Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Markar Esayan
Markar Esayan


Hakikat ruhuna sahip çıkmak...
12/02/2018, 10:39


Güneyimizde çok fena bir şey yeniden gerçekleşti. Osmanlı’nın yıkılmasıyla istikrarsızlaştırılan, gözü dönmüş bir paylaşım kavgasında emperyaller elinde paylaşılan, sonra uzaktan kumanda edilen basiretsiz diktatörlerin pençesinde adalete susayan Suriye ve Irak başta olmak üzere tüm bu coğrafyada yeni bir şiddet sarmalı tetiklendi.

Şimdi, ne hazindir ki, bu olayın müsebbipleri olan büyük devletler, Türkiye’nin Afrin’deki terör odağına yönelik Zeytin Dalı Operasyonu’na karşı çıkıyorlar. Ağzılarından da “barış” sözcüğü düşmüyor. Buna içerideki bazı kesimler de destek veriyorlar. Bu destek kabul görsün diye, PKK/YPG’yi normalleştirmeye, cicileştirmeye çalıştılar. Hâlâ da öyle… Ama bunun pek etkili olmadığını gördükçe de artık önemsememeye başladılar.

Ben gerçeklerin çok karmaşık, gömülü olduğuna inananlardan değilim. Sorun gerçekliğin ne olduğunu bulmaktan ziyade, menfaat, korku ve öfkenin filtresinde olayın karmaşaya sürüklenmek istenmesinde. Algı, toplum ve siyaset mühendisliği bunun için keşfedildi. Doğrularla sade bir şekilde yüzleşmek istenmediğinde, başvurulan en bildik yöntem bu. Gerçekler işine gelmiyorsa, gerçekliği sen yaratırsın. Dünyanın buna inanmasını sağladığında da amaçlarına ulaşmış olursun.

Türkiye, bize göre aleni ve basit olan gerçeklikleri anlatmakta zorlanıyorsa, bunun nedeni, baştan zaten bu gerçekliğin reddedilmesinde varılan mutabakattır.

Belli ki, emperyaller bu coğrafyayı yeniden dizayn etmeye karar vermişler, bunun için de Kürtlerin kanını masaya koyan bir örgütle anlaşmışlardır. Suriye’nin önemi, çok fazla doğal kaynak zengini olmasında değil, Ortadoğu’nun zengin kaynaklarının Türkiye hattı dışında Akdeniz’e farklı bir hattan ulaştırılması arzusunda yatıyor. Öte yandan, dünyanın ticaret dengesini köklü şekilde değiştirecek İpek Yolu/Kuşak-Yol projesini engellemek için de bu yörelerin önemi öne çıkıyor.

Herhalde kimse, emperyallerin Kürtler bağımsız/müreffeh bir devlete sahip olması için yanıp tutuştuğuna inanmıyordur, değil mi? Mesele bu değil. Mesele, birtakım insanların emperyallerin bu hedefinin kendileri için de kazançlı olacağına kanmasında. Kendilerince kazan-kazan formülü bulmuş olduklarını zannediyorlar. Ama öyle değil.

Yüzyıl önce, bu kötücül sömürge taktiğini çözmek ve önlem almak pek mümkün değildi. Ama artık yıpranmış, açığa çıkmış bir oyuna karşı mücadele veriyoruz.

Yapılması gereken şey Türkler, Kürtler, Araplar vd. olarak hakikatin ruhuna sahip çıkmak.

Gerisi zor da olsa başarılacaktır.

Akşam, 12.02.2018







 
AA, hayata tutunmak için verilen büyük savaşın en net görüldüğü yoğun bakım servisinde, isimleri bilinmese de hafızalara "gizli kahramanlar" olarak kazınan yoğun bakım personelinin gerilim ve stres yüklü çalışma temposuna tanıklık etti.

En Çok Okunanlar