Seçim Sonuçları 2019 | Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

Güncelleme: 16:35, 11 Eylül 2013 Çarşamba
11 Eylül ve El Kaide Dosyası

11 Eylül ve El Kaide Dosyası

11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Pressmedya tarafından özenle hazırlanmış geniş kapsamlı dosyamızı yeniden ilginize sunuyoruz




11 Eylül ve El Kaide Dosyası (Bölüm 1) 

 

Hazırlayan:Pressmedya Araştırma Masası/Abdulkadir Şen

Bu çalışma, 11 Eylül öncesi dünyanın nasıl olduğuna dair geniş bir projeksiyon tutuyor. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ise saldırının El Kaide tarafından hangi gerekçelerle yapıldığı, saldırıya katılanlar, saldırı hakkında üretilmiş çeşitli komplo teorileri, Usame bin Ladin'in hayatından çarpıcı kesitler videolar eşliğinde dikkatlerinize sunuluyor.

 

 

11 Eylül: Bir Başlangıç Değil ama Dönüm Noktası

11 Eylül saldırıları dünya tarihinde bir milat özelliği taşımaktadır. Saldırılar sonrasında dünya iki ana kampa ayrılmıştır. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush saldırıların hemen akabinde yaptığı açıklamada tüm dünya liderlerine saflarını seçmeleri çağrısı yaparak “Ya bizdensiniz ya da onlardan” demiştir. Burada sorulması gereken soru şudur. Tarihin en büyük saldırısı olarak bilinen 11 Eylül saldırılarının arkasındaki sebepler nelerdir? Zira sebepleri incelemeden olayların 11 Eylül’de bir terörist grubun ABD’ye saldırmasıyla başladığını düşünüp bütün gelişmeleri bu ön kabulle yorumlamak büyük bir yanılgı olur. Bu çalışma saldırıların sebeplerini, saldırganların amaçlarını, saldırıların ekonomik sonuçlarını, siyasi ve sosyal etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir.

11 Eylül Öncesi Dünya

 

11 Eylül öncesinde soğuk savaştan galip olarak ayrılan ABD, bütün dünyanın tek süper gücü konumuna gelmişti. Ekonomik anlamda dünya servetinin büyük bir kısmını elinde tutan ABD artık dünya siyasetini belirleyen, ekonomik faaliyetleri yönlendiren tek başat güçtü. George Soros gibi spekülatörler sırtını bu büyük güce dayayıp dilediği ülkede devrimler gerçekleştirebiliyordu; yakın zamanda bile 2003 yılında Orta Asya’da Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna’da meydana gelen renkli devrimleri finanse eden ve oluşturduğu devasa medya gücü ve ekonomik spekülasyonlarla George Soros devrimlerin mimarı olarak adlandırılıyordu.[1]

 

ABD, dünyada ilk defa atom bombası kullanarak yaklaşık 250 bin insanın ölümüne neden olan tek devletti. Kuruluşundan 11 Eylül’e kadar ABD 120 ülkeye küçük ya da büyük askeri müdahale yapmış ve onlarca ülkeyi de işgal etmişti. Bazı düşünürler 20. yüzyıla ‘‘Amerikan Savaşları Yüzyılı’’ ismini vermişlerdir.[2] ABD’nin savaşlarını gösteren listeyi indirmek için linki tıklayınız. [3]

 

Dünyanın büyük bir kısmı açlıktan kırılırken ABD’de yetişkinlerin % 74’ü ya obez ya da aşırı kiloludur.[4] Yeni Dünya Düzeni’nin tek süper gücü olan ABD kontrolünde tuttuğu IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla yüksek faizlerle borçlar vererek birçok ülkeyi sömürmekteydi. NATO ve BM gibi Yeni Dünya Düzeni’nin en önemli kurumları aracılığıyla bütün dünyaya gözdağı veriyor, istediği ülkeye bu uluslar arası güçleri de arkasına alıp saldırabiliyordu. ABD bütün dünyaya demokrasiyi önerip, insan hakları raporları hazırlayarak birçok ülkeyi eleştirirken küresel sistemin tek hegemonik gücü olma avantajını kullanarak kendisini eleştirilerden soyutlamaktaydı.

 

ABD’nin İslam dünyasıyla da arası pek iyi değildi. 11 Eylül’e kadar birçok İslam ülkesinde meydana gelen İslami kazanımlar ABD ve müttefiki devletler tarafından daima baltalanmıştı. Irak’a Körfez Savaşı’nda saldıran ABD, binlerce sivili acımasızca bombalamış, birçok zehirli bomba kullanarak nesiller boyunca sakat doğumlara neden olmuş, Irak’a uyguladığı ekonomik ambargo ve gıda ve ilaç kısıtlamalarıyla 500 bin çocuğun ölümüne yol açmıştı. Colombia Üniversitesi beslenme profesörü Richard Garfield sadece ambargoların başladığı 1991-2002 tarihleri arasında ambargolardan dolayı ölen 5 yaş ve altı çocukların sayısını 345,000-530,000 olarak hesaplamıştır.[5] 1999’a kadar Unicef’e göre 500 bin[6] çocuk ambargolar nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Irak Sağlık Bakanlığı’na göre ise uranyum bombaları, savaşın neden olduğu hastalıklar ve ambargoların tümü 1,7 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur.[7]

 

ABD, İslam ülkelerindeki diktatör rejimlere destek sağlayan en önemli devletti. Mısır, Libya, Tunus ve Suudi Arabistan gibi birçok ülkenin polis ve istihbarat güçlerinin elit kesimi ABD’de Fort Bragg askeri üssünde eğitiliyordu. Ekonomik olarak çökme tehlikesi yaşayan İslam ülkelerinin diktatör liderlerine ABD cömert yardımlar sunuyordu. ABD İsrail ile Enver Sedat döneminde yapılan Camp David anlaşmasına bağlı kalması ve ABD çıkarlarına uygun davranması karşılığında Mısır ordusuna Mübarek’in devrilmesinden önceye kadar her yıl 1.5 milyar dolar yardım ve büyük oranda askeri mühimmat desteği sağlamaktaydı.[8] Amerika, Suudi Arabistan’dan 9 dolara aldığı petrolü dünyanın değişik ülkelerinde 100 dolara satıyor, bu yolla, İslam ülkelerinin birçok zenginliğini değişik yöntemlerle sömürdüğü iddia ediliyordu. Uluslarası Kamuoyu adı verilen, bilinmeyen bir olgu ülkeleri yola getiriyor, dünyanın Uluslararası Ceza Mahkemesi, Uluslararası Para Fonu, Uluslararası Askeri Güçler, Uluslararası Ekonomik İşbirliği Örgütleri, Uluslararası Yasalar, İnsan Hakları standartları gibi birçok araçla ABD bütün dünyaya kendi dünya görüşünü dayatmaktaydı. .

 

Ancak bazı kesimler ABD’nin bu emperyal dayatmalarından hoşnut değillerdi. Özellikle Müslümanlar arasında ciddi bir çoğunluk bu dayatmaları hem dini, hem sosyal hem de ekonomik açıdan kabul edilemez bulmaktaydı. Çünkü bu kesim ABD’nin sunduğu Yeni Dünya düzeninde Müslümanların temsil edilmediğinin farkındaydılar.

 

El Kaide’nin Kuruluş Serüveni

 

1924 yılında İslam hilafetinin kaldırılmasıyla dünya Müslümanları bütüncül bir siyasi liderlikten yoksun kaldılar. Son hilafet merkezi olan Osmanlı Devleti, tüm İslam coğrafyasının ihtiyaçlarına yeterince cevap verememesine rağmen siyasal olarak Müslümanların hamisi konumundaydı. Hilafetin tekrar kurulması için Mısır ve Hindistan gibi ülkelerde bir dizi hilafet konferansı yapıldıysa da bir sonuç alınamadı.

 

Osmanlı hilafeti sonrası siyasal himayeden yoksun kalan İslam coğrafyası dönemin emperyal batılı güçleri tarafından gelecekte bölgesel çatışmalara neden olabilecek şekilde etnik ve mezhep merkezli ve bölgelerin sosyolojik ve coğrafi gerçeklerine aykırı bir şekilde çizilmiştir. Bunun sonucunda İslam coğrafyası özellikle de Ortadoğu bölgesi bir çatışma ve savaş coğrafyası haline gelmiştir. Bölgeyi sadece coğrafi sınırlarla bölmekle yetinmeyen batılı güçler İslam coğrafyasındaki sosyal ve kültürel kodları da değiştirmek için birçok projeyi hayata geçirmiştir. Bunun sonucunda başta Türkiye olmak üzere bölgede kurulan ulus devletler laik rejimler benimseyerek yüzlerini batıya dönmüşlerdir. Bu süreç İslam ülkelerinde halkın giyim tarzına müdahaleden eğitim müfredatlarındaki İslami kodları değiştirmeye varacak kadar ileri gitmiştir. Nitekim İslam dünyasının en eski ve büyük üniversitesi olan El Ezher’in eğitim müfredatlarının İngiltere tarafından değiştirildiği bilinmektedir.

 

İslam ülkelerinde birçok âlim ve entelektüel, ortaya çıkan problemlerin temelinde İslam’dan uzaklaşmak olduğu sonucuna varmış ve halkları tekrar İslami çizgiye davet etmek için çeşitli cemaatler kurmuşlardır. Mısır’da İhvan-ı Müslimin hareketi, Pakistan’da Cemaati İslami ve Tebliğ Cemaati, Filistin’de Hizbut-Tahrir ve daha birçok örgütlenmeler ortaya çıkmıştır. Bu cemaatler uzun bir süre diktatör rejimlerle karşı karşıya gelmemiş ve sadece eğitim çalışmalarıyla halkları İslami değerlere yeniden sarılmaya davet etmişlerdir. Oldukça başarılı olan hareketler kimi zaman engellenmeye çalışılmışsa da mesajlarının geniş kitlelere ulaşması engellenememiştir. Bu cemaatlerin önlenemeyen yükselişi karşısında devletler güç kullanma yoluna gitmiş ve bunun sonucunda örneğin Müslüman Kardeşler Cemaati’nin kurucusu Hasan El Benna ve birçok lideri çeşitli şekillerde ortadan kaldırılmıştır.

 

Devletlerin cemaatlere karşı şiddete başvurması karşısında Seyyid Kutub gibi bazı önderler, zamanı geldiğinde kendi terimleriyle “küfürle” karşı karşıya gelmenin kaçınılmaz olduğunu, bu sebeple cemaatlerin “cihad” için hazırlık yapması, uzun vadeli projeler hazırlaması ve üyelerini buna motive etmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

 

Zamanla davet hareketleri silahlı mücadeleye girişmiş silahlı mücadeleyi benimsemeyen hareketler ise mensupları tarafından ağır davranmakla suçlanmış, birçok grup bu hareketlerden ayrılıp silahlı cemaatler oluşturmuştur. Bu silahlı hareketlerin başında Mısır’da Cihad Cemaati, Cezayir’de Davet ve Cihad Hareketi, Libya’da Cemaatul Mukatele, Suriye’de Said Havva’nın başında bulunduğu İslami Cephe, Filistin’de Hamas, ve daha bir çok hareket gelmektedir. Bu hareketler ülkelerindeki diktatör rejimlerle hesaplaşma yoluna girmiş ancak genelde başarısız olmuşlardır.

 

1970’lerin sonuna doğru dünya yeni bir sürece girmiş, dünyanın ikinci süper gücü olan Sovyetler Birliği Afganistan’a saldırmıştır. Bu saldırı İslam dünyasında halifelik kaldırıldığından beri hiç gerçekleşmeyen bir olayın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünyanın dört bir yanından Müslümanlar, dilini ve kültürünü hiç bilmedikleri Afganistan’a gelerek kendi tanımlamalarıyla kardeşleri olarak gördükleri Afgan halkıyla aynı safta savaşmaya başlamışlardır.

 

Multi-national Cihad Ordusu

 

50 farklı ülkeden Afganistan’a gelen binlerce İslamcı gönüllünün ortak adı “mücahitler”dir. 1. Dünya savaşında, Osmanlı ile İtilaf Devleri arasında cereyan eden Çanakkale Harbi’nden sonra ilk defa onlarca ayrı ülkeden Müslüman aynı dava için aynı safta savaşıyordu. Bu süreçte Afganistan’a gelen üç kişi savaşın seyri ve 11 Eylüle gelen süreci anlamak açısından çok önemlidir.

