Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

  • yeniden buluşmak üzere yeniden buluşmak üzere
    Kısa süreliğine sizlere veda ederken, Pressmedya Ailesi olarak her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Son Dakika

Fidel Castro
Fidel Castro


G20, G21 ve G192..
Fidel Castro
25/11/2008, 18:29


Delirdiğimizi düşünmeye gerek yok, ama krizle ilişkili ortaya çıkan bunca kısaltma, insanın zor anlayacağı türden. Bunlardan ilki G20, seçilmiş bir grubun, herkesi temsil edermişçesine davrandığı Washington’daki toplantı.

İkincisi de Lima’da, seçilmiş bir grubun, APEC grubunun toplantısıydı. Dünyanın en zengin ülkesi aralarındaydı, ABD; 45 bin dolarlık GSMH ile birinci sırada. Ama aynı zamanda, 100 numaralı ülke de oradaydı; Çin Halk Cumhuriyeti, 2,483 dolar GSMH’si ile. Bu ülke aynı zamanda, ABD hazine bonolarının birinci yatırımcısı durumunda.

Şimdi de G192 çıktı. Bunun çağrısını da, Leonal Fernandez, Dominik Cumhuriyeti Devlet Başkanı yapıyor. Bu ülke önceki iki toplantının da içinde yer almıyordu, ama G192 adıyla Birleşmiş Milletlere üye ülkeleri, Nobel İktisat Ödüllü Joseph Stiglitz’in de katılacağı bir konferansa davet etmenin bir yolunu bulmuş görünüyor.

Macar asıllı, ABD vatandaşı oldukça zengin bir patron olan George Soros da toplantının katılımcıları arasında yer alıyor.

G20 ve G21 toplantılarında yapılan ve çok çeşitli ulusal ve ticari menfaatin belirleyici olduğu tartışmaları çözmek için satranç ustası olmak gerekir herhalde.

İşin aslı şu; eğer bir üçüncü dünya ülkesi, 8 ya da 10 gelişmiş ülke ile –ki bu ülkelerin bazıları hem düşük sermayeli basit ürünlerde, hem de gelişmiş endüstriyel madde üretiminde başı çeken ülkeler: ABD, Kanada, Japonya, Güney Kore bunlardan bir kaçı-serbest ticaret anlaşması imzalıyorsa, şunu da hesaba katması gerekir: Gelişmekte olan bir ülke, henüz yeni doğmuş bir sanayi gücü ile, gelişmiş ülke endüstrileriyle ya da bu ülkelerin ortaklarının gelişmiş işgücü ile rekabet etmek zorunda kalacak.

Geriye sadece, büyük yatırım gerektiren ucuz hammadde üretimine yönelmek kalıyor. Nihai olarak bu yatırımlar da yabancı şirketlerin eline geçiyor ve kamulaştırmaya karşı ciddi bir biçimde korunuyor.
Onların sahip oldukları tek şey ellerini uzatıp yardım beklemek ve bir de çocuklarının terleriyle ödenecek sonu olmayan bir borcun altına girmek.

Bunlar, bugüne kadar, işlerin nasıl yürüdüğünü göstermiyor mu?
İşte bu yüzden ki, Chavez’in Lima’daki daveti tersleyen davranışına destek verirken tereddüt etmedim. Bunun çok sayıda gerekçesi var. Haydi şimdi bakalım işler nasıl yürüyecek? Ve haklarımızı dizlerimizin üzerine çökmeden talep etmeye devam edelim.