Özel Haber | Detay Haber | | Künye | XML Sitemap |

Press Medya

Press Medya Haber Portalı

Son Dakika

12:26, 07 Temmuz 2018 Cumartesi
MİT tırları davasında Bylock' itirafı

MİT tırları davasında Bylock' itirafı

Adana ve Hatay'da MİT tırlarının durdurulması ve aranması işlemlerini organize ettikleri gerekçesiyle FETÖ'nün "sivil imamı" 11 kişi ile bir tuğgeneralin de sanık olduğu davada astsubayın, itirafçı olduğu ortaya çıktı.




Adana ve Hatay'da 19 Ocak 2014'te, MİT tırlarının durdurulması ve arama işlemlerini organize ettikleri gerekçesiyle Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 11 "sivil imamı" ile bir tuğgeneralin de aralarında bulunduğu 55 sanık hakkında açılan davada yargılanan astsubay etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak, ''Operasyonel hat ve Bylock'' kullandığını itiraf etti.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ve daha sonra yetkisizlikle Adana'ya gönderilen davanın celse arasında, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından meslekten ihraç edilen davanın sanığı astsubay E.Y'nin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olduğu ortaya çıktı.

Ankara'da ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan yargılanan ve tahliye edilen eski astsubay, bu dava kapsamında hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunduğu için mahkemeye çıkarıldı.

Astsubay ifadesinde örgüte nasıl girdiğini ve inancı gereği örgütte kaldığı dönemi anlatarak, tehdit edildiği için örgütten çıkamadığını öne sürdü. Astsubay, ''Ben bu örgüt üyesi olduğumu kabul ediyorum ama ben bundan pişman olduğumu söyleyerek davaların, bunların çözülmesi için bildiğim, tanıdığım tüm isimleri teşhis ederek verdim.'' dedi.

Örgütün gizli mesajlaşma programı Bylock'u kullandığını itiraf eden sanık astsubay, programı telefonu eski olduğu için yükleyemediklerini daha sonra ise kendisine içerisinde Bylock programının yüklü olduğu tablet verildiğini anlatarak, ''Bana 'Bununla haberleşeceğiz, telefon kullanmayacağız’ dediler. Bir müddet de bu tabletle bunu kullandılar. Program içinde yüklüydü, programın içinde bağlantıları da kendileri yapmışlar, bu bağlantının birinde Asaf isimli şahıs yüklüydü, Asaf'ı yüklemişler direkt. Asaf da bana Fetullah Gülen'in sohbetlerini gönderiyordu. Yani biriyle haberleşme aracı olarak telefonun yerine geçmişti." diye konuştu.

Örgütün daha sonra haberleşmek için Bylock programını kullanmaya başladığını söyleyen itirafçı sanık astsubay, daha sonra kendisine verilen hat ve telefonun "Bunu kırıp atacağız." diyerek elinden alındığını ifade etti.

Sanık astsubay, FETÖ imamlarının kendisine operasyonel bir hat verdiğini ve iletişimi bunun üzerinden yaptıklarını vurgulayarak, "Ben bunu operasyonel hat olarak değil cemaat içinde haberleşmek için kullandım. Bu hattı başka bir maksatla kullanmadım." diyerek savundu.

Hakkındaki suçlamalar kasamında operasyonel hat ile 577 kez iletişim kurulduğu ve diğer telefonu ile aynı bazdan sinyal verilmesine ilişkin soruya ise sanık astsubay, söz konusu hattı 1,5 yıl kullandığını belirterek “Hattı aldığım tarih 2012 yılıdır. Zaten daha sonra da haberleşmek için başka bir sisteme geçeceğiz diyerek iptal ettiler. Tablet üzerinden Bylock’a geçtiler." dedi.

Ankesör/sabit hat itirafı

Sanık astsubay, Faruk Dur adına kayıtlı olan operasyonel hattı kendisine Tarım Bakanlığı'nda çalışan Tarık adlı kişinin verdiğini anlatarak, "Hattın üzerinde herhangi bir isim yoktu, zaten açılırken pin kodunu da iptal etmişti. Kullanırken de, 5 saniye, 10 saniye, ‘Ne yapıyorsun? Sıkıntın var mı’ diyordu. ‘Şuraya gel, bugün Kur'an okuyacağız, Risale okuyacağız’ şeklinde konuşmalar oluyordu. Ben hattı bu maksatla kullandım. İstihbarat veya herhangi birimde kullanmadım. Cemaat içinde haberleşme olarak kullandım." ifadelerini kullandı.