 

Bunlardan biri Filistinli akademisyen Dr. Abdullah Azzam’dır. Azzam Afgan cihadının dünyaya tanıtılmasında ve İslami meşruiyet kazanmasında en etkin rol oynayan kişidir. Afganistan’da Mücahitlere Hizmet Bürosu isimli bir kurum açarak dünyanın dört bir yanından ulusal sınırları aşarak gelen binlerce genci organize etmiştir.

 

Bu sırada Abdullah Azzam’ın yanında savaşa katılanlardan biri de Suudi bir milyarderin oğlu Usame Bin Ladin’dir. Suud’un en zengin ailelerinden birine mensup olan Bin Ladin o sırada ülkeler arası yatırımlar yapan zengin bir işadamıdır. Dünyanın 7. zengini olan ve prenslerle beraber büyümüş Usame bin Ladin’in bu göz kamaştırıcı serveti bırakıp Afganistan mağaralarında Afgan halkının özgürlüğü için savaşmayı tercih etmesi bölgede ve İslam coğrafyasının tamamında ciddi bir sempati toplamasına sebep olmuştur. Bu dönemde Afganistan’a gelen genç bir doktor ileride El Kaide’nin oluşumunda ve küresel bir örgüt haline gelmesinde kilit rol oynayacaktır. Bu kişi varlıklı bir aileden gelen Eymen El Zevahiri’dir. Dr Eymen Mısır Cihad hareketi lideridir ve Rusya dağıldıktan sonra lideri olduğu cemaat El Kaide ile birleşir. Zevahiri’nin Usame Bin Ladin’in Amerikan güçleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybetmesinden sonra örgütün yeni lideri olması beklenmektedir.

 

Afgan cihadı bütün dünyada büyük etkilere neden olmuştur. Ruslarla savaş sürecinde askeri deneyimler elde eden binlerce mücahit savaştan sonra bu tecrübelerini ülkelerine uyarlamaya çalıştılar. Bir kısmı oldukça başarılı olurken, diğer birçok girişim başarısız oldu. 1989’a gelindiğinde dünya büyük bir olaya tanık oldu. Oldukça kısıtlı imkânlarla ve askeri, ekonomik ve teknik eşitsizliğe rağmen süper güce meydan okuyan bir avuç savaşçı göz alıcı bir zafer elde etmiştir.

 

Doğudan batıya birçok Müslüman dini referanslarla hareket edildiğinde başarılı olabileceklerinin farkına vardılar. Sovyet iktidarı devrildiğinde birçok mücahidin ağzında aynı cümle dolaşıyordu “Evet başarabiliriz.”

 

Afgan savaşı sonrası edinilen tecrübeler ve oluşan iyimser havanın bölgede oluşturacağı domino etkisi ve bunun batılı değerler karşısında oluşturacağı tehdit küresel sistemi harekete geçirmiştir. Küresel aktörlerin girişimleri sonucunda ülkedeki çeşitli gruplar birbirine düşürülmüş ve savaştan elde edilen kazanımların bölgesel aktörler, özellikle de Mücahit gruplar tarafından kullanılması engellenmiştir. Kısa vadeli çıkarların peşinde koşan yerel gruplar bölgesel çapta ve uzun vadede etkili olabilecek projeler üretememişlerdir. Bunun sonucunda Sovyet işgali sonrası beklentiler, özellikle de iç çatışmaların şiddetlenmesi ile yerini hayal kırıklığına bırakmıştır. İslami yönetim hayali yerini kaosa sürüklenmiş ve iç çatışmalarla zayıflayan bir yapıya bırakmıştır. Nihayetinde bu savaş sürecinde elde edilen kazanımlar batılı güçlerin müdahalesi ile kullanılamamıştır.

 

Avrupa coğrafyasının tam ortasında yer alan Bosna’da savaşın patlak vermesi üzerine daha önce Afgan Savaşı tecrübesine sahip olan mücahit gruplar yönlerini Bosna’ya çevirmişlerdir. Müslüman Boşnakların safında yer alan Mücahit gruplar büyük başarılara imza atmış ve Sırpları yenilgiye uğratmışlardır. Ortadoğu halklarına kıyasla daha az dindar olan Bosna halkının yabancı mücahitlerin etkisiyle şeriat istemeleri Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Amerika’yı harekete geçirmiş ve bu aktörlerin savaşa müdahalesini ortaya çıkarmıştır. Fakat 60 bin kişilik orduyla Bosna’ya müdahale eden batılı güçlerin savaşı durdurmaya karşılık Bosna’dan istedikleri ilk şart Bosna’da bulunan 600 yabancı mücahidin Bosna’yı terk etmesi olmuştur. Bosna savaşı neticesinde İslamcıların kazanımları da Batı tarafından bir kez daha engellenmiştir.

 

Mısır’da rejime karşı ayaklanan Müslüman Kardeşler Hareketi Batı tarafından desteklenen laik rejim tarafından güç kullanılarak şiddetli bir biçimde bastırılmıştır. Avrupa ve Amerika Mısır yönetimine İslamcı hareketlere karşı olan bu tavırlarından dolayı çok büyük miktarlarda parasal ve siyasi destekte bulunmuştur. Yani İslami hareketler Mısır’da da aslında karşılarında batılı aktörleri bulmuşlardır.

 

Cezayir’de farklı bir metot deneyen İslami hareketler demokratik yöntemlerle iktidara talip oldular. Ali Bin El Hac ve Abbas Medeni önderliğindeki FIS seçimlerde yüzde 85 oy aldı. Fakat Fransa’nın desteğini arkasına alan laik ordu hemen darbe yaptı ve çıkan iç çatışmalarda 100 bin insan katledildi. Cezayir’de Müslümanların siyasi başarısı Batı tarafından baltalanmıştı. Aynı tecrübeyi Tunus’ta da NAHDA partisi yaşadı. Somali’de ise Amerika yıllarca işgalci güç olan Etiyopya’yı destekledi. Ogaden savaşında ABD, Etiyopya ordusuna hava desteği sağladı ve birçok İslamcı, Ogaden savaşında aslında herhangi bir zarar vermedikleri ABD tarafından hava saldırılarında öldürüldü.

 

İslami Hareketlerin her başarısı ABD öncülüğündeki Yeni Dünya Düzeni ülkeleri tarafından engellenmekteydi. Peki, çözüm neydi?

 

Gerek Afganistan, Bosna, Somali gibi ülkelerde yaşanan işgal ve savaşlar gerekse de diğer ülkelerde yaşanan süreçler sonucunda elde ettikleri kazanımları sürekli bir şekilde Batı tarafından baltalanan İslami Hareketler mücadele ettikleri bölgesel aktörlerin aksine asıl düşmanın bu yerel güçleri destekleyen batılı devletler olduğu sonucuna vardılar.

El Kaide ve Uzak Düşman Stratejisi

 

Afganistan tecrübesi, Bin Ladin’in tüm dünyadan mücahitler yetiştirip küresel ölçekli bir hareket kurma fikrini etkilemişti. 1988’de El Kaide isimli bir hareket kurdu. Mısır Cihad cemaati lideri Dr. Eymen El Zevahiri, Ömer Abdurahman, ve daha bir çok tecrübeli İslamcı bu harekete katıldı. El Kaide Afganistan’da birçok kamp açtı ve 11 Eylüle kadar bazı tahminlere göre 20 bin savaşçı eğitti. İslam ülkelerindeki halk desteklerine rağmen başarılı olamamalarını ABD’nin diktatör rejimlere verdiği askeri desteğe bağlayan İslamcılar Zevahiri’nin tabiriyle “Köpeklerle değil sahipleriyle muhatap olmayı” tercih ettiler. Bu görüşün diğer adı “Uzak Düşman Stratejisi”’idi. Dünyanın birçok ülkesinde İslami hareket liderleri ABD yok olmadan ya da çok zayıflamadan İslam ülkelerinde başarı elde edilemeyeceğini, ABD’nin 20 yıl boyunca Müslümanların her başarısını engellediğini düşünüyorlardı. Artık ABD ile Müslümanlar arasında bir hesaplaşma kaçınılmazdı.

 

El Kaide ABD ile ilk defa Somali’de karşılaştı. Halka yardım götürme gerekçesiyle “Umut Operasyonu” isimli bir operasyon düzenleyen ABD, Somali’yi işgal etti. El Kaide lideri Bin Ladin en tecrübeli savaşçılarından bir timi ülkede halkı örgütlemesi için Somali’ye gönderdi. Bu kişiler 1993’de ABD Kara Şahin helikopterlerinin düşmesine neden olan ve birçok ABD askerinin öldüğü 17 saat süren çatışmalarda etkin rol oynadılar. ABD daha fazla dayanamayıp askerlerini Somali’den çekti. El Kaide o dönemde kamplarında eğitim gören birçok Somalilinin de desteğiyle Somali’yi üs edindi. Bu gün Somali’nin yüzde 85’ini kontrol eden Şebab hareketinin temelleri o dönemde atıldı.

 

Afganistan’da 1996’da -ABD’den bir dönem destek alan- bazı grupların başını çektiği iç savaşa tepki gösteren medrese mollalarından oluşan bir hareket hızla güç kazandı ve süreç içinde yönetimi ele geçirdi. Bu hareketin ismi “Taliban Hareketi”ydi. Ülke yönetimini ele geçiren Taliban, El Kaide’ye yeniden İslam Hilafeti kurmak amacıyla büyük imkânlar tanıdı. Hareketin lideri Afganistan Devlet Başkanı Molla Muhammed Ömer tüm dünyadaki Müslümanlara bu genç İslam devletini geliştirmek için mühendisler, uzmanlar, doktorlar göndermeleri, ayrıca ülkelerindeki diktatör yönetimlerle arası bozuk olan herkesi misafir edecekleri açıklamasında bulundu. Binlerce İslami hareket üyesi Afganistan’a hareket etti. Sadece 5 bin Özbek Afganistan’da kamplar kurdu, birçok Çeçen o dönemde 2. Çeçen savaşına katılmadan önce Taliban tarafından onlara tahsis edilen ve El Kaide tarafından yönetilen kamplarda eğitim aldı.

 

ABD ve Batılı güçler, 1979 İran devriminin mezhep merkezli anlayışı sebebiyle Sünni dünyada oluşturamadığı etkiyi Hanefi (Sünni) Taliban Hareketinin oluşturabileceğinden endişe ediyorlardı. ABD başta olmak üzere batılı devletler bu ülkeye ambargo uyguladı.[9]

 

Artık ABD ile büyük bir savaşa hazırlanan El Kaide ilk hamleyi gerçekleştiriyordu. Nairobi ve Darusselam’daki ABD elçiliklerini havaya uçurdular.[10] ABD buna karşılık Sudan’da Bin Ladin tarafından kurulan Şifa ilaç fabrikasını vurdu ve Afganistan’ı bombaladı ve 250 sivili öldürdü.[11] Dünya basını ABD’nin terör kamplarını vurduğunu iddia etti. Gerçek ise çok sonraları ortaya çıktı. El Kaide Sudan saldırısının intikamını almak için 2000 yılında ABD’nin Aden körfezinde bulunan ve dünyanın en büyük uçak gemisi olan USS Cole savaş gemisini vurdu.[12] Onlarca ABD askeri yaşamını yitirdi.

 

23 Şubat 1998’de bir basın açıklaması yapan El Kaide liderleri “Haçlılara ve Siyonistlere Karşı Cihad Cephesi’ni” kurdular. Tüm Müslümanları Filistin’in yeniden özgürleşmesi için Afganistan’da kurulacak Hilafet Ordusu’na katılmaya davet ettiler. Molla Ömer bu ordunun lideriydi ve Emirul Muminun olarak isimlendiriliyordu. Hem Usame bin Ladin hem de örgütün tüm üst düzey yöneticileri Afganistan’ın tek meşru lideri olarak Molla Ömer’i gördüklerini ilan ettiler. Bu durum hala değişmemiştir.

 

2001 yılında ABD Pakistan aracılığıyla ve daha değişik yollarla defalarca Taliban rejimini tehdit etti. Taliban ve El Kaide geçmişte İslami hareketlerin her başarısını baltalayan ABD’nin saldırı hazırlığında olduğunu biliyordu. USS Cole gemisi Afganistan’a doğru muhtemel bir işgal için harekete geçtiğinde uzun zaman boyunca ABD’ye karşı kendi ifadeleriyle “kibrini, hegemonik gücünü ve ekonomisini” hedef alacak bir saldırının planını yapmış olan El Kaide neredeyse 15 yıllık bu planı Molla Ömer’den izin alıp uygulamaya soktu. Bir El Kaide lideri daha sonra bu kararı şöyle açıklayacaktı:

 

‘‘Sorun şuydu: Ya arkamıza yaslanıp onların bize saldırmasını bekleyecektik, ya da onları beklemedikleri bir saldırıyla şaşırtacaktık. Biz ikincisini tercih ettik.’’

