Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, salat ve selam Allah resulünün, ailesinin, ashabının ve takipçilerinin üzerine olsun.
Ey dünyanın her yerindeki Müslüman kardeşlerim, Allah’ın rahmeti ve merhameti üzerinize olsun.
Bundan sonra…
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Ömer el-Beşir’in derhal yakalanması için tutuklama emri çıkarması dikkat edilmesi gereken ciddi imalar içermektedir ve de sebepleri ve etkileri açısında çok dikkatli bir şekilde incelenmelidir.
Birkaç şeye dikkat çekmek istiyorum:
Herşeyden önce ben ne Ömer el-Beşir’i veya rejimini savunuyorum ne de onun Darfur’da veya başka yerlerde yaptıklarını… Bundan ziyade Müslümanların biraz olsun olayı tüm boyutlarıyla ele almalarını öneriyorum. Mesele sadece bir Darfur ve bu problemin çözümü meselesi değildir: mesele çağdaş Siyonist Haçlıların Müslüman ülkelere müdahale etmek için daha fazla fırsat yaratma çabasıdır.
Onlar neden Bush'u, Blair'i, Olmert'i, Barak'ı, Müşerref'i veya Putin'i yargılamıyorlar? Dahası neden tarihteki ilk atom bombalarını Hiroşima ve Nagasaki üzerinde kullanan Truman'ı yargılamıyorlar?
Neden Birleşmiş Milletler Darfur'daki insanlar için timsah gözyaşları dökerken Filistinlileri cani ve barbar İsrail'den korumak için harekete geçmedi? Neden Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum Darfur'daki insanlara yardım etmek ve onları refaha kavuşturmak iddiasıyla timsah gözyaşları dökerken Filistin kuşatmasını kaldırmak için hiçbir girişimde bulunmadılar?
İkincisi... Beşir rejimi ektiğini biçiyor. Yıllar sonra tükürdüğünü yaladı ve Amerikalı Haçlıların baskısıyla onların cephesinde yer almayı ve uzlaşma yolunu seçti. O aralarında Şeyh Usame bin Ladin'de olmak üzere (Allah onu korusun) tüm Mücahidleri sınırdışı etti. Önce onları bir noktada topladı ve sonra hepsini dışarı fırlattı. Onların ailelerini, kadınlarını ve çocuklarını bilinmeze gönderdi ve sonrasında da "onlar gönül rızalarıyla ülkeden ayrıldılar" diye aşağılık bir yalanın arkasına sığındı. Dahası, sonrasında Suud rejiminden ve Amerikalılar'dan bunun karşılığında ödenek alma girişiminde bulundu, fakat onlar kendisine şu cevabı verdiler; "Henüz daha yolun çok başındasın!"
"Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları velî edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları velî edinirse o da onlardandır. Allah böylesi zalimleri doğru yola iletmez. Onların içyüzlerini ancak o zaman keşfeden müminler de birbirlerine:"Hayret doğrusu! Onlar değil miydi, siz müminlerle beraber olduklarına dair var güçleriyle yemin edip duranlar?" Ama sonunda ne oldu? Gösteriş için yaptıkları bütün işleri boşa gitti, dünyada da, âhirette de ziyan edenlerden oldular." (Maide Suresi, 51-53)
Sudan rejimi Amerikalılardan onay solumaya devam etti ve Sudan'ın bölünmesini kabul etti, güneyin bölünmesi yoluna kaldırım taşlarını döşedi, ülkedeki göçmenler ve Mücahidler hakkında Amerikan hükümetine enformasyon sağladı, onlardan bazılarını hain ve katillerin yönettiği ülkelerine teslim etti. Fakat tüm bunlara rağmen büyük zalimler ondan memnun olmadılar, talepleri ve engellemeleriyle etrafındaki kuşatmayı daraltmayı sürdürdüler, ta ki ülkenin önde gelen figürlerini ve liderlerini tutuklama kararı çıkarıncaya kadar...
