama’ları olan Tibetlilerin aksine, Uygurların Pekin ile iletişim kuracak elit bir liderleri ve eğitimli bir bürokrasileri yok; daha ziyade, çevresel veya başka türlü bir krizle tetiklenebilecek, gelişmemiş, başsız bir ayaklanma gücü gibiler. Uygurlar, akıllı bir Çinli gözlemcinin bana dediği gibi, Çin devletinin halısının altındaki bir bomba. Hatırlayın, merhum Harvard profesörü Samuel Huntington’ın medeniyetler çatışması teorisinin (Huntington’ı eleştirenlerin ya görmezden geldiği ya da hiç anlamadığı) ana argümanı, modernleşme ve kalkınma sürecinin merkezini etnik ve kültürel gerilimin teşkil ettiği idi. Çin’in hızlı modernizasyonu şimdi Huntington’ın tezini kuvvetli bir teste tabi tutuyor.

Çin’in Orta Asya boyunca altyapı genişlemesi, Güney ve Doğu Çin denizlerindeki deniz genişlemesi ile doğrudan bağlantılı. Ne de olsa Çin, bitişik denizlerinde ancak agresif şekilde eyleme geçebilir çünkü artık, şu an için, tarihinde hiç olmadığı şekilde karada bir dereceye kadar güvende. Batı, güneybatı ve kuzeydeki step halkları tarafından sürekli tehdit altındaki Çin, Ming Hanedanı Amirali Zheng He’nin 15. yüzyıl başındaki deniz yolculukları haricinde, doğuda hiçbir zaman bir deniz geleneğine sahip olmadı. Ama küreselleşme, deniz üzerinden iletişim hatlarına abartılı vurgusu ile, Çin gücünün kendi kıtasal kara kütlesinin mavi deniz uzantılarına projeksiyonunu gerektirdi. Bu Çin’in karada güvende kalmasını gerektirdiğinden, aynı zamanda Müslüman Uygurların, Tibetlilerin ve İç Moğolların kalıcı şekilde boyunduruk altına alınması da demek. Bundan dolayı da Tek Kuşak, Tek Yol stratejimiz var. Kısaca, Çin’in sınırları içindeki etnik şeytanları onu askeri olarak dışarıya ve ekonomik olarak sınırlarının çok ötesine itiyor.

Çin’in yeni İpek Yolu, Tang ordularının ta İran Horasan’ına kadar himaye devletler kurmak için Moğolistan ve Tibet arasındaki alan boyunca kendi yollarını ördükleri ortaçağ öncülününki ile epeyce uyumlu. Gerçekten de, Geç Antikite’nin çoğunluğu, Ortaçağ ve erken modern dönem boyunca Çin’in tehlikeli step periferisine neredeyse dokunan, lengüistik ve emperyal alanı Akdeniz’den Orta Asya’ya kadar uzanan, Pers ülkesi idi. Hem Çin hem de Pers ülkesi zengindi, İpek Yolu sebebiyle birbirleri ile temas ettiklerinde bile, savaşçı çöl halkları tarafından kuşatılmış tarım medeniyetleri kurmuşlardı. Ve ikisi de modern çağda Batılı güçler tarafından aşağılanan büyük imparatorluklardı. Sino-İran ilişkilerini bugün sürdüren duygusal ve tarihsel temel bu işte. İran’ın demiryolları genel müdür yardımcısı Hüseyin Aşuri, “İpek Yolu ile hedefimiz önce İran pazarını Çin pazarı ile [yani özel olarak Orta Asya’dan ziyade] birleştirmek.” Dolayısıyla, Avrasya iç bölgesi teması giderek zayıflayan devletler olsa da, büyük eski imparatorlukların geri kalandan bir şekilde daha yavaş hızla uyanışı ile birlikte, tümü arasında daha yoğunlaşmış bağlar ve etkileşimler de olacak.

Bu yüzden anarşi öngören kötümserler ile daha fazla bağlantı öngören iyimserler arasındaki ikiliği unutmayın: İki trend de eşzamanlı gerçekleşecek. Ve liberal aklın takıntılı olduğu lineer ilerleme paradigmasının dışında düşünüldüğünde, bunda hiçbir çelişki yok. Marco Polo’nun dünyasını bir kere daha düşünün: seyyah için büyük, ezici tehlike demek olan ama bir İpek Yolu bağlamının – tüm o zenginlik yaratma gücüyle – yine de var olduğu o dünya.