 

Lütfen aşağıdaki videoyu inceleyiniz.


ABD Zaten Saldıracaktı geniş haberyeri

 

El Kaide’nin saldırı gerekçeleri:

 

11 Eylül’de El Kaide Örgütü,

1- Uzun yıllar boyunca İslam ülkelerinin zenginliklerini sömürdüğünü

2- Petrolünü çaldığını

3-Kutsal olan Mekke ve Medine’ye üsler yapıp mukaddes bölgeleri çiğnediğini

4- Birçok ülkeye savaş açıp yüz binlerce insanı öldürdüğünü

5- Irak’a saldırıp binlerce Müslüman’ı öldürdüğünü

6- Ambargolarla 500 bine yakın çocuğun ölümüne neden olduğunu

7- Her BM oylamasında İsrail’e karşı karar çıkmasını veto yetkisini kullanarak engellediğini

8- İsrail’e askeri ve ekonomik destek verdiğini

9- Japonya’ya atom bombası atarak binlerce kişiyi acımasızca öldürdüğünü

10- İslam ülkelerinin otoriter yöneticilerinin bir numaralı destekçisi olduğunu iddia ettiği ABD’de bazı ekonomik ve askeri hedeflere saldırdı. El Kaide’ye göre yukarıdaki sebeplerden herhangi biri ABD’nin vurulması için yeterli meşruiyeti ve İslami dayanağı sağlayacak kadar geçerli bir sebepti.

Şayet Kapitalizm ABD’nin bel kemiğiyse ve eğer birçok adaletsizlik de bu sistemin ürünüyse, kapitalizmin temel karargâhı olan İkiz Kulelerin vurulması El Kaide’ye göre oldukça meşru ve stratejik bir eylemdir. El Kaide kendi ifadesi ile İkiz Kuleler ve Dünya Ticaret Merkezinde masum sivilleri değil fakir ülkeleri özellikle de İslam ülkelerini IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla çeşitli ekonomik oyunlar, spekülasyonlar ve dayatmalar yaparak büyük faizlere mahkûm edip sömüren ekonomik savaşın savaşçılarını vurduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte El Kaide savaşçıları bir uçakla Pentagon’a saldırmış, saldırıda 125 Pentagon görevlisi öldürülmüştür.

 

Bin Ladin gönüllüler arasından 19 savaşçısını saldırıları düzenlemeleri için seçmiştir. Bu kişilerin tümü saldırıların gerekçelerini ve meşruiyetini anlattıkları görüntülü vasiyetler bırakmışlardır. Bu vasiyetleri siz Pressmedya.com okuyucularıyla paylaşıyoruz. Ayrıca 11 Eylül saldırganlarının eğitim ve hazırlık görüntülerini içeren bir belgesel olan Manhattan Raids belgeselini de Dosya’mızın bu bölümünde bulacaksınız.

El Kaide örgütü 11 Eylül saldırılarını ABD'nin on yıllardır dünya halklarına karşı yapmış olduğu işgaller ve El Kaide'nin tanımıyla zorbalık ve zulümler nedeniyle düzenlemiştir. El Kaide'nin saldırıların gerekçelerini anlatmak için hazırladığı Manhattan belgeselinin ilgili kısımlarını sunuyoruz:

 

11 EYLÜL VE KOMPLO TEORİLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

http://www.pressmedya.com/haber_detay.asp?haberID=3126

 


 

[1]http://en.wikipedia.org/wiki/Rose_Revolution#Funding_from_Soros-related_organizations

[2]http://academic.evergreen.edu/g/grossmaz/interventions.html

[3] http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_wars_involving_the_United_States

[4]http://en.wikipedia.org/wiki/Obesity_in_the_United_States

[5]"Iraq criticizes US, UK at Baghdad Conference..." 10. May 2001

[6]Iraq surveys show 'humanitarian emergency'UNICEF Newsline August 12, 1999

[7]"Iraq criticizes US, UK at Baghdad Conference..." 10. May 2001

[8]http://www.telegraph.co.uk/finance/financetopics/8290133/Most-US-aid-to-Egypt-goes-to-military.html

[9]http://www.sipri.org/databases/embargoes/un_arms_embargoes/afghanistan

[10]http://en.wikipedia.org/wiki/1998_U.S._embassy_bombings

[11]http://articles.cnn.com/1998-08-20/us/9808_20_us.strikes.01_1_sudanese-television-bin-mullah-abdullah?_s=PM:US

[12]http://www.pianoladynancy.com/recovery_usscole.htm

 

11 Eylül 2001..

Saat 08:46:30 da bir uçak Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kulesi 94.-98. katları arasına kulenin kuzey tarafından çarptı. Bina çarpmadan 102 dakika sonra yıkıldı.

Saat09:02:59 da ikinci bir uçak Dünya Ticaret Merkezi güney Kulesi 77.-85. katları arasına kulenin güney tarafından çarptı. Bina çarpmadan 56 dakika sonra yıkıldı.

Saat 09:37:00 da bir başka uçak ABD Savunma Bakanlığına çarptı.

Saat 10:03:11 de Washington'un 240 km kuzey batısına, Pensilvanya Shanksville'de dördüncü bir uçağın düştüğü açıklandı.

Biz bu çalışmamızda, 11 Eylül saldırılarının mahiyetini, sebepleri, saldırıyı gerçekleştirenlerin kimliğini, komplo teorilerini sırasıyla ele alacak; çeşitli videolar eşliğinde dünya tarihindeki bu önemli dönüm noktasını sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeye çalışacağız.

Çalışmanın ilk bölümünde saldırının ABD ve dünya ekonomisine maliyetini çeşitli grafikler ve istatistikî veriler eşliğinde ilginize sunuyoruz.

Pressmedya Araştırma Masası

Bu çalışma International Pressmedya'nın özel bir çalışmasıdır.

Kaynak verilerek kullanılabilir.

 

Dünya Ticaret Merkezine yapılan saldırının harita üzerindeki gösterimi

İstatistiklerle 11 Eylül Saldırıları

 

  • ·Dünya Ticaret Merkezinin inşasına harcanan zaman: 6 yıl 8 ay
  • ·Kulelerin yıkıldığı zaman: 1 saat 42 dakika
  • ·Hayatını kaybeden polis sayısı: 60
  • ·Hükümetin mağdurlara ödediği miktar: 8,7 milyar dolar.
  • ·Saldırılardan 6 ay sonra New Yorklu öğrencilerin %76’sı hala sık sık saldırıları düşündüklerini belirttiler.[1]
  • ·Dünya Ticaret Merkezi’nin yapılış tarihi: 1970
  • ·Dünya Ticaret Merkezi’nde faaliyet gösteren şirket sayısı: 430
  • ·11 Eylül öncesi binalarda çalışan sayısı: 50,000
  • ·Günlük ortalama ziyaretçi sayısı: 140.000
  • ·Yanan binaların uzaktan görüldüğü mesafe: 20 mil
  • ·Dünya Ticaret merkezinde sıcaklığın ulaştığı maksimum derece 2.300 fahrenayt
  • ·Enkazda insan arama kurtarma çalışmalarının yapıldığı süre 230 gün
  • ·Boston, Massachusetts’ten Kaliforniya giden Amerikan Airlines 11 uçağında ölenlerin sayısı: 92
  • ·Birleşik Havayollarının 175 nolu uçağında ölenlerin sayısı: 65
  • ·Pentagon’a düşen uçakta ölenlerin sayısı: 64
  • ·Pentagon’da ölenlerin sayısı: 125
  • ·Kulelere bir mil yakında yaşayan halktan travma ve psikolojik bozukluk yaşayan insanların yüzdesi: %20
  • ·Manhattan’da 11 Eylül sonrası psikolojik tedavi görenlerin oranındaki artış: %200
  • ·Tahmini psikolojik sorun yaşayan New Yorklu sayısı: minimum 422,000
  • ·Manhattan’da saldırılar sonrası alkol tüketimin artış oranı: %25
  • ·Manhattan’da saldırılar sonrası sigara tüketiminin artış oranı: %10
  • ·Manhattan’da saldırılar sonrası Mariuhanna (uyuşturucu) tüketiminin artış oranı: %3.2
  • ·Saldırı sonrasındaki 2 ayda New York’un aldığı Federal Yardım Miktarı: 9.5 milyar dolar
  • ·ABD bombalamalarından dolayı hayatını kaybeden Afgan sivillere ödenen para miktarı: 10,000 dolar
  • ·Sadece bir 11 Eylül kurbanının kocasına ödenen tazminat 50,000,000 (50 milyon)dolar.
  • ·ABD ekonomisinin değeri 11 Trilyon dolar
  • ·Dünya sigorta pazarının Dünya Ticaret Merkezinden dolayı kaybı 50 milyar(40 milyar doları ABD’nin) dolar.
  • ·2001’in son 5 ayında ABD seyahat endüstrisinde işini kaybedenlerin sayısı: 237.000
  • ·11 Eylül dolayısıyla 2002 yılı sonuna kadar ABD’de işini kaybedenlerin sayısı: 1.8 milyon.
  • ·Sadece aşağı Manhattan’da saldırılar sonrası işini kaybedenlerin sayısı: 100,000
  • ·Kongre’nin ABD havacılık sektörüne 11 Eylülden hemen sonra yaptığı yardım miktarı: 15 miyar dolar. [2]

 

  • ·Saldırılarda hayatını kaybeden toplam ABD’li sayısı: 2,819
  • ·Saldırılarda hayatını kaybeden itfaiyeci ve sağlık personeli: 343
  • ·NYPD çalışanı: 23
  • ·Çalışanını kaybeden Dünya ticaret Merkezi şirketleri: 60
  • ·İkiz kulelerde yaşamını yitiren çalışan sayısı: 1,402
  • ·İkiz kulelerde yaşamını yitiren işveren sayısı: 614
  • ·Cantor Fitzgerald Şirketinde yaşamını yitiren işçi sayısı: 614
  • ·Olayla alakalı sağlık problemi yaşayıp emekli olan itfaiyeci sayısı: 300
  • ·Olay sonrası kaldırılan enkaz miktarı: 1.506.124 ton
  • ·Saldırılardan sonra yangınların devam etme süresi: 99 gün
  • ·New York şehrinde saldırılardan dolayı işini kaybedenlerin sayısı: 146.100
  • ·New York borsasının kapalı kaldığı gün sayısı: 6
  • ·Saldırılardan sonra New York şehrinin bir aylık ekonomik kaybı: 105 Milyar dolar
  • ·Enkazın temizleme masrafı: 1 miLyar dolar
  • ·Acil hizmetlere ödenen toplam FEMA parası: 970 milyon dolar
  • ·Saldırılardan zarar gören Manhattan alt yollarının tadilatı için harcanan miktar: 7,5 milyar dolar
  • ·CIA’ye iş başvurusunda bulunanların sayısında meydana gelen artış oranı: %50
  • ·Aşağı Manhattan’da saldırı sonrası ortaya çıkan Asbest maddesinin temizlenmesine ihtiyaç duyulan ev sayısı: 30.000
  • ·2001’de saldırıdan dolayı tatil programını değiştiren Amerikalı sayısı: 1,4 milyon
  • ·11 Eylül sonrası travmatik stres yaşayan New Yorklu sayısı: yaklaşık 422,000 [3]

 

Saldırıların ABD Ekonomisine Maliyeti

 

Saldırılar nedeniyle imha olan eşya, ev, araç gibi malzemelerin toplam maliyeti 100 milyar dolardır. Amerika’nın 11 Eylül saldırıları nedeniyle toplam kaybı 2 trilyon dolar olarak hesaplanmıştır.[4]

 

  • ·Dünya ticaret merkezi 4 milyar dolara sigortalanmıştır.
  • ·Saldırılarda kullanılan 4 uçak 385 milyon dolar
  • ·Pentagon’da 1 milyar dolarlık zarar meydana geldi
  • ·Temizlik masrafları 1,3 milyar dolara mal oldu
  • ·Acil Fondan harcanan para 40 milyar dolar
  • ·Saldırılardan hemen sonra direkt 83 bin kişilik iş kaybı nedeniyle meydana gelen zarar 17 milyar dolar


Sadece New York kentinde alt yapı, kaybedilen işler, vergi zararları gibi sebeplerle meydana gelen zarar 95 milyar dolar, sigorta ödemeleri 40 milyar dolar, havayollarının zarara uğraması nedeniyle vergi kaybı 10 milyar dolardır.