Hakikatin sahibi (cc) şöyle buyuruyor, "Yahudileri savaşa teşvik eden münafıkların durumu ise tıpkı şeytan'ın durumuna benzer ki o, insana: "Dine inanma, reddet!" diye telkin eder.O kendisine kulak verip kâfir olunca da şöyle der: "Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbinden korkarım!" (Haşr Suresi, 16) ve yine O şöyle buyuruyor, "Şeytan onlara sadece vaadlerde bulunur, birtakım kuruntularla oyalar. Şeytan aslında onlara kuru bir aldatmadan başka ne vaad eder ki! " (Nisa, 120)
Sudan'a göç eden zayıf ve mazlum kim varsa, Sudan rejiminden ne sığınak ne barınak bulabildi ve kendilerine sadece şu söylendi, "Sizi Sudan'dan çıkaracağız, böylece siz Sudan'ı problemlerden ve kayıplardan koruyabilirsiniz." ve bugün Şanı yüce olan Allah aynı şeyi el-Beşir'in yüzüne vurdu ve bugün ona karşı şunu söylüyorlar, "Uluslararası mahkemeye teslim ol ve Sudan'ı sorunlardan ve tehlikelerden koru." Peygamber efendimiz (salat ve selam üzerine olsun) şöyle buyuruyor, "İhsan kaybolmaz, günâh unutulmaz, cezalandırıcı (olan Allah) ölmez. Artık dilediğini yap. (İşlediğinle cezalandırılır veya mükâfatlandırılırsın)."
Üçüncüsü ise bizim sevgili, sabırlı, Müslüman ve Mücahid Sudan halkımızadır. Onlara diyorum ki: Sizler İslam Sudan topraklarından çıkarılsın diye hedef alınıyorsunuz. Bu sizin anlamak zorunda olduğunuz bir gerçektir. İslam'ın Sudan'dan çıkarılması ve Batılı güçlerin askeri varlıklarını Sudan'a yerleştirmek için kendilerince haklı bir gerekçe arıyorlar.
Sudan'daki halkımıza şunu söylemek istiyorum: Sudan rejimi Sudan'ı savunmak için oldukça zayıftır, bu yüzden siz Irak ve Somali'deki kardeşlerinizin yaptığını yapmalı ve rejimleri yetersiz kaldığında onlar nasıl ülkelerini savunuyorlarsa siz de savunmalısınız. Ancak sadece bu da değil, onların bazıları kaçtılar veya ülkelerini teslim ettiler, siz sonuna kadar direnmelisiniz.
Bu yüzden Haçlılara karşı uzun soluklu bir gerilla savaşı için eğitime başlayın, eküpmanınızı toplayın, donanımınızı tamaların ve organize olun.
Sudan'daki Müslüman kardeşlerim; bizler sizinleyiz ve tüm Mücahidler ve Müslümanlar da sizinledir, bizler -Allah'ın yardımıyla- tüm gücümüzle sizin yardımınıza koşmaya hazırız. Sudan rejiminin Mücahidler ve mülteciler hakkındaki yalanlarının ise hiçbir değeri yoktur, çünkü sizler onlara gönüllerinizi açtınız.
Bizi ve sizi birleştiren Beşir rejiminin arkasına attığı İslam kardeşliğidir. O öyle bir kardeşliktir ki kan, vatan ve soy gibi saçma sapan dünyalık bağların çok ötesindedir. Yüce Allah (cc), kutlu elçisi Peygamberine (salat ve selam üzerine olsun) şöyle buyuruyor, "Eğer birtakım hilelerle seni aldatmak isterlerse, hiç endişe etme. Allah sana yeter.O'dur ki seni yardımıyla ve bir de müminlerle destekledi. Müminlerin kalplerini birbirine ısındırıp bir araya getirdi.Şayet sen dünyada bulunan her şeyi sarf etseydin bile yine de onların kalplerini birleştiremezdin, fakat Allah onları birleştirdi. Çünkü O azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir). " (Enfal Suresi, 62-63)
Dörüncü söyleyeceğim şey ise Darfur'daki insanlarımıza bir mesaj niteliğindedir. Onlara diyorum ki: Sakın Haçlıların acınızı İslam topraklarını işgalin bir parçası haline getirmesine izin vermeyin. Kolonizmin tarihi iyi bilinir ve çoğunlukla hep eskisinin tekrarıdır, -eğer Allah yasaklamazsa- Haçlılar Sudan'da kolonizmlerini kurmak isteyeceklerdir. Bu ise son tahlilde Darfur'dan diğer tüm bölgelere Sudan'daki her Müslüman'ı köleleştirmeyi hedeflemektedir. Bunun sonucunda ise haçlılar Afganistan, Irak, Somali ve Filistin'deki cürümlerinin aynısını gerçekleştireceklerdir.