Tüm bu ülkeler içinde Pakistan, Çin’in Avrasya boyunca İpek Yolu’nu Hint Okyanusu boyunca İpek Yolu ile birleştirme kabiliyetinin sınandığı yer olacak. İpek Yolu’nun bu kısmı, Pakistan’ın Arap Denizi limanı Gwadar’dan (zaten Çin’in inşa ettiği bir liman) Belucistan çölü üzerinden kuzeye ve Karakurum dağlarından Çin’in batı Xinjiang Eyaleti’ne kadar 1800 millik bir süper otoyol ve süper hızlı demiryolunun inşası için Çin’in önerilen 46 milyar dolarlık yatırımının tüm gücüne ihtiyaç duyacak. 1947’deki bağımsızlıktan bu yana hiçbir şey Pakistan’ı istikrara kavuşturmak – hudut ayaklanmalarını dindirmek – için bu projenin tamamlanmasından daha yararlı olamaz ve Çin’in kendi step periferisinin hakimiyetini başka hiçbir şey daha sıkı temin edemez. Gerçekten de, Pakistanlıların Kuzey Veziristan’daki terör ağlarının üzerine birkaç yıl önceki gibi gitmesini Amerikan basıncından çok daha büyük ölçüde Çin basıncı sağlamış olabilir çünkü İpek Yolu, Pekin’e İslamabad’da Washington’un yalnızca hayalini kurabileceği bir koz veriyor.

Ancak Çin’in Pakistan’ı kurtarabileceği şüpheli. Pakistan hükümetinin serpilen medya ve sivil toplum örgütleri tarafından giderek daha fazla hesap verme pozisyonuna sokulduğu – ve sonuç olarak sivil toplumu İslamabad ve Lahor’daki spektrumun en tepesine kadar genişlettiği – doğru, İslamabad’daki partiler arası savaşın bir miktar hafiflediği de doğru, ancak ülke temel olarak kötüleşmeye devam ediyor. Elektrik kesintilerinin (“yük hafifletme” diye adlandırılıyorlar) her zamankinden daha uzun olduğu (kömür ithalatı sayesinde yakın zamanda hafiflemesi muhtemel olsa da) ve su kıtlığının kötüleştiği söyleniyor. Pakistan’ın nüfus artışı hala yıllık yüzde 2’nin üzerinde, yani nüfusu her 35 yılda ikiye katlanıyor. (Yaş ortalaması 22,7) Yolsuzluk yaygın ve mücadele edildiğine dair hiç işaret yok. Giderek büyüyen bir gecekondu kent (korunaklı villa adaları ile) olan 24 milyon nüfuslu Karaçi, suç ağları ve Afganistan’a bitişik şiddet dolu kabile bölgelerinden mülteciler ile tanımlanıyor. Güvenlik kaygılarıyla, Pakistan siyasilerin toplantıları artık Pakistan’da bile değil Dubai’de yapılıyor. Yine de Pakistan devleti çökmeyecek, çünkü temelde 100 civarı varlıklı aileden oluşuyor. (İpek Yolu projesinden mali olarak en çok fayda görecek olanlar bu aileler.) Bu oligarşi aslında Filipinler’dekinin bir benzeri – zorlu bir coğrafyadaki bir başka geniş, kurumsal olarak zayıf, aşırı kalabalık devlet. Elbette Pakistan, Filipinler’in aksine 200 nükleer silaha sahip ve daha küçük, taktik olanlarını da üretip Amerikalıların yerini belirlemesini zorlaştırmak için bunları ülke boyunca yerleştiriyor.

Yani burada da aynı izlek devam ediyor: çukurlaşan bir Levant ile iç siyasette sıkıntılı bir Çin arasındaki geniş alanda, hiçbir devlet etkili şekilde yönetme kapasitesini geliştirmiyor. Hepsi ya zayıflıyorlar ya da pek de iyi olmayan bir yönde ilerliyorlar.