Örgüt içi haberleşmede "10'lu kodlama" sistemini kullandıklarını aktaran sanık, bağlı oldukları imamların kendilerini genelde sabit kontörlü telefonlardan aradıklarını söyleyerek, 10'lu sistemi şu şekilde anlattı:

"Bunlar ankesörlü telefonlardan yer tespit edilir diye, güvenlik kamerası olmayan kontörlü telefon olan bayilerden arama yapıyorlardı. Herkesi, ‘Biz sizi bu ankesörlü telefonla arayacağız, alan kodu 312'li numara görürseniz bilin ki biziz, meşgule atmayın’ şeklinde uyarıyorlardı. Bizim numaralarımızı kendileri saklıyorlardı, ’10'a tamamlama’ metoduyla, son iki rakamını ona tamamlayarak, mesela benim numaram 44 ise diğeri onu 66 diye kaydediyorlardı son iki hanesini, birisi baksa bu 66 ama üzerine 10'a tamamlamak için 4 eklendiği zaman gerçek numara 44, bu şekilde herkesin numarasını kendilerinde gizliyorlardı. Aramak istedikleri herkesi ankesörlü telefondan veya bu kontörlü telefondan arıyorlardı. Biz cep telefonuyla haftada bir, 15 günde bir cep telefonunda 15 saniyelik, 20 saniyelik bir görüşme varsa muhtemelen bunların aramasıdır.''

FETÖ'nün kendi üyelerine yönelik "FETÖ ihbar"ı tehdidi

Sanık astsubay, açığa çıkmamak için ibadetlerini gizli yaptıklarını ifade ederek, konuyla ilgili örgüt imamlarının kendilerine söylediklerini şöyle anlattı:

"İbadetinizi Rusya'da yapıyormuş gibi gizli yapın. Açığa çıkarsanız veya sizin bizimle irtibatlı olduğunuz anlaşılırsa sizi fişlerler, daha sonra da ilk etapta da şuralardan atılırsınız, o yüzden görüşmelerinize çok dikkat edin’ diyorlardı. Bizi cuma namazına bile göndermiyorlardı. 'Cumaya giderseniz bizimle irtibatınız ortaya çıkar, atılırsınız' diyerek korkutuyorlardı. Bize bu şekilde davranıyorlardı, yani gizliliğe önem veriyorlardı. Çünkü bir dağılma süreci başlarsa hepsi domino taşı gibi birbirini takip eder. 2014'ten sonra işi değiştirdiler. Aba altından sopa gösteriyorlardı. Yani çift taraflı oynadılar. Önce 'İşinizden atılırsınız’ diyerek devletle korkuttular daha sonra da ‘Biz sizi ihbar ederiz’ gibi imalı sözlerle tehdit ettiler."

15 Temmuz'dan sonra televizyonu yasakladılar

İtirafçı sanık astsubay, 20 ay cezaevinde kaldığını, itirafçı FETÖ'cülerin burada da baskıya devam ettiklerini, televizyon izlemelerine bile izin verilmediğini ifade ederek, "15 Temmuz'la birlikte bunların zaten gerçek yüzünü iyice gördük. Cezaevinde de televizyondan izledikçe bunların gerçek yüzlerini gördük. ‘Televizyon izlemeyin’ diyerek bizim bilgi edinmemizi engelleyecek şekilde davranıyorlardı. ‘Kur'an okuyun, Fetullah Gülen okuyun’ diyorlardı. Bizi bir robot gibi sevk ediyorlardı. Ben bundan dolayı hem kendime hem aileme zarar verdim.'' dedi.

FETÖ'nün emekliliğe karşı tehdidi

Emekli olmak istediğini ancak ancak örgütün bunu engellediğini belirten sanık astsubay, söz konusu engellemeyi şöyle anlattı:

''Emekli olmak istedim, birkaç defa. Emekli olmak istediğimde bizim emekliliğimizi, bize bir kıssa anlatarak engellemeye çalıştılar. Bizi nasıl psikolojik baskı altına aldıklarını göstermek açısından önemli. Geçmiş zamanda Abdulhamit Han zamanında bir yüzbaşı emekli olmak istiyor ve dilekçe veriyor, Bursa'daki babası ölünce çok arazisi var başına geçmek istiyor, müsaade etmiyorlar, emekli olma savaş zamanı diye, 10 defa dilekçe yazınca en son padişah yanına çağırıyor. Sen emekli mi olmak istiyorsun, evet, ya olma işte savaş durumu var, Balkan Savaşı. Olacağım deyince istifa ettirdim seni diyor. Sonra bu şahıs memleketine gidiyor başka işle uğraşıyor.

