Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

12:06, 05 Kasım 2018 Pazartesi
Eski MİT'çinin ihanet belgesi

Eski MİT'çinin ihanet belgesi

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu, eski MİT'çi Enver Altaylı’nın FETÖ operasyonunda ele geçen bilgisayarındaki bir mektup dikkat çekti.




Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, “Ajanlık böyle bir şey mi?” başlıklı yazısında, Enver Altaylı’nın mektubunun ayrıntılarını kaleme aldı.

Mahmut Övür, “Sömürgecilik döneminde ülkelerin işgali söz konusuydu. Batılı ülkeler, sömürge valilileri eliyle Afrika'dan Asya'ya onlarca ülkeyi uzun yıllar işgal edip yönetti. Sonra devreye emperyalizm girdi ve içeriden kuşatma dönemi başladı. Görünürde ülkeler bağımsızdı ama sanayiden eğitime hiçbir alanda inisiyatif sahibi değillerdi ve ipler küresel güçlerin elindeydi. Nasıl kalkınacağımıza, neyi üretip üretmeyeceğimize, dış istihbarat yapıp yapmayacağımıza hatta doğum kontrolüne kadar her şeye onlar karar veriyor, içerideki uzantıları da uyguluyordu.

İşte Türkiye son yıllarda bu bağımlılıktan kurtulma mücadelesi veriyor. O mücadeleyi verirken de sadece dışarıdan değil en çok içeriden engelleniyor. Onların kim olduğunu ayırt etmek de kolay değildi. İçimizden biri gibiydiler; kimi milliyetçi, kimi solcu kimi dindardı” ifadelerini kullandı.

“DERT ETTİĞİ ŞEY TÜRKİYE'DE YÜKSELEN ABD KARŞITLIĞIYDI”

“Şimdi size bunlardan birini tanıtmak istiyorum. İsmini yazının sonunda açıklayacağım” diyen Övür şöyle devam etti:

“Elimde, yaklaşık bir yıl önce 28 Ağustos 2017'de FETÖ ile ilgili bir operasyonda yakalanan bu zatın bilgisayarında ele geçen bir mektup var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma evrakına giren bu mektubu ibretle okuyacaksınız.

Türk milliyetçisi olarak bilinen bu kişi, ABD'li dostlarına yazdığı mektupta, Türkiye ile ABD ilişkilerinin bozulmasını ele alıyor ve Türkiye'deki ABD karşıtlığının neden yükseldiğini anlatıyordu. Dert ettiği şey Türkiye'de yükselen ABD karşıtlığıydı... Bu karşıtlığın 15 Temmuz darbe girişimine giden üç aylık süreçte, ABD'ye düşman medyanın yayınlarıyla daha kapsamlı ve etkili olduğuna üzüldüğünü belirtiyor ve şöyle diyordu:

‘Sıkıntımı oldukça artıran şey, bu hain propagandanın şu anki Türk hükümetinin kontrolünde olduğu sayısız yerel ve ulusal basın kurumlarından oluşan büyük bir propaganda aracı tarafından tek bir merkez kanalıyla ve talimatıyla yapıldığı gerçeğidir. Hayatının 50 yılından fazlasını Batı dünyasına ve Batıyla birlikte olması gereken bir Türkiye'ye adayan birinin tek üzüntü kaynağının bu olmadığını üzülerek yeniden belirtmek durumundayım.”

“ALTAYLI'NIN ABD'YE ‘NAÇİZANE KATKILARI’ NEYDİ?”

Mahmut Övür, “Onun üzüntü kaynağı Türkiye'nin Şanghay Beşlisi'ne yönelme ihtimaliydi” diyerek yazısını şöyle sonlandırdı:

“Bunun üzerine söyledikleri gerçekten ürperticiydi: ‘Türk toplumunun büyük ve tek taraflı bir propaganda aygıtı aracılığıyla Şanghay ittifakına doğru yönelmesinin, Türkiye'nin yaklaşık 200 yıldır kendisine Batı dünyasının dışında alternatif bir yaşam alanı hayal etmeyen, kendi ulusal kurtuluş savaşı sırasında bile bağımsızlığının garantisi olarak İngiliz ya da Amerikan Mandası fikrini esas alan, çok yakın zamana kadar ABD'nin koşulsuz dostu ve müttefiki olan bir ülke olduğu düşünülürse, onarılmaz bir kayıp olacağına inanıyorum...’

Yabancı bir devletin adamı olmak herhalde böyle bir şey... Bakın onu devşirenlere minnet duymayı da ihmal etmiyor: ‘Benden yaşça büyük ve saygıdeğer büyüklerim Ruzi Nazar ve Duane Clarridge'in -huzur içinde uyusunlar- ahlaki sorumluluğunu taşıyan bendeniz mevcut durumun ihtiva ettiği temel tehlikeler hakkında değerli arkadaşlarımı bir kez daha uyarmak istiyorum.’

Sanıyorum, yakın dostlarının isminden mektubu yazanın kim olduğu anlaşıldı. Türkiye'nin bağımsızlığının garantisi olarak İngiliz ve Amerikan mandacılığına atıf yapan bu kişi, eski milliyetçi, eski MİT mensubu ve yeni FETÖ'cü Enver Altaylı'dan başkası değil. Mektup değil adeta bir ihanet belgesi... Altaylı'nın ABD Başkanı Trump'a ve süper güç ABD'ye ‘naçizane katkıları’ neydi? Türkiye ve Başkan Erdoğan'ı ABD'lilere FETÖ ağzıyla nasıl şikâyet etti? İhanet belgesini deşifre etmeye devam edeceğiz...”

Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür'ün yazısının devamı;

Dün bu köşede yer alan eski MİT mensubu Enver Altaylı'nın ABD'li dostlarına yazdığı mektup-yazı, "İçimizdeki Amerikalılar" ya da benzeri Batılı ülkeler gerçeğini çok net biçimde ortaya koyuyor. Kim bilir Altaylı gibi daha ne isimler var ve ne yazık ki onların neler yaptıkları, ülkenin kaderinde nasıl bir rol oynadıkları pek su yüzüne çıkmıyor. Bu açıdan Altaylı'nın mektubu bir ibret belgesi.

Aslı İngilizce olan metin tam anlamıyla teslimiyetçi bir ruhla yazılmış ve Türkiye'den çok ABD'nin çıkarlarını korumak üzerine kurulu. Ve adam hizmet etmeye o kadar hevesli ki adeta yalvarıyor: "Ömrünün 50 yılında bölgede aktif olarak bir Sovyet bilimcisi olarak çalışan bir arkadaşınız olarak naçizane fikirlerimi sizlerle paylaşmayı bir görev olarak görüyorum ve kesinlikle onur duyuyorum." 

ABD'lilere hizmetten onur duymak, ilginç bir duygu... Altaylı, ABD Başkanı Obama'nın 'Büyük Ortadoğu' politikalarının başarısız olduğunu ve bu nedenle Rusya-İran ittifakının bölgede güç kazandığını söylüyor ve Trump'a sesleniyor: "Bu patolojik ve akıl dışı durumun Trump'ın başkanlığı sırasında iyileşerek gelişeceğinden şüphem yok. Bir süper gücün büyük hatasının tarihin akışını değiştirme potansiyeline sahip olduğuna inanan bir kişi olarak süper gücün süper politikalar üretmesine naçizane katkıda bulunmayı diliyorum. Bu amaçla şimdi Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi ve bölge hakkında kısaca değerlendirmeler sunmak istiyorum." 

Doğrusu eski milliyetçi, MİT mensubu Altaylı, ABD'li dostlarına katkıda bulunmak için elinden geleni yapıyor ama şaşırtmıyor. Bildiğimiz klasik FETÖ yalanlarını arka arkaya sıralayan ilkel analizler yapıyor. Birkaçını sıralayalım: "AKP, pek çoklarının inandığı gibi halkın İslamcılığa olan desteğinin artması sebebiyle değil, kendisini makul göstermek ve sosyal merkezin yanına yaklaşmak üzere halkı ikna etmek için tasarlanan gerçek üstü bir siyasi hareket sebebiyle iktidara gelmiştir." 

"Erdoğan ılımlı bir İslamcı değildir. Kesinlikle laik bir insan değildir, Erdoğan tipik bir radikal İslamcıdır. Kısaca Erdoğan kravat takan bir DEAŞ militanıdır."

"Erdoğan'ın yönü Batı'ya yönelik değil. Kendisinin ufkunda görünen Kremlin siluetinden başka bir şey değil. Erdoğan'ın politikaları ne olursa olsun, kendisi iktidarda olduğu sürece Birleşik Devletler lehine hiçbir şey olmayacak."

Yazdıkları böyle uzayıp gidiyor. Tek derdi Başkan Erdoğan'ı ABD'lilere şikâyet etmek. ABD'nin yaptıklarından ise hiç söz etmiyor ve teslimiyetçi bir ruhla Başkan Erdoğan'dan nasıl kurtulacaklarına dair anlaşılmayan öneriler getiriyor: "Temel bir gerçeği samimiyetle hatırlatmayı arkadaşlarıma borçluyum: Erdoğan sorunu ve Türkiye gerçeği, sonuçsuz ve etkisiz çözümlerden daha fazlasını gerektiriyor. Tavsiye ettiğim şey bir çözümler listesi değil. Ben bir paradigma değişikliği öneriyorum. ABD, Türkiye'de kamusal alanda ciddi bir diplomasi atağı başlatmalıdır."

Allah'tan darbe önermemiş ama başka bir önerisi var. Bunun için de "dostları"nı ısrarla uyarıyor: "Türk kamuoyunun karmaşık özellikleri vardır ve halkın sevgisi yalnızca Erdoğan'la iyi ilişkiler kurmak suretiyle kazanılmaz. Erdoğan'a Türk halkını ABD'yi dize getirdiğini haykıran bir propagandaya maruz bırakma şansı verilmemesi gerektiğinin altını kesin olarak çiziyorum..." Kısacası "Erdoğan'la iyi ilişkiler kurmayın" diyor. Doğrusu, CIA ve FETÖ ile ilişkili birinden başka bir şey beklenmez. Ancak ortada şöyle bir problem de var; Altaylı, hâlâ "milliyetçi" kimliğiyle bilinen biri ve o kesimlerden hiç kimse bu kirli ilişkileri sorgulamıyor. Neden acaba?



  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylaş
  •   
  • facebook'ta paylas
  • Yazdır
  • Mail Gönder



 
Arafat Müzesi Filistin'in hafızası
Filistin Devlet Başkanı ve Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yasir Arafat'ın, Arafat Müzesi bir vatanın ve bir direnişçinin tarihini anlatıyor. Müzeyi ziyarete gelenler, Filistin tarihini ve yıllara yayılan Filistin mücadelesinin hikayesini okuyabiliyor.