Manhattan’ı gösteren uydu fotoğrafında büyük bir duman uzaydan görünüyor.

 

 

11 Eylül saldırıları en çok ABD borsalarını zarara sokmuştur. Saldırıların ilk haftasında Amerikan borsaları 1.4 trilyon dolar zarara uğramıştır. Bu oran günümüz şartlarında 1.74 trilyon dolara denk gelmektedir.[5]ABD havayollarının yolcu taşıma kapasitesi, iflas eden birçok havayolu firması nedeniyle % 20 azalmıştır.[6]

Saldırıların ABD turizmine verdiği zararı saptamaya yönelik Hawaii üniversitesi ekonomi profesörü Carl Bonham başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanan raporda; ABD’nin saldırılardan dolayı hala kan kaybettiği ve saldırıların yıkıcı etkilerinin halen devam ettiği belirtilmektedir.[7]

11 Eylül’den önce havacılık sektöründe kullanılan 1,000 uçak, şirketlerin iflas etmesi nedeniyle Arizona çölünde hangarlarda park edilmiştir. [8] ABD havacılık sektörünün sadece 2001 yılında toplam zararı 11 milyar doları geçmiştir. Hükümet bu sektöre vergi indirimi ve zarar tazmini gibi amaçlarla 15 milyar dolar yardım yapmıştır.

 

Turizm

 

Raporun 24. sayfasında ayrıntılı rakamların belirtildiği istatistikî tabloda, 2000 yılında Amerika’da 51 milyon olan uluslararası ziyaretçi sayısının 46 milyona düştüğü görülüyor. Yani saldırılar dolayısıyla ABD 2001’de 5 milyon turist kaybetti ve 2004 yılına kadar sırasıyla bu kayıp şöyle devam etti.

 

2002 43,5(-7)

2003 41,2 (-10)

2004 46,1 (-5)

 

ABD’nin saldırılar sonrası yabancı turist kaybı sadece 2004 yılına kadar toplamda 27 milyona ulaşmıştır. Her bir turistin ülkeye ulaşım ve konaklama dâhil ortalama 5–7 bin dolar harcadığı hesaplanırsa ABD’nin sadece turizm kaybı bile milyar dolarları bulmaktadır. [9]

 

Sadece 11 Eylül olayları dolayısıyla New York’un hasarlarının telafisi, Pentagonun yıkılan yerlerinin inşası, mağdurlara ödenen paralar ve bazı diğer masraflar Amerikan hükümetine 296,2 milyar dolara mal olmuştur. Bu rakam sadece 2002-2003 yıllarını kapsamaktadır. [10]

 

11 Eylül saldırılarıyla birlikte Amerika’nın ülke içindeki güvenlik harcamalarına ayırdığı bütçe yıldan yıla büyük artış göstermiştir. 2001 yılında iç güvenlik masraflarına 17.1 milyar dolar harcayan ABD sırasıyla bu rakamı şöyle artırmıştır:

 

200220.7 milyar dolar

200336.6 milyar dolar

200441.3 milyar dolar.[11]

 

 

Bu rakamlar sadece 2004 yılına kadar yapılan masrafları gösteren rakamlardır. Daha sonraki 6 yılda ise ABD’ye yönelik tehditler ve ABD’nin güvenlik zafiyetleri artmış ve bunlara paralel olarak masrafları da hızla artmıştır.

 

Sağlık Masrafları

 

Michael R. Bloomberg tarafından hazırlanan ve 11 Eylül saldırılarının sağlık masraflarını inceleyen ADDRESSING THE HEALTH IMPACTS OF 9–11 isimli rapora göre 11 Eylül saldırılarından dolayı yılda sadece 392 milyon dolar saldırılardan zarar görenlerin tedavisine harcanmıştır. Bu kronik rahatsızlıklar, uzun vadeli tedavileri kapsamamakta sadece kısa süreli tedavileri kapsamaktadır. Bu 2011 yılına kadar geçen 10 yılda 3,92 milyar dolara tekabül etmektedir.[12]

 

Raporda sadece New York’un enkazın kaldırılması ve yıkılan yerlerin tamiri için 20 milyar dolar harcandığı da belirtiliyor. [13]

11 Eylül'den sonra toplam 900 kişinin kanser travma ve zehirlenmelerden dolayı öldüğü belirlenmiştir. Bu kişiler olaya acil müdahalede bulunanlar, itfaiyeciler ve kurtarma timleridir.

Saldırılardan dolayı sadece sigortacılık sektörünün uğradığı kayıp 30 ile 58 milyar dolar arasındadır. (Looney, 2002: 2).[14]

 

Amerikan kongresine sunulmak üzere 5 Ekim 2004 tarihli bir raporda El Kaide’nin stratejisinin en önemli unsurlarından biri Amerikan ve Avrupa ekonomisini sarsacak ve zora sokacak saldırılar yapmak ve Kapitalist sistemin işlememesi hatta çökmesi, "düşmanın ekonomik açıdan belinin kırılması" olduğu belirtiliyor. [15]

Saldırılarda yaşamını yitiren 2.973 kişinin gelecekte üretecekleri değer 7.8 milyar dolar olarak hesaplanmıştır.[16]

 

Diğer Bazı Dolaylı Masraflar

 

Hükümetin havacılık sektörüne 15 milyar dolar yardımına rağmen bazı havayolu şirketleri iflastan kurtulamamıştır. Artan güvenlik prosedürleri ve vize almakta yaşanan zorluklar nedeniyle ABD’ye beyin göçü azalmış, öğrenci değişim programları büyük oranda sekteye uğramış ve yatırımlar da olumsuz etkilenmiştir. [17]

 

ABD’de artırılan güvenlik önlemleri nedeniyle kargo gönderimlerinde şirketler gelirlerinin ortalama % 2’sini güvenlik masraflarına ödemekteler. Kargo sektörü saldırılardan sonra yavaşlamış, daha fazla formalite uygulanmaya başlamış ve bu da yatırım ve ticareti doğrudan etkilemiştir. ABD’nin 11.7 trilyon dolar olan ekonomisinin yüzde 2’si kargo güvenliğine harcandığı düşünülürse bu 234 milyar dolar zarar anlamına gelmektedir. [18]

Stanford üniversitesi yaptığı araştırmaya göre 11 Eylül saldırıları dolayısıyla bir milyonu aşkın insan işinden olmuş ve saldırılardan sonraki 4 ay boyunca ABD’nin 12 trilyon dolar olan Gayri Safi Milli Hâsılası % 3 oranında yatırım kaybına uğramıştır. Bu oran 350 milyar dolara tekabül etmektedir.[19]

 

Dünya ticaret merkezi 4 milyar dolara sigortalanmıştı. Pentagon’un zarar gören yerlerinin inşası ise 1 milyar dolara mal oldu.

 

El Kaide liderleri saldırıların ABD’ye maliyetinin en az 1 trilyon dolar olduğunu iddia etmekteler. ABD’nin Afganistan savaşı ilk yıllarında yılda 100 milyar dolara mal olmaktaydı. Bu oran Irak savaşı ve Afganistan’da Taliban direnişinin günden güne artmasıyla birkaç kat arttı. Sadece 100 milyar dolardan hesaplansa bile ABD’nin savaşı 10 yılda 1 trilyon dolara mal oluyor.[20]

 

İşini kaybeden 108 bin kişiye ödenen işsizlik maaşı 6.7 milyar dolar. [21] Saldırılar dolayısıyla yaklaşık 18,000 küçük işletme kapanmıştır. [22]

 

 

Yaralanan ve hayatını kaybeden her sivil için 250 bin ile 50 milyon dolar arasında tazminat ödenmiş 2.551 ölü ve 215 ağır yaralıya toplam 8.7 milyar dolar ödeme yapılmıştır. [23]

 


[1] FEMA, N.Y.P.D., F.D.N.Y., Port Authority of New York and New Jersey, McKinsey & Co., Office of the Chief Medical Examiner, Justice Department, FBI, New York Times, USA Today, Atlantic Monthly

[2]http://www.guardian.co.uk/world/2002/aug/18/usa.terrorism

[3]http://nymag.com/news/articles/wtc/1year/numbers.htm

[4]http://www.iags.org/costof911.html

[5] ^Consumer Price Index (estimate) 1800–2008. Federal Reserve Bank of Minneapolis. Retrieved December 7, 2010.

[6] ^Bhadra, Dipasis; Pamela Texter (2004)."Airline Networks: An Econometric Framework to Analyze Domestic U.S. Air Travel".United States Department of Transportation. Retrieved May 21, 2008.

[7] The Impact of 9/11 and Other Terrible Global Events on Tourism in the U.S and Hawaii University of Hawaii at Manoa February 22,2006 S. 5

[8] The Economic Effects of 9/11: A Retrospective Assessment September 27, 2002 Gail Makinen, CoordinatorSpecialist in Economic Policy Government and Finance DivisionS 35

[9] The Impact of 9/11 and Other Terrible Global Events on Tourism in the U.S and Hawaii University of Hawaii at Manoa February 22,2006 S. 24

[10] Bram, Jason, James Orr, and Carol Rapaport. Measuring the Effects of the September 11 Attack on New York City. FRBNY Economic Policy Review, November 2002. P. 12. Congressional Research Service Report RL31716, Homeland Security: 9/11 Victim Relief Funds. Office of the Secretary of Defense. The Renovation of the Pentagon, March 1, 2002. S. 3

[11] HOUSE BUDGET COMMITTEE Democratic Caucus The Honorable John M. Spratt Jr. Washington, DC 20515S.3

[12] ADDRESSING THE HEALTH IMPACTS OF 9-11

Report and Recommendations to Mayor Michael R. BloombergS 5

[13] ADDRESSING THE HEALTH IMPACTS OF 9-11

Report and Recommendations to Mayor Michael R. Bloomberg S.19

[14] ADDRESSING THE HEALTH IMPACTS OF 9-11

Report and Recommendations to Mayor Michael R. Bloomberg S 62

[15] 3 Bram, Jason, James Orr, and Carol Rapaport. Measuring the Effects of the September 11 Attack on New York City. FRBNY Economic Policy Review, November 2002. P. 12. Congressional Research Service Report RL31716, Homeland Security: 9/11 Victim Relief Funds. Office of the Secretary of Defense. The Renovation of the Pentagon, March 1, 2002. S. 1

[16] CRS Report for Congress 9/11 Terrorism: Global Economic Costs Dick K. Nanto Specialist in Industry and Trade Foreign Affairs, Defense, and Trade Division S 3

[17] CRS Report for Congress 9/11 Terrorism: Global Economic Costs Dick K. Nanto Specialist in Industry and Trade Foreign Affairs, Defense, and Trade Division S.6

[18] CRS Report for Congress 9/11 Terrorism: Global Economic Costs Dick K. Nanto Specialist in Industry and Trade Foreign Affairs, Defense, and Trade Division S. 6

[19] The Economic Impact of 9/11

Assistant Professor Nick BloomStanford University . He is also a Faculty Fellow of the Stanford Centre for Economic Development,

[20] The Economic Impact of September 11th

[21] Economic Impact of the September 11 World Trade Center Attack Prepared for the

New York City Central Labor Council and the Consortium for Worker Education By the Fiscal Policy Institute 275 Seventh Ave., 6th flor New York, NY 10001 212-414-9001 S.3

[22] CRS-11 12 Federal Reserve Bank of Chicago, 2001 Annual Report, p. 16.

was added to the financial system. S.10

[23] Straegic Insight Economic Costs to the United States Stemming From the 9/11 Attacks by Robert Looney S.25

11 Eylül ve Komplo Teorileri (Bölüm 3)

Tarihin bu en büyük saldırısı hakkında tüm dünyada oldukça fazla komplo teorisi vardır. Bu teorilerin büyük bir kısmı ABD çıkarlarına hizmet ettiği için bizzat Pentagon tarafından desteklenmekte ve Hollywood tarafından yapılan film ve belgeseller aracılığıyla yaygınlaştırılmaktadır. Bu komplo teorilerinin en meşhuru şüphesiz ki Yahudilerle alakalı olanıdır.

 

Hiç Yahudi ölmedi mi?

