Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

  • yeniden buluşmak üzere yeniden buluşmak üzere
    Kısa süreliğine sizlere veda ederken, Pressmedya Ailesi olarak her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Son Dakika

Markar Esayan
Markar Esayan


Nasıl çıldırdılar?
08/02/2020, 07:41


Merhum Attila İlhan Türk aydınının “yabancılaşmasından” bahseder. Yeni bir elbise giymeye karar vermişseniz, üzerinizdeki eski elbiseyi çıkarmak zorundasınızdır. Yabancılaşma en basit tanımıyla böyle bir şeydir.

***

Sorun şu ki, toplumların kültür krizleri bu basit örneği aşar, çünkü kültür elbiseye değil, derimize benzer.

***

Dostoyevski Avrupa turunda Batı’nın görkemini görmeyi reddetmişti. Seyahatten sonra yazdığı “Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları” kitabında Batı’yı yerin dibine sokmakta, onunla alay etmektedir. Hint aydınları arasında da bu türden bir tavır, esasen direniş söz konusudur; yani emperyal Batı ile çökmüş Doğu arasında Batı ile boy ölçüşebilecek, özgün ve onurlu bir yol olmalıdır. Gandi’nin Satyagraha adı verilen ve Britanya’ya diz çöktüren şiddetsiz direniş felsefesi de bu arayışın sonuçlarından biridir.

***

Bizim Batıcı aydınlarımızda ise böyle üçüncü dünyacı bir yurtseverlik, sentez gayreti vd. de göremezsiniz. Onlar iltica ettikleri büyük Batılı kültürler karşısında hissettikleri öfke ve kompleksi kendi gariban halklarının üzerine boca etmişlerdir.

***

Böyle keskin bir yabancılaşma halinin sakinleşmesi tüm ülkenin dönüştürülmesiyle mümkün olabilirdi. Yani herkes zombileşse iyiydi. Ancak bu olmadığında varacağı yer bugünkü gibi bir çıldırma, yoksunlaşma halidir.

***

Aydın aynı zamanda bir algı makinesidir. Aydın sınıfı rıza, meşruiyet ve toplumsallık üretir. Mesela 27 Mayıs darbesini “Yaşasın Türk milleti, yaşasın Türk Ordusu” diye selamlayan merhum Çetin Altan Yassıada’dan idam kararı çıkmasından bir gün sonra da şöyle yazmıştı: “Trampetler vuruyor, kornetler ötüyor, fanfarlar uğulduyordu. Ve kâtip okuyordu. Film artık bitiyordu. Evet film bitti...”

***

Ama film bitmedi; Erdoğan ve AK Parti adında bir fenomen ortaya çıktı. FETÖ’cü liberal aydınlar önce Erdoğan’ı yönetebileceklerini düşündüler, destek verir gibi yaptılar. Meğer destek verdikleri yeni tip gladyo, yani FETÖ imiş. Zaten öyle de olmasa Erdoğan’ın ne gibi bir şansı olabilirdi ki! Koskoca ABD, İsrail ve AB onların arkasındayken…

***

Hasılı, yabancılaşmanın çıldırma noktasına vardığı dönemi yaşıyoruz ve soğukkanlı davranma görevinin hangi kesimlere düştüğü ortada. Bu dönemin en zor görevi budur.

 

8 Şubat 2020 / AKŞAM