Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Markar Esayan
Markar Esayan


Bir silkelensek yetecek
08/11/2018, 09:32


Ülkemizde gündelik hayattan, siyasete, ekonomiden her türlü teknik konuya kadar sağlıklı bir tartışma ortamı olduğunu söylemek zor. Yaşadığımız bunca ağır şeye rağmen bu nokta dahi başarı sayılabilir. Şiddetin genel kural olduğu çok zor bir bölgenin hemen yanı başında, üstelik dünyada ırkçılık yükselirken ülkemize haksızlık yapmamak da lazım.

Lakin yine de yaşadığımız bu durumu önemsemeli, anlamaya çalışmalıyız. Herhangi bir tartışmanın, tartışılan konuyla ilgili değil de, tartışanların meşrepleri ile birlikte değerlendirilmesi ciddi bir sıkıntı. Bundan herkes mustarip, herkes şikayetçi; ama sopa kimin eline geçerse başlıyor vurmaya.

Bunun nedenlerini de anlıyorum. O kadar çok operasyona maruz kaldık ki! Hele hele bu FETÖ hadisesi herkesi çok derinden etkiledi. Takiye içinde takiye, maske altında maske görmekten insana, topluma, kurumlara olan güvenimiz hasar gördü. Jim Carrey’in başrolünü oynadığı “Truman Show” filmini izlemenizi tavsiye ederim. Yaşamınıza, çevrenize dair her şeyin bir kurgu ve yalandan ibaret olduğunu fark ettiğinizde ne hissedersiniz? Bizlerin yaşadığı da buna epey benziyordu.

Bu sertliğin temel nedeninin güvensizlik ve korku olduğu açık. İzmirli o teyze “Atatürk’ün uzaylı olduğunu düşünüyorum” derken, aslında ülkesine karşı yaşadığı yabancılaşmayı ifade ediyordu. Ülke ve insanları o kadar kötüydü ki, Atatürk –herhalde bir de kendisi- bu ülkeden çıkmış olamazdı. Bununla dalga geçebiliriz. Ama böyle hisseden epey insan var.

Ezan tartışması bir süredir kendisini güvende hisseden muhafazakarlarda aslında her şeyin her an değişebileceği hissini uyandırdı. Ant tartışması ile de yurtseverlik konusunda kapsayıcı bir ortak anlayışa kavuştuğumuzu düşünürken, kendimizi birden sanki yıllar öncesinde bulduk.

Ünlü bir şarkıcının şiddet görmesi, bir kadının şiddet görmesinden ziyade, “hangi kadın şiddet görürse, nasıl pozisyon almalı” şeklinde siyasileşti. Sıla’ya sahip çıkılmasından ötürü bir kısım insan gücendi, kızdı. Çünkü, şiddet gören bir muhafazakar kadın olduğunda bu kesimlerden hiç ses çıkmıyordu. Ki bu da çok doğruydu.

Böylelikle çoğunun kendi dışındaki dünyaya kendi meşruiyeti ve haklılığından, meşru olmayan ve mağduriyetlerden sorumlu olduğu düşünülen tekinsiz bir alana baktığını fark ettik. Uzun süre vesayetle ve dışlayıcı vatandaşlık pratiklerine maruz kalarak yaşayan bir ülke için bu sürpriz olmamalı.

Eğilim genelde şu: Çoğu rahatlamanın başkalarının kendisine benzemesiyle geleceğini düşünüyor. Yani muhafazakarlar alkole başlar, Bach dinlerse veya birileri alkolü bırakırsa gibi... Erken dönem Cumhuriyet döneminde ve dünyada bunların hepsi denendi. Kim nasıl yaparsa yapsın bunun varacağı yer bellidir.

Çare ise, kişiye göre değişmeyen evrensel ilkelerdir. Karmaşık, zor zamanlarda kişileri ilkeler ayakta tutar. Demokrasi, çoğulculuk, hoşgörü ve tevazu… Aslında Anadolu’da bizim bin yıldır ürettiğimiz/yaşadığımız şeyler bunlar.

Bir silkelensek yetecek.

 

8 Kasım 2018 / Akşam







 
Arafat Müzesi Filistin'in hafızası
Filistin Devlet Başkanı ve Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yasir Arafat'ın, Arafat Müzesi bir vatanın ve bir direnişçinin tarihini anlatıyor. Müzeyi ziyarete gelenler, Filistin tarihini ve yıllara yayılan Filistin mücadelesinin hikayesini okuyabiliyor.