Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Markar Esayan
Markar Esayan


Kazanan milletin tamamı olmuştur
24/05/2017, 15:14


Pazar günü yapılan AK Parti 3. Olağanüstü Kongresi’nin tabii ki teşkilatımız için çok önemli bir anlamı vardı. 998 gün sonra manevi olmasa bile, fiziki olan ayrılık sona erdi. 10 Ağustos 2014’de Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Erdoğan, 16 Nisan anayasa değişikliği ile partisiyle yeniden kucaklaştı. Dolayısıyla kongrede büyük bir heyecan ve izdiham vardı.

Aynı zamanda herkes bu kavuşmanın Türkiye demokrasisi açısından öneminin farkındaydı. Bunun prosedürel bir mesele olmadığını daha önce ifade etmiştim. Aslında Türkiye’nin vesayetler karşısında verdiği, son dört beş yıldır yıkıcı hale gelen mücadelesinde büyük bir başarı tahakkuk etmiş oldu.

Cumhurbaşkanı yeni atılım sürecini anlatırken, o önemli sözü tekrar etti. Artık hiç kimse 15 Temmuz öncesine dönemezdi, aynı kalamazdı. Millet değişim istikametini göstermişti. 16 Nisan anayasa değişikliği bunun bir sonucuydu. Sayın Erdoğan’ı yalnızlaştırmaya, AK Parti’yi ve tabanı dağıtmaya dönük kumpaslar çökmüştü.

Her ne kadar anladığımızı düşünsek de, 16 Nisan’da yapılan reformun hayatımızda ve Türkiye’nin geleceğinde tahmin ettiğimizden daha derin etkileri olacak. Millet iradesinin ilk ve son sözü söyleyeceği, bunun temel kural haline geleceği yeni sistemde, hiçbir şeyin eskisi gibi kalması söz konusu değil.

AK Parti, zaten son 15 yıllık başarılarını 16 Nisan’da yapılan şeyi kendi hareketinde ilke edinmesi sayesinde elde etti. Millet iradesini hiyerarşinin en tepesine koymak, milletin taleplerini siyasete tercüme etmek ve gerçekleştirmek… Vesayetin karşısına çıkardığı, sonra uluslararası güçlerin açıkça devreye girdiği engellemelerde, millet Erdoğan ve AK Parti’ye her zaman sahip çıktı. “Dik dur eğilme, bu millet seninle!” sloganı bu rasyonel ilişkiyi özetliyordu.

Ama artık sadece Erdoğan ve AK Parti’yi bağlayacak ilkesel bir tercih değil, tüm siyasi ve kamusal hayatı kapsayacak bir mecburiyet ile karşı karşıyayız. Millet iradesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kurumsallaşmıştır. Siyaset, bürokrasi, sivil toplum, medya, sendikalar, odalar, işdünyası ve kamusal alanda boy gösteren hangi kesim varsa, patronu millet olmuştur.

Burada millet derken, 80 milyonun tamamını kast ediyorum. 16 Nisan’da “hayır” oyu veren vatandaşlarımız da, süreç içerisinde yeni sistemin avantajlarını fark ve takdir edeceklerdir.

15 Temmuz’u 16’ya bağlayan gece, o en zor anda Facetime’da milletine seslenen Cumhurbaşkanı’nın “Ben hayatımda milletimden başka güç tanımadım” sözleri kulağımızda çınlıyor. Bu zihniyetin kurumsallaşmış olması aziz milletin başarısıdır. Haliyle, bu şiarla hareket etmiş, bu tarihi değişimin siyasi taşıyıcısı olmuş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisiyle kurduğu ilişki, yeni dönemin en önemli dinamosu olacaktır.

200 yıllık sıkıntılı bir sürecin parantezini kapatmış olduk. Artık her aktörün işi çok daha zor. Bu zorluk, pozitif bir değişimi ima ediyor ve Türkiye demokrasisinin güçleneceğini gösteriyor. Artık hiçbir cumhurbaşkanı adayı, hiçbir parti, yüzde 50+1’i ikna etmeden yönetme ehliyetine sahip olmayacak. Olduğunda ise sığınabileceği bir mazereti olmayacak. İktidar, bundan böyle millet iradesi dışında herhangi bir yerde aransa da bulunamayacak.

Millet iradesinin bu kadar güçlendiği yerde, Türkiye normalleşme, rasyonelleşme, kendi gündemini kendisi belirleme, liyakate dayalı iş yapma ve uzlaşma imkanlarına sahip olacak. Uyum gösteremeyenler, maslahat güdenler de tasfiye…

O yüzden, özellikle siyasi partilerin neyin ne ölçüde değiştiğini iyi anlamaları gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında bunu anlatmaya çalıştı özetle. AK Parti dahil olmak üzere tüm siyasi partiler bu değişime hızlı şekilde uyum göstermek durumunda.

2019 seçimleri bu anlamda kendisini geleceğe atanlar ile geçmişte kalanlar arasındaki bir mücadele olacak.

İyi haber ise, her durumda kazanan milletin ve ülkenin tamamı olacak.

Akşam