Pakistan’ın kronik istikrarsızlığı Çin’in Hint Okyanusu’ndan kuzeye batı Çin’e doğru İpek Yolu projesini tamamlama becerisini, güneydeki Belucistan’dan kuzeydeki Xinjiang’a kadar tüm güzergah boyunca kesintisiz kaynayan bir dizi ayrılıkçı şiddetle pek ala sınırlandırabilir. Bu yolda, Çin, güvenli bir iç varlık olarak, ancak, diyelim ki kârlı ticaret dokunaçlarının dışarı doğru açıldığı geniş ekilebilir beşiği dahilinde var olabilir. Bu nedenle, Çin’in ve onun gölge bölgelerinin gerçek haritası, yine, Marco Polo’nun bildiği ortaçağdakine benzeyecektir. Dünyanın kuru-kara kısmı açısından, bize hiçbir bölge, kimin daha çok güç sahibi olduğunu ve 21. yüzyılda işlerin gerçekte ne kadar istikrarlı olduğunu, Kafkaslar, İran, Afganistan ve Pakistan’ı kapsayan Büyük Orta Asya’dan fazla söyleyemez.

Bir an için Afganistan’ı düşünün. ABD ordusunun Afganistan’da görüntü kurtardığı ama istikrarı sağlayamadığı söylenebilir. Afganistan’ı ekonomik ve belki de politik olarak bile istikrara kavuşturmanın anahtarı varsa, esasen kaynak ekstraksiyonu üzerinden Çin’in ve ayrıca, güneyde Afganistan üzerinden Hint Okyanusu’na bir doğalgaz nakil ağı inşası ile Hazar Denizi ülkelerinin elindedir. Öte yandan, Hindistan ve İran Afganistan’da Pakistan ve Suudi Arabistan nüfuzunu engellemek için birlikte çalışıyorlar. Hintliler ve İranlılar Hint Okyanusu’ndaki İran limanını Orta Asya’ya bağlayan Çar Bahar liman ve nakil projesini inşa edebilirlerse, bu Gwadar’dan kuzeye doğru uzanan Çin-Pakistan İpek Yolu projesi ile tamamlanabilir. Afganistan’ın eski Sovyetler Birliği ile bitişikliği sebebiyle Afganistan’da İslami aşırılıkçılıkla mücadelede çıkarı olan Ruslar için olduğu gibi, onlar da hem Pakistan hem de İran ile istihbarî ilişkilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Afganistan, Amerikan gücünün (Washington’daki elitlerin coğrafyanın devam eden önemini kendi zararlarına olacak şekilde takdir edememeleri ile de pekişen) sınırları konusunda dikkat çekici bir ders sağlıyor.

Neredeyse kırk yıldır şu veya bu şekilde savaşta olan Afganistan ve kabile ayaklanmalarından ve siyasi kargaşadan neredeyse yetmiş yıldır hiçbir zaman gerçekten azade olmamış Pakistan, Hint altkıtasının iki büyük devlet ve sayısız daha küçük devlet şeklindeki konfigürasyonunun buradaki insan siyasal örgütlenmesinin son sözü olmayabileceğini gösteriyor. Kısacası, siyasi harita zaman içinde değişebilir: Pakistan, daha fazla de facto bağımsızlık elde eden Belucistan ve Sind ile birlikte kısmen bir bakiye-Büyük Pencap’a ufalabilir ve bunun Hindistan üzerinde büyük etkisi olur. Ve sözünü ettiğim Hint altkıtası: Afganistan’ın kimi bölgeleri çeşitli Hintli emperyal hanedanlıklara dahil olmuş olduğundan, Yeni Delhi’deki hükümetler Afganistan’ı daima kavramsal açıdan batıda Hint Platosu’ndan güneyde Burma cangıllarına uzanan Büyük Hindistan’ın parçası olarak gördüler. Çin güneyde Hint Okyanusu’na doğru dikine genişleme peşindeyken, Hindistan, Basra Körfezi’nde büyüyen bir özel nüfuzla Hint Okyanusu boyunca veya yakınına yatay genişleme peşinde. İki geçkin imparatorluk arasındaki çekişme burada yatıyor.

 




Güçlü İran ABD'ye lazım 10-07-2017
Çin Rusya'yı zabtedecek 02-06-2017