Seçim Sonuçları 2019 | Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Hilal Kaplan
Hilal Kaplan


Türkofobi İslâmofobinin önkoşulu
22/03/2019, 11:36


Yeni Zelanda'daki iki camide, 50 Müslümanı öldüren teröristin yayımladığı metinde Türkler "düşman güç" olarak tanımlanarak şöyle deniyor: "Ayasofya minarelerinden özgürleşmedikçe, Avrupa'nın erkekleri sadece sözde erkeklerdir."

Yani Ayasofya ibadete açılsa da açılmasa da minareleriyle bile bu adi katili çıldırtmış görünüyor. Ancak ne ilginç tesadüftür ki Avrupa Parlamentosu da saldırıdan iki gün önce Türkiye ile müzakereleri askıya alma kararında Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesine karşı olduğunu açıklamıştı. Herhalde Avrupa Parlamentosu tarihinde egemen bir devletin topraklarındaki bir ibadethanenin statüsüne dair böylesi bir müdahale gayreti ilktir.

Ancak Avrupa'dan neşet eden bu karşıtlık hissiyatı bize yabancı değil. Malumunuz Osmanlı İmparatorluğu, bir İslâm hükümranlığı olarak asırlar boyunca üç kıtaya hükmetti ve Türkler, Hristiyan Avrupa'yla savaşarak yüzyıllar boyunca İslâm'ın sancaktarlığını yaptı.

Hemen hangi Avrupa ülkesine baksanız Osmanlı döneminden kalma Türk korkusunun izlerini bulabilirsiniz. Misal "Kruvasan" bile Türklerin ikinci Viyana kuşatmasını sona erdirmesini kutlamak için İslâm'ın Hilâl'ini temsil edecek şekilde yapılmış bir hamurişi olarak ortaya çıkmıştır.

Yakın tarihten daha siyasî bir örnek vermek gerekirse, Brexit tartışmalarını anımsamak yeterli. AB'den ayrılmayı savunan kampanyanın en popüler sloganı şuydu:

"Türkiye (nüfus 76 milyon) AB üyesi oluyor. Ayrılmayı seç, kontrolü geri al".

Dışişleri Bakanı olan Boris Johnson'dan dönemin UKIP lideri Nigel Farange'a kadar Türklerin yığınlar halinde İngiltere'yi basacağı korkusu yayıldı. Bu irrasyonel korkunun bugün İngiltere'yi soktuğu durumu ise görüyoruz.

Türk karşıtlığı ile el ele giden Erdoğan karşıtlığını sadece Yeni Zelandalı teröristin metninde görmüyoruz. Der Spiegel'in, 251 kişinin öldürüldüğü darbe girişiminden iki ay sonra çıkardığı kapağı hatırlayın. Erdoğan, mafyavari bir imajla, Sultanahmet Camisi'nin üzerinden bakıyor. Caminin iki minaresi füze olmuş uçuyor ve onlar Erdoğan'ın siyah gözlük camlarına yansıyor. Başlık: "Türkiye özgürlüğünü kaybediyor."

Bir ibadethaneye ait minarelerin füzeyle eşleştirilmesi, başlı başına saldırganca ve İslâmofobikken, Ayasofya'nın yanı başındaki Sultanahmet Camisi üzerinden bu mesajın verilmiş olması ve iki ay önce kendisi suikastten kurtulmuş olan Erdoğan'ın zalim bir mafya babası gibi yansıtılması, aslında Avrupalı'nın Türkiye karşıtı hissiyatlarının özeti gibiydi. Böylesi haksız bir yaklaşımın, Türkiye'yi güçlendiren lider olduğu için Erdoğan üzerinden Türkofobilerini yansıtmaları dışında bir sebebi olamaz. Alman futbolcu Mesut Özil'in sadece Erdoğan'la bir fotoğrafta yer aldığı için başına gelenler de bu açıdan değerlendirilebilir.

O yüzden bugün İslâm karşıtı başlıklarını ve kendini gerçekten gözden geçiren Batı medyası varsa, onlara Erdoğan karşıtlığı altına gizleyerek sergiledikleri Türk karşıtlıklarını da aynı şekilde gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Çünkü Türkofobi, Avrupa'nın soykütüğüne kazınmış bir ırkçılıktır ve İslâmofobinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

 

22 Mart 2019 / SABAH