Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Jon Basil
Jon Basil


Beş Yol
Beş Yol
22/01/2009, 11:52


Hayatını mağaralarda geçiren Osama Bin Laden, kendi Sun Tzu’sunu ve jusitsu’nun temel prensiplerini bilir. Sun Tzu’nun ünlü vecizesi, “Kendini Bilen, Düşmanını Bilir” der. Jujitsu, düşmanın kendi gücünü ona karşı kullanma üzerine kuruldur. Örneğin, “Jack ve Fasulye Sırığı”ndaki Jack, devin büyüklüğünü ve öfkesini kendi ağırlığı altında ezmek için kullanır. Bin Laden, Amerika’yı yenme yolunun kendi gücünü ona karşı kullanmak olduğunu anladı. Zaten Amerika’yı iflas ettirme amacında olduğunu daha önce söylemişti. Kendi zayıflığını biliyordu ve Amerika’nınkini de kavramıştı. Amerika’nın gururu ve korkularının nasıl kendini yok edecek, mantıksız tepkiler vereceğini idrak etmişti.

Birkaç yüz bin dolara mal olan bin Laden’in sinek ısırığı ataklarındaki zeka, Amerika’yı içinden nasıl çıkacağını bilmediği sonu gelmez iki multi-trilyonluk iki savaşa bulamıştır. Kendi gücünün adamlarının, özellikle kendi diktatörlükleri, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze işgali ve Amerikan ordusu altında asaletini yitirmiş Müslümanların zihinleri olduğunu anlamıştı. “Uzak”taki düşmandan kurtulmanın yolu “yakın”dakilerle kapışmaktı.

Amerika’yı Irak’ı yok ettirmek için kışkırtmak zekanın bir zaferiydi. Washington’da savaş çıkarmak ve Irak’ı yok etmek için kaşınan neoconlardan haberdardı. Bin Ladin en büyük rüyasında Amerika’yı kendi düşmanlarını yok ederken, aynı zamanda müttefiklerinden dışlanıp ciddi olara zayıfladığını hayal ediyordu. Öncelikli Arap düşmanı, Irak’taki Baas yönetimi olan laik ulusal sosyalistlerdi. Bir kere yok edildi mi, Müslüman direnişi, Arap diktatörler ve Amerikan askerlerini karşı yegane dürüst ve derin yol olarak dini köktendincilik olarak yönlendirilebilirdi. Bu bağlamda, bir kez daha düşmanın gücünden istifadenin zeki bir örneği olarak, laik ve modern bir devlet olarak Irak’tan farklı nedenlerden ötürü Müslüman köktendincilerden daha fazla korkan İsrail’le müttefik oldu.

Bir sonraki umudu Amerika’nın Şii düşmanı İran’ı yok etmesi. Bunda az daha başarılı da oluyordu. Öncelikli amacı Amerika’yı Asya toprağında sonu gelmeyen, kaynak bitiren savaşlarda batağa sokarak, düşmanlarına yarayan petrol akışını kesmek.

Bin Laden, Washington’da ölçüsüz güce sahip olan Amerika’nın dini köktendincilerinin, dini savaşları sürdürmek için gaza getirilebileceğini biliyordu. Kesin olarak “biliyordu” zira kendi Müslüman köktendincilerinden biliyordu, tıpkı İsrail’inkileri bildiği gibi. Tüm bunlar onun zihninde Amerika’nın gücünü sağlayan küresel ekonomiyi yıkmak için kullanılabilirdi. 2002’de evimde Peru’nun parlak ekonomisti Hernando de Soto’ya bin Ladin’in amacının Amerika’yı Orta Doğu’dan atmak olduğunu söylemiştim. O da bana, “Sadece orası değil, tüm 3’ncü Dünya” diye cevap vermişti.

Amerika’daki savaşlarla gelen yıkım birkaç yolla oldu:

İlki, savaşların finanse edilmesi eşeğin belini kıran son saman oldu. Kimse ne kadar borcun Amerika’yı iflas ettireceğini bilmiyordu ancak ulusal borcu 5 trilyondan 10 trilyona çıkarmak ve yeni alınan trilyonlarla sonunda bu oldu. Savaşta olan bir hükümet siyasi destek arar. Popüler olmayan bir savaş için milyar harcarken daha iyi bir refah için milyarlardan geri durmak çok zordur. Bu nedenle Amerika savaş-refahı bir devlet olarak anılıyor. 19’ncü yüzyılda Almanya’da refah, Bismarck askeri maceraları için popüler destek ararken başladı. Al gülüm ver gülüm buydu.

