Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Ferid Zekeriya
Ferid Zekeriya


Afganistan’da fantazi ve gerçeklik
24/03/2012, 17:04


Afganistan'da Kuran kopyalarına yapılan saygısızlık üzerine ortaya çıkan ihtilaf ve bunu takiben Amerikalılar'ın öldürülmesi, bir açıdan uzun bir savaşın sadece bir anı. Fakat aynı zamanda Amerika'nın Afgan politikasının zor ve neticede sürdürülemez yönüne de vurgu yapıyor. Başkan Obama birlikleri çekmek istiyor, fakat stratejisi hem Afgan ulusal ordusu ve polis kuvvetlerine hem de ülkeyi ve ekonomiyi yönetecek olan Kabil'deki hükümete güç ve otorite sağlamaya devam ediyor. Bu bir fantezi. Bunu fark etmeli ve daha gerçekçi bir alternatifin peşine düşmeliyiz.

ABD'nin gelişmekte olan ülkelerde savaşa girmeye meyilli olması, basit bir düşünceye dayanıyor: Ülkeyi modernleştir böylece ulusal güvenlik problemini çözersin. 2010'da Amerikan Girişim Enstitüsü'nde bir konuşmada, bu Amerikan yaklaşımını açıkça dile getiren Newt Gingrich'ten başkası değildi. Gingrich Afganistan'da başarısız olduğumuzu iddia etti, çünkü "ülkeyi otoyollarla istila etmedik, her Afgan'ın bir cep telefonu sahibi olmasını sağlamadık, toplumlarını kökten modernleştirme yolunda mantıklı adımlar atmadık, çiftçilerin uyuşturucu yetiştirmekten vazgeçmesine yardımcı olacak bir program geliştirmedik."

Şimdi her Afgan'ın bir cep telefonu sahibi olduğunu ve büyük otoyollar üzerinde seyahat ettiğini farzedelim, değişmeyecek olan şudur: Afgan ulusal hükümeti, nüfusun büyük bir kısmını oluşturan Paştunlar tarafından desteklenmiyor. Ulusal ordu; Tacik, Özbek ve Hazarlar'ın ordusu olarak kabul ediliyor; 1990'larda Paştunlar'la savaşmış olan eski Kuzey İttifakı.

Ve basitçe söylemek gerekirse, Afganistan ekonomisi dev bir orduya sahip geniş bir ulusal hükümeti destekleyemez. (Afgan güvenlik güçlerinin bütçesi yaklaşık 12 milyar dolar. Bu hükümetin yıllık gelirinin sekiz katı.)

***

Amerika'nın son 50 yıldır sayısız yerde keşfettiği gibi, ulus inşa etme yaklaşımında sorunlar var. İlk olarak bir ülkeyi bir kaç yıl içinde modernleştirmek son derece zor. İkincisi, bu mümkün olsa bile, o toplumun temel karakteristikleri -etnik yapı, din ve ulusal ve jeopolitik konum- değişmeyecektir.

Irak'ta ise ABD, ülkeyi Batı yanlısı örnek bir demokrasiye çevirmek için bir fırsatı olduğunu düşündü. Büyük hırslar ve sınırsız bir bütçeyle ülkeye girdi. Bugün Irak, sistematik biçimde Sünniler'i dışlayan, neredeyse tüm Hıristiyanlar'ı sürmüş ve dış politikasını İran ve Suriye'ye çevirmiş, Şii egemenliğinde bir devlete dönüştü. Kürtler kuzeyde kendi tek partili küçük devletlerini kurarak etkin biçimde ayrıldılar. Irak, Saddam Hüseyin yönetimi altında olduğundan çok çok daha iyi durumda, fakat ülke kendi tarihi, etnik yapısı ve jeopolitiği hizasında gelişti, Amerika'nın ideolojik beklentileri doğrultusunda değil.

Fantazilerimizi Afganistan'a uygulamaya çalışmak yerine onun gerçeklikleriyle uzlaşmaya ihtiyacımız var. Bu, Afgan hükümetinin sihirli biçimde etkin ve meşru hale gelemeyeceğini kabullenmek anlamına geliyor; istediğimiz kadar cep telefonu alıp güç hattı döşeyelim. Pek çok Paştun'u temsil ettiği için Taliban, kaçınılmaz olarak güney ve doğu Afganistan'da hakimiyet kurabilecek. Daha da önemlisi, Pakistan hükümetinin Taliban militanlarını barındırmasının önüne geçemeyeceğiz.

Afganistan'daki realiteyi kabullenmek, Amerika'yı seçeneksiz bırakmaz. Birlikler daha az varlık gösterseler de, güçlü anti-terörizm operasyonları gerçekleştirmeye çalışabiliriz. Taliban'ın ülkeyi tekrar ele geçirmesini önleyebiliriz. Nüfusu Tacik, Özbek ve Hazarlar'dan oluşan kuzey ve doğu, sadakatle Taliban aleyhtarı olmaya devam edecektir. Bu grupları desteklemeli ve daha da önemlisi, onları destekleyen komşu ülkelerle ittifak kurmalıyız. Kuzey İttifakı'nın doğal ve tarihi müttefikleri Hindistan, İran ve Rusya; onları bölgeye müdahil tutacak kalıcı çıkarları var. Kendi stratejimizi bu ülkelerin stratejileriyle hizalamaya çalışmalıyız (tabii ki, İran ile örtük bir hizalanma söz konusu olacaktır.)

ABD tabii ki mevcut yaklaşımını sürdürebilir; bu ise bir değil iki büyük ulus inşa projesinin başarısı üzerine kumar oynamaktır. Kabil'de, etnik kökenleri ne olursa olsun bütün Afganlar'ın saygı duyacağı etkin bir ulusal hükümet oluşturmalı ve Afgan ekonomisini genişletmeliyiz ki uzun vadede büyük bir ulusal orduyu ve polis kuvvetini ayakta tutabilsinler. Başarmak için aynı zamanda, İslamabad hükümetinin stratejik yönelimini değiştirebilecek, böylece Taliban sığınaklarını devre dışı bırakacak ve kendi yarattığı ve 30 yıldır desteklediği gruplarla savaşmaya başlayacak sivil-egemen bir devlet yaratmak için Pakistan'ın da karakterini değiştirmek durumundayız. Bunun gerçekten olacağını düşünen var mı?




Afganistan’da fantazi ve gerçeklik 24-03-2012



 
O teröristin silahında neler yazıyor?
Yeni Zelanda'da saldırı düzenleyen Tarrant'ın, silahların üzerine yazdığı ifadelerde daha önce Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kaybettiği savaşların isimleri yer alıyor.