Seçim Sonuçları 2019 | Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Kirk Nielsen
Kirk Nielsen


ABD Cumhuriyetinin Sonbaharı
nielsen
11/01/2010, 16:35


Amerika, aşağı yukarı son on yılda tamahkâr oligarkların ve holding seçkinlerinin ülkeyi yönetmesine izin vererek yarı okuryazar, kutuplaşmış, faşizm öncesi bir devlete mi kaydı? Yakın zamanda okuduğum iki kitap ülkenin kaydığına dair makul ve ikna eden deliller sunuyordu ve bir üçüncüsü de internetin yardımıyla eğer daha ölçülü duyularına dönmezlerde Amerikalıları diktatör zihniyetlerin kuşatacağını söylüyordu. Kitapların her biri yaygın cehalet ve ideolojik kutuplaşmanın Amerikan demokrasisi için yarattığı tehlikelerin teşhisini ortaya koyuyor ancak hiç biri hastalık için kapsamlı bir tedavi ön görmüyor.
Üç kitabı iki haftadan kısa bir zamanda okudum ve dostlar bunun nasıl mümkün olabildiğini soruyorlar. İşin sırrı sadece Facebook ve Twitter’den uzaklaşmak değil aynı zamanda magazin haberlerini, kablolu haberleri, Oprah, Jerry Springer, American Idol, The Swan ve diğer TV şovlarını, profesyonel güreş, şiddet pornosu, pozitif psikoloji ve sağ kanat Hıristiyan köktenciliğinden uzak durmakta.

Sonraki listede Chris Hedges’in Empire of Illusion: The End of Literacy and the Triumph of Spectacle (Yanılsama İmparatorluğu: Okuryazarlığın Sonu ve Gösterinin Zaferi) isimli kitabında incelediği akıl uyuşturan Amerikan uğraşlarından bazıları yer alıyor. Hedges, Amerikan vatandaşlarının çoğunu büyüleyip gözlerini boyarken, hükümetin vergi parasıyla beslenen şirketleri yönetmeleri için yılda milyonlarca dolar para alan CEO’lar, kampanya paralarıyla satın alınan seçilmiş yetkililerin ve şu anda ülkenin kanunlarını yazan binlerce şirket lobicisinin yardımıyla devletimize el koydular diyor.

Hedges “Şöhret kültünün cazibesine kapılanlar oy kayıtlarını incelemezler veya sözlü iddiaları yazılı veriler ve raporlarla kıyaslamazlar” diye yazıyor. “Onların dünyalarının gerçekliği son kablolu TV şovu, siyasi lider, reklâmcı veya kredi memurunun söylediğidir. Okuma yazması olmayan, yarı okuryazar ve okuma yazma bilmiyormuş gibi yaşayanlar geçmişten tamamen kopmuş haldedirler. Sonsuz bir şimdide yaşarlar. Kendileri iflasa ve hacze sürükleyen yağmacı kredi anlaşmalarını anlamazlar. Kredi kartları anlaşmalarında onları idare edilemeyen borçlara sokan zarif yazıları okuyamazlar. Düşünceyi öldüren klişe ve sloganları tekrar ederler. Tanıdık marka ve etiketlere sığınırlar. Yaşam sürekli bir hafıza kaybı durumudur, yeni kaçış formları ve hızlı duyusal haz arayışıdır.”

Elbette bu duruma kendi kendilerine girmediler. “Yanılsama için geniş bir sahne yaratan acenteler, yayıncılar, pazarlama bölümleri, senaryo yazıcıları, televizyon ve film yapımcıları, reklâmcılar, video teknisyenleri, fotoğrafçılar, badigartlar, gardırop danışmanları, fitness eğiticileri, anketçiler, spikerler ve televizyon haberleri kişilikleri” tarafından manipüle edildiler diye devam ediyor Hedges. “Bunlar kukla oynatıcılarıdır… Tiyatro teknikleri siyaset, din, edebiyat, haber, ticaret, savaş ve suç alanına musallat oldu.”

Bu serserilerin orada olduklarını -milyonlarcasının- biliyorum. Belki ben de onlardan biriyim. Ancak bu kitapta insani kesinkes deli eden Hedges’in genel ve geniş iddiaları mutlak olarak ifade etme eğilimidir. Ve dahası bu ilahlık ustası New York Times ‘ın savaş muhabirini kendi çıkarımlarını akla yatkın göstermek için istatistiksel veri ve birazda araştırma ile destekleyerek bir sosyoloji âlimi haline getiriyor. Kitap, okuyucuları, profesyonel güreşin çıkışı için Madison Square Garden’a, porno oyuncuları ve üreticileri ve şişme bebek satıcısıyla uzun mülakatlar için Las Vegas’taki Yetişkin Video News Expo’ya ve Hedges’in “Naziler için gen bilimi neyse şirket devleti için o olan şarlatan bir bilim olan” pozitif psikoloji üstüne bir seminer için Kaliforniya’daki Claremont Graduate Üniversitesine götürüyor.