 

11 Eylül saldırılarında 4 bin Yahudi’nin işe gitmediği iddiası ilk defa Lübnan Hizbullah’ı tarafından gündeme getirilmiştir. İran yetkililerinin de hemen bu oldukça saçma iddiayı desteklemeleri çok düşündürücüdür.[1]

 

Saldırılardan bir süre sonra yayın yapan El Menar televizyonu olayda hiçbir Yahudi’nin ölmediğini iddia etmiştir. Oysa 11 Eylül saldırılarında 400 ile 500 arasında Yahudi ölmüştür. New York’ta yaşayan Yahudilerin oranı hesaba katıldığında bu hiç de az değildir. Ayrıca 4 bin Yahudi’ye saldırı öncesi mesaj yazıldığı iddia edilmektedir.

 

Pressmedya.com saldırılarda öldürülen Yahudilerden bir kısmının isimleri ve cenazelerinin nerede defnedildiği bilgisi aşağıdadır:

 

 

İsim – Soyisim/ Yaş/Memleketi/Cenaze Merasiminin Yapıldığı Yer/Meslek ve Diğer Bilgiler

 

1. Lee Adler/ /Springfield/Temple Beth Ahm/

 

2. Josh Aron/ /Oceanside, NY/Oceanside Jewish Center

 

3.Michael Asher/ /Monroe, NY/Monroe Temple of Liberal Judaism

 

4.Debbie Bellows/ / Scarsdale, NY/Westchester Reform Temple

 

5.Alvin Bergsohn/ /Rockville Centre, Long Island, NY/South Baldwin Jewish Center

6.Kevin Cohen/ /Metuchen, NJ/Neve Shalom

 

7.Beverly L. Curry/ /Staten Island, NY/Kingdom Hall of Jehovahs Witnesses

 

8.Michael Davidson/ / Scotch Plains, NJ/"Congregation Beth Israel

 

18 Shalom Way

 

9.Steven M. Fogel/ /Westfield, NY/Temple Emanuel

 

10.Arlene Fried / /Roslyn, NY/Temple Beth Shalom

 

11.Doug Gardner/ /NYC, NY/Stephen Weiss Free Synogogue

 

12.Steve Geller/ /New York, NY/Congregation Rodeph Sholom

 

13.Jeff Goldflam/52/Melville, NY/Temple Beth Tohar/Cantor Fitzgerald şirketinde tahvil komisyoncusu

 

14.Marcia Hoffman/ /Brooklyn, NY/Kane Street Synagogue/Cantor Fitzgerald uzman teknik mimar

 

15.Aaron Horwitz/24/New York, NY/Brotherhood Synagogue

 

16.Brooke A. Jackman/ /Oyster Bay, NY/Brooke Oyster Bay Jewish Center Temple Lane"

 

17.Aaron Jacobs/27/Newton Centre, MA/Temple Emanuel/Cantor Fitzgerald şube başkanı

 

18.Shari Kandell/ /Wyckoff, NJ/Temple Beth Rishon

 

19.Andrew Keith Kates/ 37/NYC, NY/Congregation Rodeph Sholom/Cantor Fitzgerald uzman yönetim menajeri

 

20.Peter Kellerman/ /New York, NY/Park Avenue Synagogue

 

21.Mary Kimelman/ /NYC, NY/Temple Emanuel

 

22.Glenn Kirwin/ /Scarsdale, NY/Westchester Reform Temple

 

23./Karen Klitzman/ /NYC, NY/ Stephen Weiss Free Synogogue

 

24.Nicholas C. Lassman/ /Cloister, NJ/Temple Beth-El

 

25.Steve Lillianthal/ /Livingston, NJ/Temple Bnai Abraham

 

26.Stuart T. Meltzer/32/Brookline, MA/Temple Emeth/enerji uzmanı Cantor Fitzgerald

 

27.Joshua Reiss /23/Lawrenceville, NJ/Adath Israel Synagogue/Tahvil komisyoncusu Cantor Fitzgerald

 

28.Sheryl Rosenbaum/ /Warren, NJ/Temple Har Shalom

 

29.Brooke David Rosenbaum/31/Rego Park, NY/Rego Park Jewish Centre/Deniz aşırı ülkelerde müfettiş Cantor Fitzgerald

 

30.Lloyd Rosenberg/ /Aberdeen, NJ/Temple Shalom

 

31.Joshua Rosenblum/ /Cedarhurst, NY/Temple Beth El

 

32.Mike Rothberg/ /Greenwich, CT/Temple Shalom

 

33.Eric Sand/ / Armonk, NY/Congregation B’nai Yisroel

 

34.Ian Schneider/45/South Orange, NJ/Temple Sharey Tefilo-Israel/Üst düzey yönetim sorumlusu Cantor Fitzgerald

 

35.John Schwartz/ /New York, NY/Temple Emanu-el

 

36.Jason Sekzer /31/Brooklyn, NY/East Midwood Jewish Center /Şube başkanı Cantor Fitzgerald

 

37.Allan Shwartzstein/ /Chappaqua, NY/Temple Beth El

 

38.David Silver/ /New Rochelle, NY/George T. Davis Funeral Home

 

39.Robert Francis Silwak/ /New York, NY/1 Jerusalem Ave

 

40.Ken Simon/ /Spring Valley, NY/Temple Beth El

 

41.Will Spitz/ /Oceanside, NY/Oceanside Jewish Center

 

42.Eric Stahlman/ /Papchoque, NY/Temple Beth El/Cantor Fitzgerald

 

43.Alexander Steinman / /NY/Temple Israel

 

44.Kenneth W Van Auken/ /East Brunswick, NJ/Temple B'Nai Shalom

 

45.David T. Weiss/ /New York, NY/Brotherhood Synagogue

 

46.Marc Zeplin/ /Harrisson, NY/Jewish Community Center

 

47.Chuck Zion/ /Greenwich, CT/Greenwich Reformed Synogogue

 

48.Deborah H. Kaplan/ /Orthodox Jewish / /Cooper Union

 

49.Lee Alan Adler/48/New Jersey/Temple Beth Ahm in Springfield

 

50.Joshua Aron /29/Oceanside, New York/Oceanside Jewish Center

 

51.Michael Edward Asher53/Monroe, New York(Monroe Temple of Liberal Judaism

 

52.Debbie S. Bellows/30/Scarsdale, New York/Westchester Reform Temple

 

53.Shimmy D. Biegeleisen/42/New York, NY/Jiduciary/Trust International Müdür Yardımcısı

 

54.Joshua David Birnbaum/24New York/ /Sephardic Congregation of Long Beach Cantor Fitzgerald Bono Tüccarı

 

55.Kevin Sanford Cohen/28/New Jersey/Neve Shalom in Metuchen/Cantor Fitzgerald destek Elemanı

 

56.Michael Allen Davidson/27/New Jersey/Congregation Beth Israel in Scotch Plains/Cantor Fitzgerald pazarlamacı

 

57.Peter Feidelberg/34/Montreal, Canada/ /Jewish Peoples School'dan Mezun Oldu/Aon corporation

 

58.Steven Mark Fogel/40/New York/Temple Emanuel in Westfield/Cantor Fitzgerald Başkan Yardımcısı

 

59.Morton H. Frank/31/ /Alpha Epsilon Pi Yahudi Kuruluşu Cantor Fitzgerald garanti sorumlusu

 

60.Arlene Eva Fried/49/New York/Temple Beth Shalom in Roslyn/Genel danışma meclisi üyesi Cantor Fitzgerald

 

61.Douglas B. Gardner/39/New York City/Stephen Weiss Free Synagogue/Şube başkanı Cantor Fitzgerald

 

62.Steven Paul Geller/52/New York City/Congregation Rodeph Sholom /Enstitü satış sorumlusu Cantor Fitzgerald

 

63.Marina Romanova Gertsberg/25/Odessa, Ukraine/Manhattan Beach Jewish Center in Brooklyn Cantor Fitzgerald Alt düzey sorumlu

 

64.Jeffrey Grant Goldflam/48/New York/Temple Beth Tohar in Melville/Şube başkanı ve finans şefi Cantor Fitzgerald

 

65.Michelle Herman Goldstein/31/Florida/Tamarac Jewish Center in Florida/Tahvilci Aon Risk Services

 

66.Monica Goldstein/25/New York/Congregation B'nai Israel in Bay Terrace/Cantor Fitzgerald Hesap Uzmanı

 

67.Steven Goldstein/35/Alpha Epsilon Pi /Cantor Fitzgerald Online Ticaret görevlisi

 

68.Daniel Ilkanayev/36/Bakü Azerbaycan/World Congress of Russian Jewry'ye Üye/Uzman program analistit Cantor Fitzgerald

 

69.Brooke Alexandra Jackman/23/New York/Jewish Center in Oyster Bay/Bono satıcısı Cantor Fitzgerald

 

70.Steven A. Jacobson/53/ /Town and Village synagogue Kurucusu/Mühendis

 

71.Shari Ann Kandell/27/New Jersey /Temple Beth Rishon in Wyckoff/destek elemanı Cantor Fitzgerald

 

72.Peter Rodney Kellerman/35/New York City/Park Avenue Synagogue /Müdür yardımcısı Cantor Fitzgerald

 

73.Howard Kestenbaum/56/New Jersey/Congregation Beth Ann in Verona/Müdür yardımcısı Aon Corporation

 

74.Mary Jo Kimelman/34/New York City/Temple Emanu-El

 

75.Glenn Davis Kirwin/40/New York/Westchester Reform Temple in Scarsdale

 

76.Alan Kleinberg/39/New Jersey/Jewish Center in East Brunswick

 

77.Karen Joyce Klitzman/38/New York City/Stephen Weiss Free Synagogue

 

78.Nicholas Craig Lassman/28/New Jersey/Temple Beth-El in Cloister/Bilgisayar teknisyeni Cantor Fitzgerald

 

79.Alan Lederman/43New Jersey/Temple Neve Shalom in Metuchen/Aon Corporation

 

80.Neil D. Levin /46/New York City/Temple Emanu-El /Gümrük işlemleri sorumlusu

 

81.Steven Barry Lillianthal/38/New Jersey/Temple B'nai Abraham in Livingston/Mortgage uzmanı Cantor Fitzgerald

 

82.Nancy Morgenstern/32/ / /Yönetim asistanı Cantor Fitzgerald

 

83.Laurence M. Polatsch/32/New York /Guttermann Funeral Home in Woodbury/Hisse senedi satıcısı Cantor Fitzgerald

 

84.Faina Rapaport/45/Moscow, Russia / /Bigisayar programcısı March & McLellan

 

85.Sheryl Lynn Rosenbaum/33/New Jersey/Temple Har Shalom in Warren/muhasebeci ve hisse ortağı Cantor Fitzgerald

 

86.Lloyd Daniel Rosenberg/31/New Jersey/Temple Shalom in Aberdeen/Bono satıcısı Cantor Fitzgerald

 

87.Mark Louis Rosenberg/26/New York /Marsha Stern Talmudical Academy mezunu Bilgisayar programcısı Marsh & McLellan

 

88.Andrew Ira Rosenblum/45/New Jersey/Temple Hillel in North Woodmere/Tahvil uzmanı Cantor Fitzgerald

 

89.Joshua M. Rosenblum/28/New York/Temple Beth El in Cedarhurst/Asistan Cantor Fitzgerald

 

90.Joshua Rosenthal/44/Michigan/Birmingham Temple in Farmington Hills/Şube başkanı Fiduciary Trust

 

91.Richard David Rosenthal/50/New Jersey / /Jewish Center in Fair Lawn'da Mali Sorumlu Finans şube başkan yardımcısı Cantor Fitzgerald

 

92.Michael Craig Rothberg/39/Connecticut/Temple Sholom in Greenwich/yönetim sorumlusu Cantor Fitzgerald

 

93.Ronald J. Ruben/36/New Jersey/Temple Israel in Ridgewood /Hisse satıcısı Keefe, Bruyette & Woods

 

94.Jason Elazar Sabbag/26/ /Connecticut Temple Sholom in Greenwich/portfolio menejeri Fiduciary Trust

 

95.Eric Sand/36/New York /Congregation B'nai Yisrael in Armonk/Hisse satıcıs Cantor Fitzgerald

 

96.Scott Schertzer/28/New Jersey/Congregation B'nai Ahavath Shalom in Union/İnsan kaynakları sorumlusu Cantor Fitzgerald

 

97.John Burkhart Schwartz/40/New York /Temple Emanu-El/Tahvil komisyoncu Cantor Fitzgerald

 

98.Hagay Shefi/34/Israel/Baş yönetici GoldTier Technologies

 

99.Mark Shulman/47/New Jersey/Temple Shaari Emeth in Manalapan/Afet izleme ve kriz engelleme birimi çalışanı March & McLellan.

