Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

12:43, 04 Aralık 2018 Salı
Ömer Halisdemir'e hakaret eden Müftüoğlu'na sert yanıt

Ömer Halisdemir'e hakaret eden Müftüoğlu'na sert yanıt

15 Tummuz direnişinin sembol ismi Ömer Halisdemir'e hakaret eden yazar Atasoy Müftüoğlu'na tepkiler sürüyor. Diriliş Postası Müftüoğlu'na başyazısıyla cevap verdi




Yazar Atasoy Müftüoğlu'nun, 15 Temmuz direnişinin sembol ismi Ömer Halisdemir için küçümeyici tarzda beyanlarda bulunması infiale sebep oldu.

Sosyal medyada Müftüoğlu'na karşı tepkiler çığ gibi büyürken, Mustafa İslamoğlu, Müftüoğlu'na sahip çıkan bir tweet attı.

Atasoy Mütüoğlu

 

Diriliş Postası Gazetesi ise tartışmaya Başyazısı ile katılarak, Müftüoğlu ve yanlılarına sert bir cevap verdi.

Gazetenin yazarı Murat Özer tarafından kaleme alınan Başyazı'da, Atasoy Müftüoğlu ve yandaşları için "Gençliğimizi arsızca çalıp; kimilerimizi Tahran'a, kimilerini Riyad'a, kimilerini Kandahar'a sevdalandırıp bir tek Anadolu'ya düşman eden; bunu yaparken de çirkefliğini anlamayalım diye üzerimize İslami kavramları boca eden bir zavallı." ifadesini kullandı.

Murat Özer'in Ömer başlıklı yazısı:

30 kurşun deviremedi o Süphan Dağı kadar yüce gövdeni. En az 30 yıldır bu toprağın çocuklarına Tahran'ın tiranlarının kahramanlık öykülerini anlatıp, ufuk diye gösterenler mi yıkacak, görkemli mirasını.

"Bir general emir vermiş, bir başka generali vur demiş. Öykü bundan ibaret. Halistekin mi, Halisdemir mi nedir, böyle birisi ufuk olabilir mi?.. Hangi ufku, hangi düşüncesi" demiş gençliğimizi arsızca çalıp; kimilerimizi Tahran'a, kimilerini Riyad'a, kimilerini Kandahar'a sevdalandırıp bir tek Anadolu'ya düşman eden; bunu yaparken de çirkefliğini anlamayalım diye üzerimize İslami kavramları boca eden bir zavallı.

Daha kanının düştüğü toprak kurumadı. Fakat onlar, Ömer Halisdemir'in mirasına saldırmaktan asla hayâ etmediler. Nasıl utansınlar ki? Onlar, İran'daki efendilerine toz kondurmazken, vahşice katledilen Suriyeli mazlumları suçlayacak kadar utanmaz olmamışlar mıydı? Hizbullah'ın militanı Mustafa Çamran'ı, Humeyni'yi, Musa Sadr'ı ümmetin gençlerine ufuk diye gösterenler, Anadolu'nun istiklali için vuruşanlara daima burun büktüler. Yalnız onlar mı? İrancılığa düşman kesilen -sözde Sünni- diğer tarafın vatansızlarının da onlardan aşağı kalır yanı var mı?

15 Temmuz'da şehit düşenlerin her biri vatan toprağında bayraklaştılar. Fakat, Ömer Halisdemir başka. Onu diğer şehitlerden ayıran temel bir özellik var. Tüm şehitler, düşmana karşı ne silah kullanabildiler, ne taş ne de yumruk. Gölbaşı Özel Harekât’taki her biri birbirinden kahraman polislerimiz bile, tek kurşun sıkamadan mazlumane bir şekilde can verdiler. Oysa Ömer, tepeden tırnağa cesaret ve imanla; akıbetinin ne olacağını bilerek, bilinçli bir tercihle yılanın başını ezdi.

Eğer Ömer'in o destansı eylemi olmasaydı, bugün işgal edilmiş bir toprak üzerinde vatan özlemiyle dizlerimizi vuruyor olabilirdik.

Ömer, 15 Temmuz'un meşruiyet çizgisidir.

Eğer o, yılanın başını ezmeseydi, eğer düşmanlarımız bize galebe çalmaya muvaffak olsaydı; sömürgecilerin kölesi bu mandacı alçak takım, kendi hukuklarını ihdas eder, tüm vatan evlatlarını bir gecede vatan haini ilan ederlerdi.

Komutanının "Ömer, bu işin sonunda şehadet var. Sen kanınla vatanı kurtaracaksın. Hazır mısın" dediğinde "Emredersiniz" diyerek, ölüme koşan bir yiğitte ufuk, kararlılık, iman, 1000 yaşındaki devletine bağlılık şuuru ve tarih bilinci yoksa, acaba kimde var?

Milyonlarca vatan evladını o karanlık gecede sokağa döken, tanklara meydan okutan şey vatanlarına olan bağlılıklarıydı. Düşmanın kim olduğunu, arkasında kimlerin olabileceğini düşünmeden, asırlarca adeta bir genetik miras gibi sinelerinde taşıdıkları zor zamanlarda ortaya çıkan ve reflekse dönüşen bu bilinçle hareket ettiler. Sorgusuz, sualsiz bir imandı.

Fakat Ömer düşmanın kim olduğu gayet iyi biliyordu. O sadece bedenini kurban vermeyecekti bu ülkenin istiklali için. Aynı zamanda başına gelecekleri bütünüyle idrak eden bir bilinç ve tarihi bir sorumlulukla, düşmanı bozguna uğratacaktı. Sonunda 30 kurşunla toprağa düşecek, fakat düşman mevzilerini dağıtırken milletine dönüp kanıyla haykıracaktı: "Korkma. Meşru olan sensin. Karşınızdaki bu çapulcu sürüsüne asla diz çökmeyin! Bedenimi Allah'a, evlatlarımı aziz vatana emanet ediyorum."

Tebrizli bir adama sormuştum: "Hz. Ebubekir'e, Hz. Aişe'ye öfkenizin bir gerekçesi var. Kabul etmesem de, anlayabilirim. Ya Hz. Ömer'e neden bu kadar öfkelisiniz? O size ne yaptı?"

O İranlı bana, hiçbir zaman unutmayacağım tarihi bir cevap vermişti: "Ömer, İran'ın evini yıktı."

Hz. Ömer, binlerce yıllık geçmişi olan Pers hükümranlığına son vermiş; İran'ı İslamlaştırmıştı. Fakat, bu durum Persler’in bu coğrafyadaki tarihi hakimiyetine de son vermişti. Hz. Ömer, o İslamcılığıyla bilinen İranlının bilinçaltından silemediği hakikati gün yüzüne çıkarıyordu.

Ömerler bir turnusol kâğıdı gibi, aramızda sinsice kol gezen, bu iğdiş edilmiş kirli zihniyetleri ortaya döküyor. Akla karayı birbirinden ayırıyor, tam 15 asırdır.

Ömerlere selam olsun…



  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylaş
  •   
  • facebook'ta paylas
  • Yazdır
  • Mail Gönder



 
Fransa'da isyan büyüyor
Fransa'da, akaryakıt zamları ülke genelinde protesto edilirken, başkent Paris'teki Arc de Triomphe Anıtı çevresine gelen ve şiddet olayları başlatan "Sarı yeleklilere" polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.