Pornografik duyarlılığın bir yaşam biçimi olduğu bir Miami Beach sakini olarak ABD’deki yıllık porno satışının 10 milyar dolar veya daha fazla olduğunu veya DIRECTV’nin Amerikan evlerine her ay kırk milyon porno akımını dağıttığını okuyunca şaşırmadım. Ancak Hedges Amerika’da sadece pornonun şiddet içerikli formlarına yönelik artan bir iştah olduğunu ve bunların Ebu Gureyb’deki fotoğraflarla benzerliğini belgelendirdiğinde ürperdim. “Porno toplumumuzun bize özgü zalimliğini yansıtıyor” diye yazıyor. “Pornonun şiddeti, zalimliği ve aşağılığı empati kapasitesini kaybeden bir toplumun yansımasıdır… Basına yansıyan Ebu Gureyb fotoğrafları ve tasnif edilen daha yüzlercesi porno filmlerinden esintiler olabilir.”

Maalesef, Yanılsama İmparatorluğu fonksiyonel olarak okuryazar olmayan ve magazin dedikoduları, TV şovlarına mıhlanmış Amerikalıları aydınlatamayacak çünkü bu insanlar kitabı okumayacak. Ancak 193 sayfalık ve kaynakçasında Frankfurt Okulunun neo-Marksist düşünürü Theodor Adorno’dan Princeton’ın emekli profesörü Sheldon Wolin’e kadar referanslar veren bu bilimsel deneme Amerika’nın seçkin üniversite sisteminin mezunlarını ve gururlu bağlılarını da kesinlikle deli edecek.

New England hazırlık okulları, Colgate ve Harvard’da okuyan ve daha sonra Princeton, Columbia ve New York Üniversitesinde hocalık yapan Hedges, kitabının “Bilgeliğin Yanılsaması” başlıklı üçüncü bölümünde Harvard, Yale, Princeton ve çoğu seçkin okulları “sadece öğrencilere soru sormayı ve düşünmeyi öğreten alelade bir iş yaptıklarını” ifade ediyor. Seçkin üniversiteler “yetenekli sistem yöneticileri ordusu” üretme işindeler eleştirel düşünürler değil. Bu ifadeler beni genellikle geçerli oldukları için çarptı. Ancak şu açıklamadan daha akademik bir yaklaşım beklerdim: “Seçkin üniversiteler dürüst entelektüel soruşturmayı tabiatı itibariyle otoriteye güvenmeyen, bağımsız ve genelde sistemi yıkıcı olduğu için küçük görüyorlar.” Hedges, bu okulların “organizasyon, teknoloji, kendini geliştirme ve bilgi sistemlerinin tek önemli şey olduğu kendi kendini gerekçelendiren sistemi sorgulamayı reddettiklerini” ileri sürüyor.

Hedges seçkin üniversiteleri kredi kaynaklı finansal krizimizden dolayı suçlamakla kalmıyor aynı zamanda Wall Street ve Washington’daki mezunlarının ekonomik sistemi gerçekten düzeltecek kapasitelerinin de olmadığından gayet emin. “Hatta daha da kötü yapacaklar” tahmininde bulunuyor ve mutlakçı yaklaşımını ileri sürüyor. “Aldıkları eğitim sayesinde başarısız olan bir sistemi yenisiyle değiştirmek için hiçbir düşünce ve kavramları yok.” (Hedges, George W. Bush, Barack Obama ve Obama’nın notlara göre alınmış kabine üyelerini de bu guruba dâhil ediyor.) Eğer Hedges sistemi nasıl düzelteceğini bilseydi, bize bunu Yanılsama İmparatorluğunda anlatmazdı. Ama umarım bu bir sonraki kitabının konusu olur çünkü bu arada “kendi nüfuz ve servetlerini kaybetmekten korkan güçlü şirketler,” “ulusal güvenlik ve ahlaki yenilenme adına tamamen kontrolü ellerine almalarını sağlayacak ulusal bir krizi” bekliyorlar diye uyarıda bulunuyor ve bu korkunç tahmin için kanıtlanabilir bir delil de sunmuyor.