 

100.Allan Abraham Shwartzstein/37/New York Temple Beth El in Chappaqua/Yönetim görevlisi ve hisse ortağı Cantor Fitzgerald

 

101.Arthur Simon/57/New Jersey/Temple Beth El in Spring Valley/Hisse senedi satıcısı Fred Alger Management

 

102.Kenneth Alan Simon/34/New Jersey/Temple Beth El in Spring Valley/Hisse senedi satıcıs Cantor Fitzgerald

 

103.William E. Spitz/49/New Jersey/Oceanside Jewish Center in Oceanside/Tahvil komisyoncut Cantor Fitzgerald

 

104.Eric A. Stahlman/43/New York/Temple Beth El in Papchoque/Tahvil komisyoncu Cantor Fitzgerald

 

105.Alexander Robbins Steinman/32/New York Temple Israel in Staten Island/Sales for Cantor Fitzgerald

 

106.Kenneth W. Van Auken/47/New Jersey/Temple B'nai Shalom in East Brunswick/Bono satıcısıt Cantor Fitzgerald

 

107.Steven Jay Weinberg/41/Nanuet Hebrew Center/Muhasebe sorumlusu Baseline Financial Services

 

108.Simon Weiser/65/Kiev, Ukraine/ /Mühendis Port Authority of New York

 

109.David Thomas Weiss/50/New York City/Brotherhood Synagogue /danışman Cantor Fitzgerald

 

110.Michael Wittenstein/34/ /Tahvil komisyoncu Cantor Fitzgerald

 

111.Marc Scott Zeplin/33/New York/Jewish Community Center in Harrisson/Hisse senedi satıcısı Cantor Fitzgerald

 

112.Charles A. Zion/54/Greenwich/Greenwich Reformed Synagogue/Başkan yardımcısı Cantor Fitzgerald

 

113.Andrew Steven Zucker/27/ /Jewish fraternity Alpha Epsilon Pi/Avukat Harris Beach LLP

 

114.Igor Zukelman/29/Ukraine / /Bilgisayar teknik sorumlu Fiduciary Trust Company

 

115.Monica Goldstein/25/ / /

 

116.Andrew Kates/37/ / /

 

117.Michael Rothberg /39/ / /başkan yardımcısı Keefe, Bruyette & Woods

 

118.Steven Goldstein

 

119.Elaine Myra Greenberg

 

120.Eileen Marsha Greenstein

 

121.Douglas Brian Gurian

 

UÇAKLARDA ÖLENLER

 

122.Aram İskenderian/45/ / /Cantor Fitzgerald

 

123.Alona Avraham/30/İsrail/ /Akamai İleri teknoloji şirketi kurucusu

 

124.Dani Lewin/32/İsrail/ /

 

125.Shai Levinhar/29/İsrail/ /

 

126.Leon Lebor /34/İsrail/ /

 

127.Hagai Shefi /51/İsrail/ /

 

128.David Martin Weiss/ / NYC/Central Synagogue/itfaiyeci

 

129.Thierry Saada/27/Tunus Asıllı Yahudi/Sephardic Jewish community/ /

 

130.Brock J. Safronoff/ /Detroit Lions/ /Bilgisayar programcısı Marsh & McLennan

 

131.Wayne Saloman

 

132.Mark Schurmeier

 

133.Gina Sztejnberg/55/Polonya yahudisi/ /Marsh & McLennan

 

134.William R. Steiner/57/ / /Marsh & McLennan Companies

 

135.Mark H. Rosen/45/ / /Sandler O'Neill

 

136.David Martin Weiss/ /NYC/Central Synagogue/İtfaiyeci

 

137.Naomi Leah Solomon/52/ /Simon Wiesenthal Center/

 

138.Adam K. Ruhalter/41/ / /Cantor Fitzgerald

 

139.Mark H. Rosen/45/ / /O'Neill

 

140.Abraham Nethanel Ilıwitz/51/ / /Metropolitan Life Insurance Co.

Saldırıyı Gerçekleştirenler Olaydan Yıllar Önce Öldü Mü?

 

11 Eylülle alakalı komplo teorilerinden biri de saldırıyı gerçekleştiren 19 kişiden bazılarının saldırılardan yıllar önce ölmüş olduğu, bazısının da hala yaşadığı iddiasıdır. Bu iddialar da zamanla unutulmuş ancak o sürece kadar da ABD’nin istediği etkileri yapmayı başarmıştır. Oysa 11 Eylül’ü düzenleyen 19 kişinin her birinin saldırı öncesi hazırlıklarını ve vasiyetlerini gösteren video kayıtları mevcuttur. Pressmedya.com bu video kayıtlarını ve 11 Eylül saldırılarının hazırlık görüntülerini siz değerli okuyucularına sunar:

 

Kayıtlarda saldırıları yapanların eğitim durumunun oldukça yüksek olması, çoğunun Avrupa’da eğitim görmüş olması ve 19 kişiden 11’inin Kur’an hafızı olması ve Buhari ve Müslim gibi Hz. Muhammed’in sözlerinin yer aldığı Hadis kitaplarını ezbere bilmesi dikkat çekicidir. Saldırganlar arasında Kütubussitte isimli hadis kitaplarının hafızları da bulunmaktadır. Bütün saldırganlar zengin ailelere mensup ve oldukça yüksek dini eğitime sahip kişilerdir. Saldırganlar kayda aldıkları vasiyetnamelerinde böyle bir saldırıyı neden yaptıklarını, bunun meşruiyetini, gerekçelerini, arkasındaki motivasyonu uzunca anlatmaktadırlar.

 

 

11 EYLÜL SALDIRILARINI DÜZENLEYENLER HAYATTA BAŞARISIZ KİMSELER MİYDİ?

11 EYLÜL SALDIRILARINI GERÇEKLEŞTİRENLERDEN BAZILARININ

HAZIRLIK GÖRÜNTÜLERİ VE VASİYETLERİ

 

 

Ladin Amerikan Ajanı Mı?

11 Eylül komplo teorilerinden biri de Usame Bin Ladin’in ABD ajanı olduğu iddiasıdır.

 

Bir insanın ajan olma gayeleri incelendiğinde ilk olarak göze çarpan şey maddi kazanç elde etme amacıdır. Oysa Usame Bin Ladin dünyanın 7. zenginidir.

 

Böyle birinin CIA’den gelen ücrete bel bağlaması elbette düşünülemez. Bin Ladin’in Prens olduğu, protokollerle karşılandığı ve Sudan gibi birçok ülkede yatırımlar yapan bir iş adamıyken çekilen görüntüleri.

Prens Usameden Terörist Usameye.avi haberzaman500

Usame Bin Ladin Saldırıların Sorumluluğunu Üstleniyor

 

 

11 Eylül saldırılarıyla alakalı en önemli iddialardan biri de saldırılar nedeniyle ABD’nin İslam ülkelerine saldırdığı görüşüdür. Bu iddiaları ortaya atanlar ABD tarihinden habersiz kesimlerdir. ABD, 300 yılı geçmeyen tarihi boyunca dünyada en fazla savaşa katılan ülkedir. Ayrıca Batı’nın İslam âlemini kendine tehdit olarak gördüğü bilinen tarihi bir gerçektir. 11 Eylül öncesi İslam Dünyası’na birçok kez saldırı düzenlenmiştir.

Tam tersi El Kaide’ye göre 11 Eylül sebep değil sonuçtur. Saldırılar El Kaide’ye göre “İslam Dünyası’nda birçok katliamlar yapan, içişlerine karışan, diktatör rejimleri destekleyen ve İslam ülkelerine ambargo uygulayan” ABD’nin bu tavırlarına bir tepkidir. ABD 11 Eylül saldırıları öncesi Irak’a, Lübnan’a, Somali’ye, Ogaden’e asker çıkarmış ve savaş açmış, Sudan’ı ve Afganistan’ı daha 11 Eylül saldırıları olmadan bombalamıştır. ABD, Sovyetler Birliği yıkılır yıkılmaz İslam Dünyası’nı kendine tek tehdit ve alternatif olarak görmüş ve NATO konseptini İslam’a, karşı yapılandırmıştır. Sadece Irak’a uygulanan ambargolar sebebiyle 1 milyon çocuk ölmüş, İsrail aleyhine BM’de çıkan her karar ABD ve İngiltere tarafından veto edilmiştir. Bunların her biri El Kaide’ye göre ABD’ye saldırmak için yeterli gerekçelerdir.

PENTAGON'A UÇAK ÇARPMADIĞI İDDİASI

Pentagona hiç uçak çarpmadığı iddiası da sık sık gündeme getirilen iddialardan biridir. Buna kanıt olarak da alanda hiç uçak parçaları bulunmadığı ve uçağın çok az yere zarar vermesi iddiaları gündeme getirilmektedir. Oysa Pentagon saldırısı sonrası çekilmiş ve imha olan uçağa ait makine parçalarını gösteren görüntüler mevcuttur. Ayrıca uçağın neden tahmin edilenden az zarar verdiği de bir simülasyon ile açıklanmaktadır. Pentagon'un hiç vurulmadığı iddiaları da mevcuttur. Bu iddia ise oldukça basit olduğu için çoğu zaman dikkate bile alınmamaktadır. Biz yinede Pentagon'un yanmakta iken çekilmiş görüntülerini paylaşıyoruz.

SİMÜLASYON

Pentagon'a Saldırıdan Hemen Sonraki İlk Görüntü


Pentagon Yanıyor İlk Görüntüler 1 haberzaman500
Pentagona Çarpan Uçağın Parçalarından Görüntüler

 

ABD Saldırıları Kendisi Düzenledi İddiası

Ayrıca ABD’nin bir ülkeye savaş açmak için meşruiyet arama zorunluluğu da yoktur. Hele hele ülkenin sembolleri olan İkiz Kuleler ve ABD’nin göz bebeği olan Pentagon’u kendisinin vurması akıl dışıdır. Bir ülkenin savunma bakanlığı o ülkenin en önemli ve en stratejik kurumudur. Savunma bakanlığına saldırı ülkenin onuruna ve itibarına yapılmış bir saldırı demektir. ABD sadece bir askerinin öldürülmesini bile savaş sebebi sayarken böyle bir masrafa ve imaj kaybına uğramayı neden tercih etsin? ABD New York’ta sadece 100 kişinin öldüğü bir bombalı saldırıyı bile Afganistan’ı işgal etmek için gerekçe gösterebilirdi. Rusya Çeçenistan’a saldırmak için sadece 33 kişinin öldüğü Moskova’daki askeri apartman bombalamalarını sebep gösterirken ABD’nin kendisini trilyonlarca dolarlık zarara sokacak ve imajını zedeleyecek 4 bin insanını öldürecek bir saldırı neden yapsın ki? İsrail’in bile 1 askerinin kaçırılmasını savaş sebebi saydığı bir konjonktürde ABD’nin ileride ekonomik krize neden olacak, devasa psikolojik, ekonomik, sosyal, askeri ve politik sorunlara yol açacak böyle bir saldırıyı kendi ülkesinde birçok hedefe saldırarak gerçekleştirmesi mümkün değildir.

 

Şimdi de saldırıların ABD ekonomisinin 2008 yılında yaşadığı devasa krizin ana nedeni olduğunu gösteren belgesel bölümünü sunuyoruz:

 

 
 

Komplo Teorilerinin Amacı Ne?

 

ABD; Amerika ve Avrupa’da halkı ve hükümetleri devam eden bu savaşın gerekliliğine inandırmak için 11 Eylül’ü El Kaide’nin yaptığını kabul ediyor, İslam ülkelerinde ise bu harekete halkların güvenmesini engellemek için Yahudi parmağı olduğu düşüncesini yaygınlaştırıyor. Ayrıca İslam ümmetine “Siz kendi başınıza hiçbir şey beceremezsiniz. Buna gücünüz, kapasiteniz yetmez mesajı veriyor.

Taliban Silahları Nereden Alıyor?