Mehmet Akif Ersoy da Bursa'da camide ağlayan şahısı görüyor. Her gün ağladığını görüyor, camiye, namaza gidince. Neden ağlıyorsun deyince bana sorma anlatmayayım diyor. Çok ısrar edince diyor ki ben böyle böyle başımdan bir şey geçti, böyle bir şey, istifa ettim, daha sonra da bir gün rüyamda ordu denetliyordu Peygamber Efendimiz ile Abdulhamit Han, bu ordunun, bir bölük var, 'Bu bölük niye düzensiz', denetlerken hepsi disiplinli, onun komutanı istifa etti, o zaman Peygamber Efendimiz de sözde 'Biz onu istifa ettirdik, siz de emekli olursanız istifa ettirilirsiniz' yani manevi olarak, yani dinden böyle bir kendince bir afaroz gibi bizi böyle değişik bir baskıya bürüdüler, emekli olmak isteyenleri de ettirmediler bu şekilde.''

Sanık hakkında suçlamalar iddianamede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianamede, sanığın, 16 Ağustos 2010-19 Eylül 2013'te Ankara İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü'nde, 19 Eylül 2013 - 18 Ağustos 2015 tarihleri arasında Ankara Jandarma Bölge Komutanı Emir Astsubayı olarak Astsubay Kıdemli Başçavuş rütbesinde görev yaptığı, kendi adına kayıtlı 4018520 abone numaralı ADSL hattında 11 Ağustos 2014'te ilk tespit tarihli FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün 2014 yılı itibarıyla örgütsel haberleşmede kullandığı Bylock isimli kriptografik haberleşme programının yüklü olduğu belirtiliyor.

İddianamede, Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile sanığın kamu görevinden çıkarıldığı anımsatılan iddianamede, günlük hayatta, kendi adına kayıtlı "505..." numaralı GSM hattını kullandığı, operasyonel hat olarak ise Faruk Dur adına kayıtlı "537..." numaralı hattı kullandığının tespit edildiği kaydedildi.

TEM Daire Başkanlığı'nca hazırlanan HTS inceleme raporunda, Faruk Dur adına kayıtlı "537..." numaralı hat ile şüpheli E.Y'nin günlük hayatta kullandığı kendi adına kayıtlı "505..." numaralı hattın, Ankara ilinde aynı gün içerisinde ortak baz verdiği noktaların belirlendiği anlatılan iddianamede, şüphelinin, FETÖ/PDY Terör Örgütü'nde üst hiyerarşisinde bulunan sivil örgüt imamlarıyla görüşmek için kullandığı Faruk Dur adına kayıtlı "537..." numaralı operasyonel hattının Ankara'daki adres kaydının da tespit edildiği ifade edilerek, bu hatla görüştüğü numaralar liste halinde verildi.

Şüphelinin bu telefondan görüşme yaptığı G.A adına kayıtlı "536..." numaralı hattın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün Ankara ilinde görev yapan jandarma personeli astsubaylardan sorumlu "müdür yardımcısı" statüsündeki örgüt imamı olan ancak şu aşamada ismi tespit edilemeyen şüpheli tarafından kullanılan operasyonel hat olduğu vurgulanan iddianamede, yine şüphelinin operasyonel hattan görüştüğü S.B.I adına kayıtlı "5345772329" numaralı hattın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün Ankara ilinde görev yapan Jandarma personeli astsubaylardan sorumlu "öğretmen" statüsündeki örgüt imamı şüpheli Mehmet Yıldırım Ergider tarafından kullanılan operasyonel hat olduğu tespit edildiği kaydedildi.

İtirafçı astsubay hakkındaki mahkeme kararı

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, her ne kadar sanık E.Y, hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan CMK'nın 94. maddesi gereğince tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarıldığı ancak sanığın aynı suç dolayısıyla yargılandığı Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nden tahliye edilmiş olduğunun, yine bu dosyada tutuklu kaldığı süre, kendisine örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock programının kimin yüklediğini, kimlerle görüştüğüne ilişkin ayrıntılı beyanları, örgütün jandarma yapılanmasına ilişkin ifadeleri, operasyonel hat kullanılmasına ilişkin etkin pişmanlık kapsamında samimi beyanda bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiği sanığın tutuklanmasına yer olmadığına karar verdi. Heyet, adli kontrol hükümleri kapsamında sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve hafta 3 kez karakola giderek imza atma şartı koydu.



  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylaş
  •   
  • facebook'ta paylas
  • Yazdır
  • Mail Gönder



 
AA, hayata tutunmak için verilen büyük savaşın en net görüldüğü yoğun bakım servisinde, isimleri bilinmese de hafızalara "gizli kahramanlar" olarak kazınan yoğun bakım personelinin gerilim ve stres yüklü çalışma temposuna tanıklık etti.