Eğer PBS, Fox ve YouTube Chris Hedges, Hazine Bakanı Tim Geithner, onun selefi Hank Poulson, Goldman Sachs’in CEO’su Lloyd Blankfein, Hıristiyan Koalisyonu başkanı Roberta Combs ve Senato Grup Başkanı Harry Reid’in katıldığı ulusal bir münazara organize etseydi ne olurdu? Böylesi bir panel biraz uzak bir ihtimal gibi görünüyor şimdilik ancak Cass Sunstein’in Republic.com 2.0 isimli kitabında tarif ettiği böylesi bir farklı ideolojilerin bulunduğu forum ülkeyi hizipsel ve hatta şiddetli çatışmaya düşmekten kurtarmanın bir yolu olabilir.

Sunstein bir Hukuk profesörü, yazar ve kamu entelektüelleri dünyasında yıllardır yıldız. Harvard Hukuk Fakültesinden Başkan Obama’nın Yönetim ve Bütçe Ofisinde Bilgi ve Düzenleme Ofisi yöneticisi olmak için ayrılmış. “Amerikan anayasal düzeni bir monark veya doğrudan demokrasi değil bir cumhuriyet yaratmak için tasarlanmıştır” diye yazıyor. “Temsilciler büyük ölçüde halka hesap verebilirler. Ancak hem vatandaşlar hem de hükümetin kendi içinde büyük ölçüde bir düşünme ve tartışmanın da olduğu var sayılmalıdır.”

Elbette kurucu babalar kamusal tartışma ve münazaranın çirkinleşebileceğini biliyorlardı. Sunstein, Alexander Hamilton’ın “partilerin bağrışmasının” iyi bir şey olduğuna çünkü müzakere doğuracağına ve zamanla da “akıllar cumhuriyeti” ortaya çıkaracağına inandığını belirtiyor. Peki, bugün böyle bir şey var mı? Olabileceğimiz kadar değil diye düşünüyor Sunstein. Onun Republic.com 2.0’deki temel kaygısı İnternet’in farklı fikirden gruplar arasındaki görüş alış verişini engellemesi ve sonunda artan ideolojik katılık ve kutuplaşmanın dönüşü olmayan bir noktaya gitmesi. Şehirde birilerinin yerleşik inançlara ve pozisyonlara meydan okuyacağı bir toplantıya katılmak için yola koyulup gitmektense yakın fikirden insanların oluşturduğu internet “halkalarına” takılmak daha kolay. Sunstein aynı fikirden insanların oluşturduğu gruplar diğer görüşlerden yalıtılınca bu insanların grup içerisindeki en aşırı pozisyonla uzlaşıya vardıklarını gösteren davranışsal çalışmalarla okuyucuyu sürüklüyor.

En kötü ihtimalle diyor Sunstein, İnternet kaynaklı kutuplaşma toplumsal istikrarsızlığa sebep olabilir. “İkna edici tartışmalar, sosyal mukayeseler ve teyit mekanizmaları sayesinde üyelerin hak etmedikleri pozisyonlara hareket etmeleri tehlikesidir” diye yazıyor. “kendilerini hiziplere ayıranların genellikle genelde toplum ve özelde kendi üyeleri için arzu edilen yöne doğru hareket edecekleri söylenebilir. Örneğin, Nazizm, nefret grupları, teröristler ve çeşitli kültlerin aksine örneklerle düşünmek kolay.

Açıktır ki internetin siyasi iyi yaratma potansiyeli var. Vatandaşlar çok sayıda bilgi ve yoruma ulaşabiliyorlar. Benzer düşünceden guruplar bile iyi olabilir. Sayıları daha çok oldukça gurup içi tartışmalar da artar.

Ancak 1,400 liberal ve muhafazakar blog üzerinde yapılan bir araştırma blogcuların büyük çoğunluğunun benzer fikirli bloglara link verdiğini ortaya koydu. Daha da kötüsü, bir başka araştırma da “liberal” blogcular “muhafazakâr” bloglara yorum yaptıkları zaman veya tersi olduğunda, yorumların çoğunluğu karşıt fikirleri hor görüyor. İdeolojiler arası gönderilerin sadece dörtte biri içten ve ciddi bir tartışma ortaya çıkarıyor. Bu yolla, gerçek tartışma ve fikir alış verişi kurulu yaklaşımlar arasında gerçekleşiyor ve nadiren diğer görüşlere sızıyor” diyor Sunstein.

İnternet kaynaklı kutuplaşmanın bir ilacı “genel menfaat aracıları” olabilir. Bu terminoloji ile Susntein, The New York Times, Washington Post, Wall Street Journal, gündelik dergiler, PBS, NPR ve eski moda haber bültenlerini kastediyor. “Bu tür aracılara bağımlı olan insanların farklı fikirlerin karşı karşıya gelmesini görme ve önceden aramadıkları konu ve malzemeye maruz kalma şansları var.”