Çeşitli medya kaynaklarında zaman zaman Taliban ve El Kaide’nin ABD ve 44 müttefik ülke ile savaşlarında kullandıkları kimi oldukça sofistike silahları nereden buldukları sorusu gündeme getirilmektedir. Bu konuda yazılan komplo teorilerinden biri de ABD ile geleneksel çatışma yaşayan Rusya ve Çin’in Taliban ve El Kaide’ye silah sağladığı görüşüdür. Oysa El Kaide Çeçenistan’da Rusya’ya karşı savaşan Çeçen direnişçilerine destek vermektedir. Taliban ise iktidar döneminde Çeçen direnişine devlet bazında destek vermiştir. Çin, Doğu Türkistan’da direnen Uygurları El Kaide ve Taliban’ın desteklediğini sık sık gündeme getirmektedir. Ayrıca El Kaide’nin Doğu Türkistan’da Çin’e karşı savaşan birimlerinin var olduğu bilinmektedir. Asıl ilginç olan ABD ve hiçbir NATO üyesinin Çin ve Rusya’ya bu konuda uyarı ya da suçlama yapmamasına rağmen bu iddianın özellikle Müslüman ülkelerde dile getirilmesidir Afganistan- Pakistan sınırında geleneksel atölyelerde birçok silah çeşidinin üretildiği de göz ardı edilmemelidir. . Aşağıdaki görüntülerde el Kaide ve Taliban’ın silahları nasıl elde ettiği görülmektedir.

 

 

Taliban eroin ticaretinden kar elde ediyor mu?

Afganistan savaşının en önemli sebeplerinden birinin ülkedeki oldukça kıymetli eroin pazarı olduğu bilinmektedir. Afganistan on yıllar boyu dünya eroin üretiminin büyük bir çoğunluğunu karşılayan ülke olmuştur. Afgan tarihinde eroini ilk defa yasaklayan yönetim Taliban yönetimidir. Taliban uluslar arası kamuoyunun ülkeye ciddi bir ambargo uyguladığı ve ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde bile eroin ticaretini serbest bırakmaması o dönemde birçok uluslar arası kurum tarafından takdirle karşılanmıştır.

 

Ancak medyada sıkça söylenen iddialardan birisi de Taliban’ın bölgede uyuşturucu trafiğini kontrol ettiğidir. Oysa Taliban 2000 yılında eroini yasaklamış Molla Muhammed Ömer yayınladığı bir fetvada eroin üretiminin ve ticaretinin İslam’a ve insanlığa karşı bir suç olduğunu ve artık yasak olduğunu belirtmiş, fetvanın yayınlanmasından bir sene sonra eroin üretimi %3’e düşmüştür. Zaten Afganistan saldırılarının eroin ihtiyacını karşılayamayan ve bu ticaretten faydalanmak isteyen ABD ve müttefikleri tarafından bu ticareti kontrol etmek amacıyla da yapılmıştır. Eroin ticareti Afganistan’ın işgalinden sonra %400 oranında artmıştır.

Ünlü Amerika'lı Davetçi Halid Yasin'in Olay Hakkındaki Yorumu


Halid Yasin Taliban haberzaman500

 

11 EYLÜL VE EKONOMİK KAYIPLAR için tıklayınız

 

http://www.pressmedya.com/haber_detay.asp?haberID=3127

 


 

 

[1] Unraveling Anti-Semitic 9/11 Conspiracy Theories Anti-Defamation League Glen A. Tobias, National Chair Abraham H. Foxman, National Director

CIA'yı kandıran ajan ve Ekonomik Kayıplar (Bölüm 4 ve 5)

 

11 Eylül saldırılarının arka planı ve El Kaide Örgütünün kuruluş sürecinin anlatıldığı belgeselin uzun bir çalışma sonucu hazırlanan alt yazılı tam çevirisini ilginize sunuyoruz.

Belgesel, taraflı bir dille yapılmış olsa da, muhtevasında pek çok önemli bilgiyi taşıdığı için 11 Eylül dosyamızda başlı başına bir bölüm halinde yayınlıyoruz.

Beş bölüm halinde yayınladığımız belgesel “Triple Cross, Bin Laden Spy in America” başlığıyla National Geographic Channel tarafından hazırlandı.

Türkiyeli okuyucu için alt yazılı olarak hazırladığımız bu çalışmada, Bin Ladin ve Mısır İslami Cihadı lideri Eymen el Zevahiri hakkında çok sayıda önemli tarihi bilgi verilirken, saldırıların tarihi arka planına gönderme yapılıyor.

 

Mısır Ordusunda görevliyken, İslamcı fikirleri sebebiyle ordudan ihraç edilen ve sonra Mısır Havayollarında güvenlik işinde çalışmaya başlayan Ali Muhammed’in Amerika’ya uzanan öyküsü adeta bir sinema filmi.

 

Belgesel boyunca, CIA’da çalışan, FBI ve CIA’yı birbirine karşı istihbaratta kullanmayı başaran, burada öğrendiği bilgileri ve tecrübeyi Afgan-Rus savaşına ve daha sonra, Kenya-Tanzanya saldırılarından 11 Eylül saldırılarına kadar bir dizi eyleme taşıyan Ali Muhammed’in inanılmaz öyküsü, El Kaide Örgütü’nün bilinmeyen yönlerini de ortaya koyuyor.

 

Usame Bin Ladin’in küçük bir hücre örgütünden, uluslar arası istihbaratı ve siyaseti bilen büyük bir orduyu nasıl kurduğuna dair önemli bilgiler edineceksiniz.

 

 

 

BÖLÜM 1

 


ABD'yi 20 Yıl Kandıran El Kaide Ajanı 1 vahdethaber

 

BÖLÜM 2

 

 

BÖLÜM 3

 

 

BÖLÜM 4

 


 

BÖLÜM 5

 


Savaşların maliyeti

 

 11 EYLÜL DOSYASI 5. BÖLÜM

ABD kongresi 11 Eylül’den 2 Eylül 2010 tarihine kadar Irak, Afganistan ve diğer bölgelerdeki savaşlar için 1.121 trilyon dolar paranın kullanımına izin vermiştir. [1]

 

 

Bu oran içinde ABD’nin Orta Doğu ülkelerine savaşa desteklerinden dolayı yaptığı yardımlar, gizli ödenekler, imha edilen askeri araçlar ve hükümetin yaralı askerlere yaptığı sağlık harcamaları dâhil değildir.

1997-2005 tarihleri arasında dünya ekonomik gelişmesi ve 11 Eylül’ün açık etkisi:

 

 

1997 2005

 

Source: Data and forecasts from Global Insight

 

11 Eylül sonrası tüm Avrupa’da ekonomik gerileme yaşanmış büyüme azalmıştır. Tablo’da saldırı sonrası bazı ülkelerdeki ekonomik büyümenin yavaşladığı görülmektedir. Saldırılardan en fazla ekonomisi ABD’ye bağlı olan Japonya etkilenmiş ABD’nin büyümesi de oldukça azalmıştır. Tabloda ekonomilerin ancak 2002’de toparlandığı görülüyor.

 

 

 

 

ABD’nin 11 Eylül saldırılarından dolayı uğradığı yaklaşık ekonomik zarar aşağıdaki gibidir.

 

Zararın Nedeni

Miktarı

Saldırıların ilk haftasında ABD Boralarının toplam zararı

1.400 milyar dolar

Turizm kaybı ortalama(27 milyon turist)

 

Dünya Ticaret merkezi

4 milyar dolar

Pentagon’daki zarar

1 milyar dolar

Zarar gören alt yapı

13 milyar dolar

Acil fondan yardım

40 milyar dolar

Havacılık sektörüne yardım

15 milyar dolar

İlk iki ayda işini kaybeden 83 bin kişiden kaynaklanan zarar

17 milyar dolar

Sigorta şirketlerinin zararı

40 milyar dolar

New York kentinde alt yapı, kaybedilen işler, vergi zararları

95 milyar dolar

Havayollarının zarar nedeniyle kaybedilen vergi miktarı

10 milyar dolar

11 Eylül sonrası iç güvenliğe harcanan para

200 milyar dolar

Yaralıların tedavisi 10 yılda

3.920 milyar dolar

Ölen 3 bin kişiye ödenen tazminat

8.7 milyar dolar

Ölen 3 bin kişinin gelecekte üreteceği değer

7.8 milyar dolar

Saldırı ve tehditler nedeniyle artan kargo masraflarının oranı

234 milyar dolar

Kaybedilen yatırım sadece ilk 4 ayda GSMH’nın %3’ü

350 milyar dolar

Saldırılarda kullanılan 4 uçak

385 milyon dolar

Toplam

2. trilyon 525 milyar dolar

 

 

ABD’nin Küresel Cihad Hareketiyle Mücadelesinde Harcadığı Toplam Para

 

Harcamanın Nedeni

Miktarı

Amerikan kongresinin 2001- Eylül 2010 tarihleri arasında onay verdiği harcama

1 trilyon 121 milyar dolar

Irakta bu tarihten sonra harcanan

48 milyar dolar

Afganistan’da bu tarihten sonra harcanan

32 milyar dolar

Yaralı 200 bin askerin gelecekteki sağlık masrafları

350-700 milyar dolar ortalama 500 milyar dolar

Zarar gören askeri ekipmanın tamiri

Yılda 18 milyar dolar 10 yılda 180 milyar dolar

Toplam Tahmini

1 trilyon 880 milyar dolar

 

[1] The Cost of Iraq, Afghanistan, and Other Global War on Terror Operations Since 9/11 Amy BelascoSpecialist in U.S. Defense Policy and Budget September 2, 2010

 

11 Eylül saldırıları ve Terörle Mücadele savaşının toplam maliyeti: 4 trilyon 400 milyar dolardır.

Bu rakamlar oldukça iyimser bakış açısıyla hesaplanmıştır. Saldırıların ve savaşın NATO ülkelerine, İngiltere’ye kısacası El Kaide’nin Haçlılar olarak nitelediği cepheye zararı ise hesaba dâhil edilmemiştir. Batı dünyası bütün servetini Afganistan’ın engin dağlarında harcamaktadır. Joseph E. Stiglitz tarafından hazırlanan bir raporda ABD’nin Irak savaşının maliyeti 3 trilyon dolar olarak hesaplanmıştır. Bu hesaba zarar gören askeri araçlar, ABD askerlerine ödenecek tazminatlar ve sağlık harcamaları da dâhildir. Bu rakam hesaba katılırsa ABD’nin bu savaşa ödediği bedel Afganistan, Yemen, Somali, Cezayir, Filipinler gibi bölgelerdeki masraflar da hesaba katılırsa 6 trilyon doları geçmektedir.

 

 

Ekonomi Uzmanı: Bin Ladin Bizi İflasa Sürükledi

ABD’nin İslam Dünyasında Yürüttüğü Operasyonların Bedeli



Şubat 2010 tarihi itibariyle ABD resmi rakamlarına göre Irak’ta harcanan para miktarı 704 milyar dolardır. Congressional Research Service (CRS) tahminlerine göre ekonomist Joseph Stiglitz’in yaptığı çalışmaya göre ABD, Irak’ta haftada yaklaşık 2 milyar dolar ayda ek masraflarla birlikte yaklaşık 12 milyar dolar harcamaktadır.[1]

16 Mart 2003 tarihinde Dick Cheney, kendisiyle yapılan bir röportajda Irak İşgali’nin masrafının 80 milyar dolar tutacağını ve ülkedeki yıllık harcamalarının ise ortalama 10 milyar dolar tutacağını belirtmiştir. Dick Cheney Irak işgalinin toplam 100 milyar dolara mal olacağını açıklamıştır.