Beşincisi Sudan'daki tüm İslam topraklarındaki Müslümanların dikkatini çekmek istediğim bir tespittir. Yapmak istediğim; Ömer el-Beşir liderliğindeki Sudan rejimi ile Mü'minlerin Emiri, Molla Muhammed Ömer Mücahid (Allah onu korusun) liderliğindeki Afganistan İslam Emirliği arasındaki bir mukayese...Afganistan Sudan'dan daha zayıf ve fakirdir, fakat Molla Ömer'in liderliğindeki İslam Emirliği kendisine daha fazla güvenen, daha kararlı, daha soylu, Rabbinin vaadinden daha bir emindir ve Ona daha fazla güvenmektedir. Bırakın bunu mesele etmeyi, O bir Müslüman'ı bir kafire vermeyi tartışmasız reddetti. Sudan rejiminin ülkesinden çıkardığı, tüm dünyanın kendilerine karşı birleştiği Mücahidleri ve mültecileri Amerika'nın tüm katliam, zulüm ve baskılarına karşı teslim etmeyi reddetti. Ne Emirlik ne de Müminlerin Komutanı (Allah onu korusun) Allah'ın lütfuyla ilkelerinden ve inançlarından bir adım geri atmadığı gibi, dağlar gibi dimdik durdular. Ve Allah'ın yardımı ve kuvvetiyle Afganistan İslam Emirliği ve Emirimiz Molla Muhammed Ömer Mücahid (Allah onu korusun) tüm filoları, orduları, eküpmanları, mal varlıkları ve mataryellerine rağmen katil Haçlılara karşı, onlara geri adım attırana kadar büyük cihadı sürdürdüler, bu yolda binlerce şehid verdiler, büyük fedakarlıklarda bulundular. Ve Allah'ın lütfu ve merhametiyle gün be gün programlı bir şekilde bu mücadele sürerken, hergün yeni bir yeri Haçlı Koalisyonu ve hain kukla hükümetten kurtararak şeriat kurallarını tatbik ediyor, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklıyor, Müslümanların menfaatlerini savunuyor: "Bu, Allah'ın lütfu olup onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf ve ihsan sahibidir." (Cuma Suresi, 4)
Bu yüzden Sudan'daki ve dünyanın her yerindeki Müslüman ümmetimiz: bu dünyada ve ahiretteki zafer ve başarı yoludur. Ey İslam ümmeti Yüce Allah'ın (cc) şu sözlerine kulak verin, "Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) destek olursanız, O da size yardım eder ve savaşta ayaklarınızı kaydırmaz." (Muhammed Suresi, 7) ve şu sözlerinin muhatapı olmaktan sakının, "İman edenler: "Keşke savaş hakkında bir sûre indirilseydi?" diyorlar.Fakat net ve kesin bir sûre indirilip de içinde savaşma emri zikredilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm sekeratına giren kimsenin bakışı gibi boş gözlerle sana baktıklarını görürsün. Korktukları başlarına gelsin! Bu böyledir; Çünkü onlar Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara:"Biz, bazı hususlarda size itaat edeceğiz" demişlerdi.Halbuki Allah onların gizledikleri şeyleri hep bilmektedir." (Muhammed Suresi 20-26)
Söylemek istediklerimin altınıcısı; bu Sudan rejiminin ve el-Beşir'in sırat-ı müstakim'e dönmek ve Haçlıların tamamen kendilerine uymadıkça ve tabi olmadıkça asla onlardan memnun olmayacaklarını öğrenmek için bir fırsattır. Beşir rejimi bir yol ayrımındadır. Yani Beşir rejimi bu felaketler ve trajedilerden kurtulmak için İslam ve Cihad yolunu seçip, siyasi manevraları, diplomatik hileleri ve uluslararası hoş-konuşma dilini terkedecek midir? Beşir rejimi dürüst ve düşkün bir şekilde İslam şeriatını savunacak ve diğer tüm otoriteleri reddedecek midir? Beşir rejimi Sudan'da din ve ümmet düşmanlarına karşı cihad ilan edecek ve Ümmeti gelecekteki savaşa karşı hazırlayacak mıdır? Ve Beşir rejimi Sudan'ı şeytanlardan ve günahlardan arındırıp Allah'ın yardımını, huzurunu ve desteğini arayacak mıdır? Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vâd ettiğinde siz silahsız olan topluluğun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz.Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı üstün kılmak ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suçlu müşrik gürûhu hoşlanmasa da, hak olan İslâm'ı yüceltsin, batıl olan şirki de ortadan kaldırsın." (Enfal Suresi, 45-46) Yoksa Beşir ve rejimi manevralarına, uzlaşmaya, geri dönmeye ve siyasi dehasını bugün kaldığı yerden sürdürmeye devam ederek Kabil'deki ofisinin sınırlarının dışına çıkmaktan aciz Karzai ve hükümetinin bir kopyası haline dönerek 20'den fazla haçlı bayrağı gölgesinde mi yaşamını sürdürecektir?
Dikkat çekmek istediğim yedinci nokta ise Sudan'da, Filistin'de ve diğer bölgelerde olanlarla küresel politikalarının hiçbir ağırlığının olmadığı ortaya çıkan Arap rejimlerinin küçük düşürücü iktidarsızlıklarıdır. Onlar kendilerini böylece küçük düşürdüler. Tüm bunlar bugün Müslüman ümmetinin hükümetleri, organizasyonları ve grupları küçük düştükten sonra sadece Mücahid evlatlarınca savunulduğunu ortaya çıkardı.
İşte bu yüzden Ey bizim kahraman Sudan halkı ve kardeşlerim siz Rabbimizin bir ayetini hatırlatmak istiyorum: "Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz." (Al-i İmran Suresi, 200) ve ayrıca şu ayetini, "Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır. İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir". Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir. (Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun. (Al-i İmran Suresi, 172-175)
Son duamız; alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd ve Peygamberimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına salat ve selam olsun.
Ey Ümmetim, savaşmak artık bir vazife olmuş, o halde ateşli ateşli konuşmayı ve bağırmayı bir kenara bırak
Ve vaktini boşa harcamayı durdur, çünkü vaktini boşa geçiren ve eğlenen biri asla kazanamaz
Gerçekleri isimleriyle an, çünkü insanlar hakkındaki hakikat aşikardır
Haçlılar geri döndüler ve dünyanın her yerinde delice koşturuyorlar
Biz geçmişte olanları unutmuştuk, ancak onlar yaraları yeniden deştiler
Refahı sağlamak içinse tek bir Mu’tasım yoktur, en azından şu soruları sorabilecek:
İslam’a karşı nasıl komplolar kurulduğunu görmüyor musunuz?
Düşmanların Aksamızı imha etmeye ve yıkmaya çalıştığını görmüyor musunuz?
Yahudi zalimleri ve avazımız çıktığı kadar attığımız çığlıklarımızı görmüyor musunuz?
Onlar Filistin’i işgal ettilee ve “Oradan ayrılmayacağız” dediler
İmansızlar güçlerini toplardılar, ihtilafların ve ihanetlerin nedeni işte budur.
Ey Milyarlar! Yaraların sizi çağırdığı şu sıralar neredesiniz?
Bir milyardan sadece bir milyon bize verin, yeter de artar bile!
Her binden sadece bir, her alanda onlarla savaşmak için
Ey Ümmetim, savaşmak artık bir vazife olmuş, o halde ateşli ateşli konuşmayı ve bağırmayı bir kenara bırak
Ve vaktini boşa harcamayı durdur, çünkü vaktini boşa geçiren ve eğlenen biri asla kazanamaz
Çeviri: Press Medya