İkinci olarak Irak’ın yıkılması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına neden olabilecek Bush’un İran’ı sürekli bombalama tehditleri, petrol fiyatlarını tavan yaptırdı ve ardından da dünyanın zenginliğini tüketti. Yine de bin Laden, hedge fonlarının spekülasyonu besleyeceğini ve Bush’un fiyatları indirebilecek petrol rezervlerini, İran’la savaşta kullanacağı için, açmayacağını hayal etmemiş olabilir. Sonrasında gelen petrol fiyatlarının çöküşü Amerika’nın savaşlarını ve pervasız borçlanmalarını finanse eden ABD hükümet bonolarının alıcılarını tüketti.

Üçüncü olarak, dikkati savaşlara yönelmişken, Washington’un mali piyasalardaki tartışılan reformlar gibi iç konulara ayıracak zaman ve enerjisi kalmamıştı. Savaşların maliyetini sorgulayan herkes vatansever olmamaklar itham ediliyordu. Yalanlar savaşın sürdürülmesinin parçasıdır ve itibarın yitirilmesi liderlerin yalanlarını ortaya çıkarır. Amerika’nın gözden düşmüş liderlerinden, gözden düşmüş Amerikan piyasaları arasında kısa bir yol vardır.

Dördüncüsü neoconların ve dini köktencilerin zehirli müttefikliğidir. Neoconlar, dünyayı yönetmeyi hayal eden akademisyen Washington politika inekleridir. “Köktenciler” seçim desteğini sağlamışlardır çünkü Amerika’yı putperestler arasında Tanrı’nın işini yapan olarak görürler. Aşırı uçları gerçekten Orta Doğu’da, Tanrı’nın Hüküm Savaşı (Armageddon) planlarını “hızlandırmak” için kaos istemektedir. Onun yerine bin Laden’in amaçlarını hizmet ettiler.

Beşinci olarak, savaş harcamaları açıkları devasa etkili Keynes’çi bütçe açığı finansmanı operasyonudur ve sonunda ekonomik sarhoşlukla neticelenir. Savaşlar görünüşteki bolluğuyla ekonominin canlanmasıdır ancak gerçekte kaynakların inanılmaz tüketicileridir. Her yeni 200 milyon dolarlık savaş uçağı ve günlüğü 1.000 dolara askerleriyle, askeri operasyonda devasa bir yozlaşma ve beceriksizlik vardır. Bin Laden bile savaşın ne kadar maliyetli olabileceğini hayal edememiştir.   

Tüm bunlar birçok savaş eleştirmeni tarafından önceden öngörüldü ancak Bush yönetiminin yalanları ve gücünü kırarak büyük medyada kendine yer bulamadı.

Editör John Feffer, savaşların sonuçlarını 2002’de net olarak belirtir:

 “Bin Laden’in gizli stratejisinin başarılı olarak anlaşılması patırtıyla değil sızlanmayla olacak. Tek kutupluluğu dünyanın avantajına kullanmada çuvallayan Birleşik Devletler, arzuları kendilerini aştıkları için sönen Rusya, İngiltere ve Türkiye imparatorluk örneklerini takip etme riskini taşımaktadır. En kötü senaryoda, ABD, Kuzey Amerika’nın hasta adamı olacaktır. Askeri aşırı irileşmesinin, zenginlik ve yoksulluğun aşırı uçlarının, sivil altyapının çöküşünün ve rekabetçi ekonomik avantajının yitirilmesinin bir kurbanı haline gelecektir”.

En azından Amerikalılara Washington’un, kendi topraklarına başka saldırı olmamasında “başarılı” olduğu söylenir. Belki öyle ancak başka saldırının olmamasının daha olası nedenini Laura Garces’in Foreign Policy’de yazar:

 “Osama bin Laden’in tam olarak istediğini elde ettikten sonra kendisini ortaya çıkarmak ve devasa kaynaklar harcaması için hiçbir neden olmadığını söylenebilir: Savaşlarda harcanan milyarlarca dolarlar, altyapının ihmali, havaalanlarında beklemekten tedirgin olmuş binlerce turistin kaybedilmesi. Bozulma ve iflas onun aradığıydı ve korku da aşılanmasını istediği. Başarı olmadığından kim şüphe edebilir ki?”




Beş Yol 22-01-2009




En Çok Okunanlar