Irak’ta harcanan para ise gerçekte bundan çok daha fazladır. Aşağıdaki rakamların resmi rakamlar olduğunu lütfen göz ardı etmeyiniz. İleride de açıklanacağı üzere Amerikan makamları savaşın gerçek maliyetini gizleme eğilimindedir. Bu nedenle terörle mücadelede birçok orta doğu ülkesine verilen askeri ve ekonomik destekler (kimilerine göre rüşvet), yaralı askerlerin sağlık masrafları ve diğer birçok masraflar yapılan bilânço hesaplarına eklenmemektedir. ABD her yıl Pakistan’a 1,5 milyar dolar yardım yapmaktadır. [2]

 

Uzun vadeli sağlık masrafları

Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre savaş nedeniyle yaralanan Amerikan askerilerinin tedavileri de oldukça yüksek meblağlara ulaşmaktadır. Araştırmaya göre sadece Irak’ta yaralanan Amerikan askerlerinin uzun vadede toplam sağlık masrafları 350 milyar dolar ile 700 milyar dolar arasında olacaktır. Ortalaması alındığında ABD, yarım trilyon doları sadece askerlerinin sağlık masraflarına harcayacak demektir. Yaralanan asker sayısının her geçen gün arttığı da düşünülürse sağlık masraflarının ileride ABD için oldukça pahalıya mal olacağı açıktır.[3]

 

Askeri ekipman kayıpları

Savaşın henüz kızışmadığı ve Afganistan’da Taliban’ın henüz güçlenmediği 2006 yılında Pennsylvania’daki Letterkenny askeri depolarında bulunan savaştan zarar görmüş askeri araç sayısı 3080’dir. Bunların 550’si’ M1 tankları, 700’ü Bradley Fighting araçları 450’si askeri kamyonlar 160’ı M113 zırhlı personel taşıyıcılar, 220 M88 askeri araçları ve 1000’i Humvee jiplerdir.[4]

 

Aradan geçen 5 yılda bu askeri araç kayıplarının en az iki kat arttığı artık ABD subayları tarafından da itiraf edilmektedir. Washington Post gazetesinin haberine göre ABD toplam askeri gücünün %40’ını Irak’a yığmıştır. 11 Eylül sonrası ABD ordusunun masrafları, saldırılar öncesine göre 10 kat artmıştır.[5] Düşürülen uçak, insansız uçak ve helikopterlerin sayısı ise bilinmemektedir. 2007 yılında sadece bir ayda 8 Apachi helikopterinin düşürüldüğü hesaba katılırsa bu oran da çok yüksektir. Bir Apachi helikopterinin sadece titanyum karışımlı pervanesi ABD’ye 320 bin dolara mal olmaktadır. ABD’nin iki savaşta tahrip olan askeri araçlarını tamir etmesi yılda 17-19 milyar dolara mal olacaktır. Savaştan önce ABD eskiyen araçlarının yenilenmesi ve tamiri için yılda 2.5 milyar dolar harcamaktaydı.[6]

 

Reuters’in raporuna göre Aralık 2009 tarihi itibariyle Amerika’nın Irak ve Afganistan’da yaptığı harcamalar 1 trilyon doları aşmıştır.

 

Amerikan kongresi 2001- 2008 tarihleri arasında 1 trilyon 75 milyar dolar tutarında harcama yapılmasını kabul etmiştir. Savaşın öngörülmeyen masrafları, dolaylı zararlar, uzun vadeli sağlık harcamaları ve örtülü ödenekten yapılan masraflar da göz önüne alındığında bu oran çok daha fazladır. Her bir Amerikan askerinin yıllık harcaması, donanımı ve askeri masrafları 1 milyon doları bulmaktadır. Buna göre Obama’nın Afganistan’a gönderdiği 30 bin ek askerin ilk elden ABD’ye maliyeti 33 milyar dolardır.[7]

 

Sadece ABD’nin Irak ve Afganistan’da polis eğitmek için harcadığı miktar 48 milyar dolardır. Obama yönetimi kongreden 2011’de Afgan polisleri eğitmek için 11,6 milyar dolar daha talep etmeye hazırlanıyor. ABD’nin savaşlarda verdiği askeri zayiatları araştıran bir rapora göre ölen her bir Amerikan askerine karşılık 16 Amerikan askerinin yaralandığı, toplam 200 bin Amerikan askerinin şimdiye kadar hastanelerde tedavi gördüğü belirtilmiştir. Bu yaralıların gelecekteki sağlık masrafları 700 milyar doları bulacaktır.[8]

 

Joseph E. Stiglitz tarafından hazırlanan bir raporda ABD’nin Irak savaşının maliyeti 3 trilyon dolar olarak hesaplanmıştır. Bu hesaba zarar gören askeri araçlar, ABD askerlerine ödenecek tazminatlar ve sağlık harcamaları da dâhildir.

 

ABD’nin Irak savaşının masrafları 12 yıl süren Vietnam savaşından fazladır. Kore savaşında harcanan miktarın ise iki katından fazladır. ABD 4 yıl boyunca devam eden II. Dünya Savaşı’nda 16,3 milyon Amerikan askerini savaşa dâhil etmiş ve bu günün parasıyla toplam 5 trilyon dolar harcamıştır. [9]

 

Savaşın İnsani Bilançosu

 

ABD’nin Global Cihada karşı savaşında insani kayıpları da oldukça fazladır. Binlerce ABD askeri bu savaşta ölmüş on binlercesi de sakat kalmıştır. ABD’nin genellikle gerçeği yansıtmayan ve wikileaks belgelerinde de ortaya çıktığı gibi zayiatları saklayan resmi belgelerine göre Irak’ta savaşın başından bu yana öldürülen ABD askeri sayısı 4432’dir.

 

Yaralanan ABD askeri sayısı ise 32 bindir. Ancak bu sayılar ABD’nin ekonomik kayıpları gibi gizlenme eğilimindedir. ABD merkezli bir site Afganistan ve Irak’ta ölen ABD askeri sayısının 200 bin olduğunu her ölen 1 ABD‘liye karşı 16 askerin yaralandığını belirtmiştir. ABD sadece ABD askerilerinin ölümünü hesaba katıyor, kontrat imzalayan paralı askerler ve özel güvenlik şirketlerinin kayıplarını zayiatlara eklemiyor. Aynı durum Afganistan için de geçerlidir. Mesela Afganistan’da30 bin ABD askerine karşılık kontratla savaşan 77 bin ABD askeri bulunmaktadır. Bu 77 bine ait zayiatlar ABD tarafından hesaba katılmamaktadır. Bağımsız kaynaklar ABD Ordusunun Irak’taki kayıplarının 40 bini geçtiği Afganistan’da da 10 bini geçtiğini belirtmektedirler. Resmi rakamlara göre ise Irak ve Afganistan’da toplam 5881 ABD askeri can vermiştir. Irak ve Afganistan’da toplam yine resmi rakamlara göre 41. 820 ABD askeri yaralanmıştır. Resmi rakamları gösteren tablolar aşağıdadır. Tablolar ABD ordu verilerine göre hazırlanmıştır.

 

ABD’nin bu savaşında 320 bin asker psikolojik hastalık yaşamış, Irak sendromu isimli bir terim ortaya çıkmıştır. Sadece 2005 yılında ABD ordusunda 6200 kişi intihara teşebbüs etmiştir. Savaşın başından bu yana ortalama her gün 18 ABD askeri intihara teşebbüs etmektedir.[10]

 

Her gün 18 ABD askerinin intihar ettiğini ispatlayan CBS News tarafından ele geçirilen 2 resmi belge aşağıdadır. Belgelerde sağlık ekiplerinin her ay 1000 intihar teşebbüsünü ortaya çıkarıp engellediği yazılıyor.

 

http://www.cbsnews.com/htdocs/pdf/VA_email_121507.pdf

http://www.cbsnews.com/htdocs/pdf/VA_email_021308.pdf?tag=contentMain;contentBody

 


ABD'Lİ KOMUTAN JOHN HİNS: YENİLDİK!
ABD'li komutan Yenilgiyi Kabul Etti videosunu... haberx1

 

 

haberx1

 

 

 


 

 

[1]http://en.wikipedia.org/wiki/Financial_cost_of_the_Iraq_War


[2] The Economic Effects of 9/11: A Retrospective Assessment September 27, 2002 Gail Makinen, CoordinatorSpecialist in Economic Policy Government and Finance DivisionS26

 

[3] ^"Flight Path Study – American Airlines Flight 77"(PDF). National Transportation Safety Board. February 19, 2002

 

[4]http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/12/04/AR2006120401347.html

[5]http://en.wikipedia.org/wiki/Financial_cost_of_the_Iraq_War

 

 

[6]http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/12/04/AR2006120401347.html

 

 

[7]http://www.reuters.com/article/idUSN2611591520100126

 

 

[8]http://www.democracynow.org/2007/2/6/hidden_costs_of_war_long_term

 

[9]http://www.timesonline.co.uk/tol/comment/columnists/guest_contributors/article3419840.ece

 

 

[10] http://www.cbsnews.com/stories/2008/04/21/cbsnews_investigates/main4032921.shtml

Pressmedya / Abdulkadir ŞEN

 

Komplo Teorileri

Tarihin bu en büyük saldırısı hakkında tüm dünyada oldukça fazla komplo teorisi vardır. Bu teorilerin büyük bir kısmı ABD çıkarlarına hizmet ettiği için bizzat Pentagon tarafından desteklenmekte ve Hollywood tarafından yapılan film ve belgeseller aracılığıyla yaygınlaştırılmaktadır. Bu komplo teorilerinin en meşhuru şüphesiz ki Yahudilerle alakalıdır.

Hiç Yahudi ölmedi mi?

11 Eylül saldırılarında 4 bin Yahudi’nin işe gitmediği iddiası ilk defa Lübnan Hizbullah’ı tarafından gündeme getirilmiştir. İran yetkililerinin de hemen bu oldukça saçma iddiayı desteklemeleri çok düşündürücüdür.[1]

Saldırılardan bir süre sonra yayın yapan El Menar televizyonu olayda hiçbir Yahudi’nin ölmediğini iddia etmiştir. Oysa 11 Eylül saldırılarında 400 ile 500 arasında Yahudi ölmüştür. New York’ta yaşayan Yahudilerin oranı hesaba katıldığında bu hiç de az değildir. Ayrıca 4 bin Yahudi’ye saldırı öncesi mesaj yazıldığı iddia edilmektedir.

Saldırı özellikle Yahudilere yapıldı

El Kaide'nin 11 Eylül'de özellikle Filistin işgalinin intikamını almak için Dünya Ticaret Merkezi 80. katta bulunan Cantor Fitzgerald isimli Yahudi şirketi hedef aldığı biliniyor. Ancak buna rağmen saldırıda hiç Yahudi'nin ölmediği iddiası tüm dünyada oldukça yaygın. Saldırıların bir yönüyle İsrail ile bağlantılandırılmasının önünü açan bu asılsız iddia ciddi kafa karışıklıklarına neden olması için özellikle tasarlanmıştır.

İddia ayrıca saldırıyı benimsemeyen Müslüman kesimlerin savunma psikolojisi ile kendilerini olaydan uzaklaştırmalarına da katkı sunmuştur. Oysa 4 bin Yahudi'nin saldırı günü bölgeye gitmediği doğru değildir. Saldırının gerçekleştiği gün Yahudi'lerin kutsal bir günü olduğu için ve saldırı sabah erken gerçekleştiği için olayda 500 Yahudi öldürülmüştür.

11 Eylül saldırılarıyla alakalı en önemli iddialardan biri de saldırılar nedeniyle ABD’nin İslam ülkelerine saldırdığı görüşüdür. Bu iddiaları ortaya atanlar ABD tarihinden habersiz kesimlerdir. ABD, 300 yılı geçmeyen tarihi boyunca dünyada en fazla savaşa katılan ülkedir. Ayrıca Batı’nın İslam âlemini kendine tehdit olarak gördüğü bilinen tarihi bir gerçektir. 11 Eylül öncesi İslam Dünyası’na birçok kez saldırı düzenlenmiştir.

El Kaide’ye göre ise 11 Eylül sebep değil sonuçtur. Saldırılar El Kaide’ye göre “İslam Dünyası’nda birçok katliamlar yapan, içişlerine karışan, diktatör rejimleri destekleyen ve İslam ülkelerine ambargo uygulayan” ABD’nin bu tavırlarına bir tepkidir. ABD 11 Eylül saldırıları öncesi Irak’a, Lübnan’a, Somali’ye, Ogaden’e asker çıkarmış ve savaş açmış, Sudan’ı ve Afganistan’ı daha 11 Eylül saldırıları olmadan bombalamıştır. ABD, Sovyetler Birliği yıkılır yıkılmaz İslam Dünyası’nı kendine tek tehdit ve alternatif olarak görmüş ve NATO konseptini İslam’a, karşı yapılandırmıştır. Sadece Irak’a uygulanan ambargolar sebebiyle 1 milyon çocuk ölmüş, İsrail aleyhine BM’de çıkan her karar ABD ve İngiltere tarafından veto edilmiştir. Bunların her biri El Kaide’ye göre ABD’ye saldırmak için yeterli gerekçelerdir.

Komplo Teorilerinin Amacı Ne?

ABD Amerika ve Avrupa’da halkı ve hükümetleri devam eden bu savaşın gerekliliğine inandırmak için 11 Eylül’ü El Kaide’nin yaptığını kabul ediyor, İslam ülkelerinde ise bu harekete halkların güvenmesini engellemek için Yahudi parmağı olduğu düşüncesini yaygınlaştırıyor. Ayrıca İslam ümmetine “Siz kendi başınıza hiçbir şey beceremezsiniz. Buna gücünüz, kapasiteniz yetmez mesajı vermektedir. ABD saldırılara dair çeşitli komplo teorileriyle uğradığı aşağılık kompleksi ve yenilgi psikoojisini başarılı bir biçimde ortadan kaldırmıştır.

 



  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylaş
  •   
  • facebook'ta paylas
  • Yazdır
  • Mail Gönder