Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Gideon Rachman
Gideon Rachman


Batılı ülkeler Afganistan'da kaybetti
01/05/2012, 13:06


Financial Times

Beş yıl önce ABD, Taliban'la konuşmayı reddediyordu. Şimdi Taliban, ABD ile konuşmayı reddediyor. Bu, Afganistan'da güç dengesinin nasıl kaydığının bir ölçütü. Batı müdahalesi başarısızlığa uğradı. NATO ülkeden 2014'te çekilmeye hazırlanırken, geriye sadece yenilginin çapının saptanması kalıyor. Üst düzey bir Pakistanlı yetkilinin alaycı yorumu şöyle: "ABD'nin 'Tek iyi Taliban, ölü Taliban'dır' lafını dillerden düşürmediği zamanı hatırlarım. Sonra uzlaşmacı Taliban'ı, uzlaşmasız olandan ayırmaktan söz ettiler. Şimdi de 'Taliban düşmanımız değil' diyorlar.''

Bilfiil savaş alanında NATO ile Taliban hâlâ düşman. Ama geride istikrarlı bir Afganistan bırakmaya yönelik umutsuz bir çaba içindeki ABD ile müttefikleri, Taliban'ı siyasi sürece katmak için mücadele ediyor. Fakat Taliban'ın müzakere için acelesi yok; örgüt, görüşmeleri aniden kesti. Batılı birlikler ülkeyi terk etme yolundayken, ödün vermeleri için üzerlerinde baskı kuracak pek bir şey kalmadı.

NATO'yu Afganistan'a sokan şey Kaide olmasına rağmen, Taliban rejiminin korkunç doğası savaşa ekstra ahlaki boyut katıyordu. Ülkeye giden Batılı siyasiler, kadın haklarındaki ilerlemeyi vurgulamaya pek hevesliydi. ABD, Taliban'ın siyasi sürece katılımının, insan haklarının korunması ve cinsiyet eşitliği taahhüdünü kapsayan Afgan anayasasının kabulüne bağlı olduğunda hâlâ ısrarcı. Fakat Afgan gerçekliği, kâğıt üzerindekilerle örtüşmüyor. AB'den bir dışişleri bakanının söylediği gibi: "Nüfusun dörtte üçü okuma yazma bilmediğinden, anayasayı okuyamıyor ki..." Afgan kadınının hali vahim. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporu, ülkede yüzlerce kadının zorla evlendirilmeye direnmek, tecavüze uğramaktan şikâyet etmek gibi 'ahlaki suçlardan' hapiste tutulduğunu gösterdi. Gerçi kadınlar açısından kazanımlar da oldu; fakat Taliban yeniden nüfuz kazandıkça, bunlar muhtemelen tehdit altına girecek.
Lakin gerçeklikte Bin Ladin'in öldürülmesi, ABD'ye Afganistan'dan çekilmeyi haklı kılmak için muhtaç olduğu dosyayı kapama sebebi sağlıyor. NATO'nun bu ülke için hedefleri en aza indi; güvenliğe odaklandı: Afganistan, bir daha asla teröristlere güvenli sığınak sağlamamalı ve ülke, 'başarısız devlet' haline gelmemeli. Bu asgari hedeflere bile ulaşılamayabilir. NATO'nun çabalarının odağında Afgan güçlerinin eğitimi ve teçhizatı var ki, bunlar sorumluluğu Batı'dan devralabilsin. Fakat Afgan ordusunu fonlamanın maliyeti, yılda 8-9 milyar dolar. Batı, Afganistan için bu kadar para çıkarma isteğini sürdürecek mi? Sürdürmezse, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in söylediği gibi, "100 bin kişiye eğitim ve silah vermiş, sonra da onları işsiz bırakmış olacağız."
Afgan ordusu bir arada kalsa bile, ülke büyük ihtimalle iç savaşa sürüklenecek. Bu da Pakistan Talibanı'nın radikalleşmeyi sürdürmesine yol açacak. Obama iktidara geldiğinde, Pakistan'ı 'dünyadaki en korkutucu ülke' diye yaftalamıştı. 'AfPak' gibi çirkin bir terimde ısrar edilmesi de bundan dolayı. Ancak Batılı birlikleri ülkeden çıkarmanın acelesi içinde, Pakistan sorunu ihmal ediliyor. Bu da hata olur, zira Pakistan'daki durum korkutucu. Bildt, Pakistan'ı 'histerik bir ABD karşıtlığının' pençesinde diye niteliyor. Kasımda bir NATO hava saldırısında 24 Pakistan askerini öldüren Amerikan askerlerine suçlama yöneltilmeyeceğine dair gelen haber, bu havayı daha da yoğunlaştıracak.
ABD'nin Pakistan'ın nükleer silahlarını ele geçirme komplosu kurduğu fikri, hem Pakistan medyası hem de yönetici sınıfta takıntı haline geldi. Buna tepki olarak ülke, nükleer silah üretimine yeniden hız verip bunları ülke çapında dağıtıyor. Ülkedeki görüşlerin radikalleşmesi ve üretilen füzyona girebilen maddenin miktarna bakılırsa, ABD'nin 'kilit altından salıverilen nükleer silahlar' kâbusu gerçekçi hal alıyor. Bunun bir sonucu olarak ABD, Güney Asya'da terörle mücadeleyi sürdürecek. Fakat insansız uçaklarla Pakistan'daki cihatçılara düzenlenen saldırılar, iki tarafı keskin kılıç. Bu saldırılar, Kaide liderliğini yok etti. Ama aynı zamanda gelecek terörist nesli yetiştirebilecek şahlanmış bir ABD karşıtlığını da besledi. En üst düzeyden bir Pakistanlı yetkilinin söylediği gibi: "Kaide'nin üç numarası, en az beş kez öldürüldü. Ama hep bir üç numara oluyor. Kaide'yi ayakta tutan ve yenilgiye uğratılması gereken zihniyet bu." Maalesef bu zihniyet, hem Pakistan hem de Afganistan'da tekrar yükselişte.




Batılı ülkeler Afganistan'da kaybetti 01-05-2012



 
O teröristin silahında neler yazıyor?
Yeni Zelanda'da saldırı düzenleyen Tarrant'ın, silahların üzerine yazdığı ifadelerde daha önce Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kaybettiği savaşların isimleri yer alıyor.