Elbette, bunlar internet nedeniyle düşüşte olan medya organları. Susntein özel ve kamu kurumlarına daha büyük bir rol düştüğünü düşünüyor ki bunlar arasında federal hükümet de var ve hükümet, cumhuriyetin iletişim sistemini “demokratik öz yönetimi engelleme yerine yardımcı olacak” hale getirmek için ve internet odalarının yankısını dengeleyecek genel menfaate uygun aracıların var olmasını sağlamalıdır.

Thom Hartmann’ın Threshold: Crisis of Western Civilization (Eşik: Batı Medeniyetinin Krizi) adlı yapıtı, kitap formatında bir aracı olarak işlev görüyor denebilir. Yine de okuyucular bazen hiç muhafazakârın olmadığı bir bölgede olup olmadıklarını merak edebilirler. Hartmann “ilerici” bir radyo talk şovu olan Thom Hartmann Şov’un yapımcısı.

Aynı şekilde Threshold sunduğu malzemeyle ilerici okuyucuların bile önceden seçmiş olmayacakları coğrafi ve zamansal bir genişlik ortaya koyuyor: güney Sudan’daki Darfur’da bir mülteci kampı (Ders: Kıtlık savaşa ve daha fazla acıya sebep olur); Maorilerin yamyamlaşmaya zorladıkları için moa kuşlarının soyunu tükettiği kadim Yeni Zelanda (Bu hatayı tekrarlamayın); insanların gelirlerinin yüzde 30 ila 60’ını bedava sağlık hizmeti, bedava üniversite eğitimi, yıl boyu annelik izni, yüklü işsizlik maaşı ve dahası için (Amerikalılar bunu dikkate almalı) hükümete seve seve verdikleri günümüz Danimarka’sı; antropologların hiçbir silah kalıntısına rastlamadıkları kadim Peru’daki Caral bölgesi (Belki de barış doğal olandır); kabile üyelerini yedi nesil boyunca nasıl etkileyecekleri için belli kararlar alan Iroquois halkı. (Belki sadece geri kalan Amerikalılar bunu yapmalı)

Sonuç olarak, Threshold 262 sayfa boyunca düzensiz piyasaların, demokratik olmayan davranışların ve çevreye duyarlı olmayan uygulama ve pratiklerin felakete yol açtığını ortaya koyan bilimsel ve tarihsel malzeme ve kanıt sunuyor. Eğer şimdiye dek üst-toprağın tükenmesi, deniz balıkçılığı krizi, yağmur ormanlarının yok edilmesi, kızıl geyiklerin demokratik davranışları, 1888 yılına ait üst mahkemenin şirketleri “kişiler” olarak tanımlayan kararı, Kongre mevsiminde 30,000 şirket lobicisinin haftada 15 milyon dolar harcadığını, Başkan Eisenhower’ın “gerekçesiz ve kontrolsüz nüfuza sahip” asker-şirket kompleksine karşı uyarıda bulunduğunu, 2004’te kompüterize edilmiş oy makineleri çekişmesini, ABD hükümetinin okullara ve altyapıya değil Irak ve Afganistan’daki savaşta harcadığı 1 trilyonluk vergi dolarlarını ve krediler ve zehirli teminat çöküşünü anlatan bir taslak okumadıysanız bunları Threshold’da bulabilirsiniz. Hartmann’ın sağduyu çareleri arasında “demokrasi kültürünü iyileştirmek”, “kadın ve erkeklerin güçlerini dengelemek”, “doğayla yeniden bütünleşmek”, “biyolojiyi modelleyen bir ekonomi geliştirmek” ve “insanları bombalayarak değil onlara yardım ederek etkilemek” yer alıyor. Hartmann’ın kitabı bu hedeflerin gerçek dünyada nasıl gerçekleştirilebileceğine dair birkaç öneri de sunuyor.

Pekâlâ, bu durumda pre-faşist bir devlete doğru sürükleniyor muyuz? Gerçekten demokratik sistemimiz holding Amerika’sının kontrolüne mi geçti? Hartmann’ın duruşu kesinlikle merkezin oldukça solunda başlıyor ve kalıyor ve biz de gelecekteki olaylar onun ve Hedges’in Amerika’nın siyasi gidişatına yönelik karamsar tahminlerini destekleyip desteklemeyeceğini görmek için bu ayarda kalacağız. Bu esnada, bana bunun tamamen böyle olmadığına ve Amerika’nın kendi elleriyle yaptığı bu ekonomik ve ekolojik gösteriden kaçabileceğine ikna eden bir kitap aramaya devam edeceğim.

Çeviri: Ayşen Baylak



ABD Cumhuriyetinin Sonbaharı 11-01-2010