Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Mervan Bişara
Mervan Bişara


Mısır devrimi bitmekten çok uzak!
10/12/2012, 15:16


Mısır ve Arap bölgesini kasıp kavuran anlık değişimlere tarihi bir perspektif edinmek için Nil’in kıyısına yürümek gibisi yoktur. Bu kadim milletin, Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden beri yaşanan dramatik gelişmelere verdiği tepki ayıltıcıdır.

Son yaşanan dramın müsebbibi, devrimi karşı-devrim güçlerinden korumak ve yeni anayasanın yazılması çıkmazından kurtulma mazeretiyle kendisine geniş yetkiler bahşeden yeni seçilmiş devlet başkanı Muhammed Mursi idi.  

Hamle siyasi bir fırtına başlattı. Muhalefet, Mursi’yi “diktatörlükle” suçladı ve Mısır Anayasa Mahkemesi onun başkanlığını hukukun üstüne koyduğunu söyledi. Halk baskısı Mursi’yi tartışmalı kararını hafta sonu feshetmeye zorladı.

Gerginlik, başarının her zaman başarısızlık tohumları taşıdığına ve iyi haberlerin kötülerin öncüsü olduğuna dair Arap gözlemcileri arasındaki yaygın kanıyı güçlendirdi.

Fakat realizm kinizm ile karıştırılmamalıdır. Söylemeye hacet yok; Mısır, sayısız siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. Arap devrimi henüz başlamıştır. Kahire’nin trafiği gibi keşmekeş, gürültülü ve genelde tıkalıdır ancak yine de akmayı sürdürür. Trafik gibi nihai olarak insanların arzuladıkları istikametlere ne kadar etkin şekilde ulaşıp ulaşılmadığıyla ölçülecektir.

Rejim değişikliğine dair genel taleplerin ötesinde birleştirici siyasi bir gündem ya da devrimci felsefe şu ana kadar mevcut değildi. Mübarek’in indirilmesi hızlıydı fakat demokrasi ve modern vatandaşlık inşası nesilsel bir sorundur.

Ancak Tunus’la birlikte Mısır, farkındalık devriminin zemini hazırlamıştır. Bu uzun vadeli neticelerle birlikte yeni gerçeklikler üretmiştir.

İlk olarak devrim, Arap “kamuoyu düşüncesi” kavramına neden olmuştur ki bu yavaş da olsa kesinlikle sözüm-ona “Arap sokağının” yerini alacaktır. Uzun süredir erk koridorlarına erişimleri engellenen halk, tarihi olarak hapsedilmiş siyasi hüsranlarını fasılalı patlamalar yoluyla seslendirmiştir. Bugün seçilmiş liderler, kamu eleştirisinden sakınmaktadır ve yeni iktidarlarını garanti altına almak için (halk) desteğini kazanmak için çok çaba sarf etmektedir. Vatandaşlar artık siyasi ağırlıklarının farkındadırlar ve kendi isteklerini en iyi temsil edeceklere oy vereceklerdir.

İkinci olarak Mısırlılar, askeri cumhuriyet ya da teokratik devlet kavramını reddeden bir sivil devleti benimsemeye dair ezici isteklerinin altını çizmişlerdir. Seçimleri kazanan İslamcıların çoğunluğu, şeriat değil sivil hukukun prensiplerinin icra tarzı olduğunu ve hukuk karşısında dinin mesafeli ya da  zorlanan olmadığını kabul ettiler. Bunu tersine çevirecek Mursi ve Müslüman Kardeşler’in herhangi bir çabası popüler muhalefetle karşılaşacaktır.

Üçüncü asli gerçeklik yönetim sistemi olarak anayasal demokrasinin benimsenmesidir. Diğer Arap ülkeleri gibi Mısır da savaşın sömürge-ardılı meseleleri, bağımsızlık ve millet-inşasıyla uğraştığı için bırakın rejimin isteği olmayı demokrasi dahi milli bir öncelik olmamıştır. Bugün demokrasi savunucuları arasında yakın zamana kadar “İslam-dışı” olduğu için aleyhinde olanlar ile hata demokrasi kavramını ve gerektirdiklerini tam olarak tanımlayamayanlar vardır.

Bu arada 2011 Ocak’ından sonra kargaşanın büyük bir kısmına neden olan güçler değişimi kullanmaya ya da engellemeye devam etmektedir.

Güvenlik sistemi, askeri kademe, bürokrasi ve eski oligarşi çaresiz bir dönüş düzenlemiştir ancak gelecek onlara ait değildir. Bu tepkisel güçler popüler tatminsizliği değişim yoksunluğu ve mütemadi kaosla istismar etmeyi sürdürürken, otoriter kalkınma bir model olarak gözden düşmüştür.

Devrim aynı zamanda İslamcı ve diğer uzun süredir bastırılmış ilkel öfkeleri de serbest bırakmıştır. Mısır ekonomisi ile devlet kurumlarının berbat durumunu düşününce, İslamcıların miras aldıkları sorunlara özgün İslami çözümleri yoktur. Fakat insanlar, yönetime geldiklerinde dini sloganlar değil sonuçlar üreten liderler bekler.

Siyasi İslam geleceği şekillendirmede daha büyük bir rol oynamaya başladıkça, gelişen güç siyaseti de İslamcı hareketleri şekillendirecektir. Müslüman Demokratlar olma seçenekleri vardır ya da demokratik kazanımlarını kaybedeceklerdir.

Sina’dan Tunus’a kadar Arap dünyası ve Mısır’daki diğer sayısız kamu alanları yanında Tahrir Meydanı’nda Arap devrimlerine öncülük eden genç demokratlar, liberaller ve feministler sahnededir. Mübarek’in devrilmesinden bu yana karşı-devrim ve muhafazakar dini güçlerine karşı amansız bir mücadele vermektedirler ve devrimlerinin tersine çevrildiğine dair büyüyen bir endişe vardır.

Belki de başlattıkları sürecin sonunu getirmeden meydanları çok erken terk ettiler. Ancak deneyim kazanmaya ve diğer ilerlemeci, laik ve liberal gruplarla koalisyonlar inşa etmeye devam ediyorlar.

Tanıştığım gençlik liderleri ve gayretli aktivistler, son 2 yıldır süren ölümlere, tacizlere ve gözaltılara rağmen, organize olmaya ve amaçlarını doğrudan halka götürmeye devam ettiler. Ne zaman ve nerede onlarla karşılaşsam, zihinlerinde ve kalplerinde devrimin devam ettiğini açıkça görüyorum. Gelecek onlardır.

*İngilizce yayın yapan El-Cezire’nin kıdemli politika analisti. “Görünmez Arap, Arap Devrimi’nin Vaadi ve Tehlikesi” adlı kitabın yazarıdır.

Washington Post’ta yayınlanan bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.Com için tercüme edilmiştir.




Mısır devrimi bitmekten çok uzak! 10-12-2012



 
O teröristin silahında neler yazıyor?
Yeni Zelanda'da saldırı düzenleyen Tarrant'ın, silahların üzerine yazdığı ifadelerde daha önce Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kaybettiği savaşların isimleri yer alıyor.